<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Sadık Yemni&#8217;den sinemasallar (4): Cepcepniler yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.tersninja.com/sadik-yemniden-sinemasallar-4-cepcepniler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tersninja.com/sadik-yemniden-sinemasallar-4-cepcepniler/</link>
	<description>Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı &#34;eşsiz&#34; kılar.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Mar 2010 21:59:18 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>ezgi tarafından</title>
		<link>http://www.tersninja.com/sadik-yemniden-sinemasallar-4-cepcepniler/comment-page-1/#comment-3415</link>
		<dc:creator>ezgi</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2009 10:50:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tersninja.com/sadik-yemniden-sinemasallar-4-cepcepniler/#comment-3415</guid>
		<description>Bu ne güzel bir haber! 
Gerçekten bütün mesajlar iletiliyor işte!.. Yaşasın!..

Merak ediyorum da cepcepniler bir gamzeme fitler mi acaba? Baktım aynaya.. Aynıyım.. Pazar günü öykü yayınlayınca başka bir şeyi mi alacaklar acaba?

Olsun!.. Razıyım ne alırlarsa.. Sadık Yemni&#039;nin yeni öykülerini bekliyorum sabırsızlıkla.. Sevinçten kanatlanıp uçacağım az sonraaa... Heyyy!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu ne güzel bir haber!<br />
Gerçekten bütün mesajlar iletiliyor işte!.. Yaşasın!..</p>
<p>Merak ediyorum da cepcepniler bir gamzeme fitler mi acaba? Baktım aynaya.. Aynıyım.. Pazar günü öykü yayınlayınca başka bir şeyi mi alacaklar acaba?</p>
<p>Olsun!.. Razıyım ne alırlarsa.. Sadık Yemni&#8217;nin yeni öykülerini bekliyorum sabırsızlıkla.. Sevinçten kanatlanıp uçacağım az sonraaa&#8230; Heyyy!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Landlord tarafından</title>
		<link>http://www.tersninja.com/sadik-yemniden-sinemasallar-4-cepcepniler/comment-page-1/#comment-3413</link>
		<dc:creator>Landlord</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2009 09:29:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tersninja.com/sadik-yemniden-sinemasallar-4-cepcepniler/#comment-3413</guid>
		<description>Bekleyenlerine müjdeyi verelim o zaman, Sadık Yemni&#039;nin öyküleri bu Pazar yeniden başlıyor...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bekleyenlerine müjdeyi verelim o zaman, Sadık Yemni&#8217;nin öyküleri bu Pazar yeniden başlıyor&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ezgi tarafından</title>
		<link>http://www.tersninja.com/sadik-yemniden-sinemasallar-4-cepcepniler/comment-page-1/#comment-3356</link>
		<dc:creator>ezgi</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2009 21:20:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tersninja.com/sadik-yemniden-sinemasallar-4-cepcepniler/#comment-3356</guid>
		<description>Sadık Yemni’nin Tersninja’da yayınlanan öykülerini nasıl tepeden tırnağa merak ve heyecanla bekliyordum. İnanmazsınız belki bana, her pazar gününü resmen iple çekiyordum. 
Bu pazar günü de ara ara baktım Tersninja&#039;ya.. 
Yok.. 
Sadık Yemni ve öyküsü yoktu.. 
Nasıl olur? 
Her pazar oluyordu.. 
Yoksa geçen haftaki öykü son muydu? 
Ama söylemedi ki kimse son öykü olduğunu.. 
Bilseydim son öykü olduğunu  kendimi alıştırırırdım belki. Kendimi alıştırınca yüreğime taş basardım illa ki.. Yüreğime taş basınca, taş keserdi belki yüreğim de beklemezdim böyle hevesle, öyle değil mi? 

Ben gene cepcepnilere haber göndermeliyim. 
Tırtıklayıp götürmüş olmasınlar Sadık Yemni&#039;nin bu pazar okuyacağımız öyküsünü.. 
Evet.. Kesinlikle öyle olmalı..
Çünkü olur a dedim bugün. 
Pazar günü komşu dünyalar arasındaki posta bağlantısında bir sorun olmuştur da Sadık Yemni&#039;nin öyküsü ulaşmamıştır Tersninja&#039;ya.. 
Ama yok işte.. 
Pazartesi oldu bu saate kadar bekledim. Yok!

Şimdi gözlerimi kapatıyorum..  İflah olmaz iyiniyetim, uslanmaz isteklerim ve en içten  duygularımla, cepcepnilere şu mesajı gönderiyorum şimdi. 
&quot;Bütün mesajlar iletiliyor.&quot; dememişlermiydi bana?
Demişler ve ardından da sevgilerini göndermişlerdi. 
Haberleşiyorduk işte.. Daha önce denemiştim..

- Cepcepniler, gamzemi istemiyorum. Sizde kalsın. 
Bana geri iade etmeyin. Lütfen Sadık Yemni&#039;nin bu haftaki öyküsünü Tersninja&#039;ya geri getirin. Lütfen!
Hatta yetmezse gamzem size, benden ne isterseniz götürün.. Son bir kez daha Sadık Yemni&#039;nin öyküsünü okuyalım.. Lütfen!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sadık Yemni’nin Tersninja’da yayınlanan öykülerini nasıl tepeden tırnağa merak ve heyecanla bekliyordum. İnanmazsınız belki bana, her pazar gününü resmen iple çekiyordum.<br />
Bu pazar günü de ara ara baktım Tersninja&#8217;ya..<br />
Yok..<br />
Sadık Yemni ve öyküsü yoktu..<br />
Nasıl olur?<br />
Her pazar oluyordu..<br />
Yoksa geçen haftaki öykü son muydu?<br />
Ama söylemedi ki kimse son öykü olduğunu..<br />
Bilseydim son öykü olduğunu  kendimi alıştırırırdım belki. Kendimi alıştırınca yüreğime taş basardım illa ