Acaba basın gösterimine mi gitsem, yoksa galaya gidip orada mı izlesem kararsızlığım Gala lehinde sonuçlandığında Taksimface Dergi’nin foto-muhabiri Özlem’i aradım hemen. Düşüncem, gitmişken birkaç kare fotoğraf çekip derginin sitesine de haber yapmaktı, ama Özlem gideceğimiz filmin adını öğrenince çekimser davrandı. Zaman alan ikna sürecinden sonra buluşma kestik hemen Taksim Meydan’a.

Turgay Özçelik

Geçen seneki “Recep İvedik 2” galası tecrübem nedeniyle gitmek istemiyordum aslında, çünkü hem haddinden fazla kalabalık oluyor, hem de gelen davetliler arasında koltuklar için büyük bir çekişme yaşanıyordu. Ama öğle saatlerinde gerçekleşecek olan Basın Gösterimi’ne gidemeyeceğim için, zoraki bir tercihle, başıma gelecekleri bile bile gittim Gala’ya.

Yine zorlu geçen birbirimizi bulma süreci sonrasında Özlem’le atladık taksiye ve Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’ne doğru yollandık. Yoğun şekilde başlayan kar yağışı nedeniyle, çıkışta eve nasıl geçeriz diye endişelenerek ve Özlem’i kavga çıkarmaması konusunda uyararak girdik salona. Uyarıyorum, çünkü haddinden fazla asabiyetini bazen bu şekilde dışa vurabiliyor.

Kokteylin başlama saatinden önce ulaştığımız için salon henüz boş. Tecrübeli bir Ninja olarak hemen stratejik bir masaya konuşlanıyorum. Hem içki servisine yakın, hem de içeri girenler görülebiliyor. Mızmızlanıp duran Özlem’i oyalamaya çalışırken, salon yavaş yavaş dolmaya başlıyor. Tüm ısrarlarıma rağmen, burada durmayalım dolaşalım salonu diyor Özlem. Ve masadan ayrılır ayrılmaz yerimiz hemen doluveriyor. Özlem köşe bucak fotoğrafını çekecek ünlü ararken, mecburen ben de peşinde dolanıyorum. Ünlüler de geçen seneden tecrübe edinmişler herhalde ki, Ferhat Güzel’den başka ünlü yok etrafımızda, ya da dizi izlemeyen kötü bir TV izleyicisi olarak ben tanımıyorum gelenleri.

İçki servisi başlıyor, yoğun bir mücadele neticesinde kendime bir kadeh şarap, Özlem’e de bir meyve suyu alıyorum. Bu süreçte çok fazla yorgun düştüğüm, ve aynı mücadeleyi salona girerken de vermemiz gerektiğini bildiğim için, bir an önce salonun kapısına doğru yaklaşmaya ikna ediyorum Özlem’i. Ne yazık ki geç kalmışız, giriş kapılarının önünde aynı kalabalık bekliyor. Derin sırt dekolteli ablayı, her gittiğimiz köşede karşımıza çıkmasına, ve ben ünlüyüm edasıyla dolaşmasına rağmen ısrarla çekmiyoruz.

Kapılar açılıyor, ve savaş başlıyor. Çığlıklar, küfürler, itiş kakışlar arasında giriyoruz salona ve ilk gördüğümüz boş koltuğa oturup, mücadelenin geri kalanını izliyoruz dehşetle. Birkaç dakikada salon doluyor, ve giriş kapısında yaşanan mücadele, bu kez protokol için ayrılmış koltuklara oturabilmek için yaşanıyor. Şıkır şıkır giyinmiş ablaları, takımları çekmiş ağabeyleri, bir koltuk için birbirini ezerken, itip kakarken izlemek, sadistçe keyiflendiriyor beni.

Yapımcı Faruk Aksoy çıkıyor sahneye ve filmin yıldızı Şahan Gökbakar’ı takdim ediyor izleyicilere. Geçen sene yaptığı konuşmaya atıfla, “Bu filmin galasına geldiğiniz için, yarın arkadaş çevreniz tarafından dışlanacaksınız” diyerek başlıyor konuşmasına. Salonun kalabalıklığını kastederek de, “Bütün İstanbul burada” cümlesini ekliyor. Özlem Şahan’ın fotoğraflarını çekerken, ben de bir yandan hala bitmeyen yer bulma telaşını izliyorum.

Işıklar kapanıyor, ayakta kalanlar görevliler tarafından dışarı çıkartılıyor ve film başlıyor…

Filmle ilgili öncelikle şunu söylemeliyim ki, Recep İvedik karakteri her filmde biraz daha ehlileşiyor. İlk filmde sistem dışı, çalışmayan, toplumsal kurallara uymayan, küfürü eksik etmeyen bir karakter iken, ikinci filmde bu hali biraz törpüleniyordu. Hatta ninesi, onun iş bulup, evlenmesi için baskı yapıyordu. Aynı şekilde serinin üçüncü filminde de, Recep İvedik’i kendisinin “hayvan” olarak tanımladığı bu karakter özelliklerinden kurtulmaya çalışırken izliyoruz.

Ninesinin ölümüyle yalnız kalan İvedik, bunalıma giriyor. İkinci filmden hatırlayacağımız ve üniversite öğrencisi, Starbuck’s kızı Zeynep ise Recep İvedik’in evine yerleşiyor ve onu bu bunalımdan çıkartmaya çalışıyor. İvedik’in sosyalleşme çabaları olarak özetlenebilecek bu üçüncü film, yine ilk iki filmin biçimsel özelliklerini koruyarak, bir hikaye bütünlüğü şeklinde ilerlemekten ziyade, çeşitli skeçlerden oluşuyor. İşin bu kısmına dair zaten şimdiye kadar söylenmesi gerekenler fazlasıyla söylendiği için, üstüne bir şey söylemeye gerek yok. Ama ana karakterin ikinci ve üçüncü bölümlerde topluma kazandırılma süreci, filmin geneline de yansıyor. Örneği bu üçüncü film, serinin en az küfürlü, en az belden aşağı espri yapılan filmi. Zeynep karakterinin sempatikliği de bu durumda önemli rol oynuyor. Karakterin giderek daha toplumsal kabul gören bir kıvama gelmesi, muhtemelen daha çok seyirciyi kapsamaya yönelik bir harekettir. Ama bu durum yine aynı nedenden ötürü, seyirci kaybetmesine de yol açabilir. Çünkü Recep İvedik, toplumdışı bir karakter olarak, bir yandan da toplumsal işleyişe dair ufak da olsa eleştiriler getiriyordu. Belki de bu kadar çok sevilmesinin nedeni de buydu. Karakterin giderek daha sevimli kılınmaya çalışılması, belki bu anlamda olumsuz bir dönüşe de yol açabilir.

Saklamaya gerek görmeden, film süresince haddinden fazla güldüğümü söylemeliyim. Hatta önyargılı Özlem’i bile güldürdü “Recep İvedik 3”. İzlerseniz siz de göreceksiniz, bazı bölümlerdeki espriler gerçekten çok eğlenceli. Ama arkamızda oturan hanım kızın, film boyunca hiç durmadan gülmesine anlam veremedim yine de. Espri olmayan bölümlerde bile güldüğüne göre, kesin benim göremediğim bazı ayrıntıları yakalamıştır diye düşünüp, kendimden şüpheleniyorum. Film esnasında ortalıkta dolaşarak, telefonla kayıt yapan var mı diye kontrol eden güvenlik görevliler de, güven verici cüsseleriyle perdeyi kapatarak, filmi izlememe zaman zaman engel oldular. “Lütfen telefonunuzu kapatın” şeklinde bağırarak yaptıkları uyarılar da yine aynı etkiyi yaptı. Bu yoğun çabaları sonuç da verdi aslında, hemen iki sıra önümde oturan bir genci dışarı çıkarttılar. Çocuk geri de dönmedi sonra.

Film bitti, yine aynı hengame içerisinde kendimizi dışarı attık. Ve filmin en çok hangi sahnelerinin komik olduğunu tartışarak, evlerimize doğru yola çıktık.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir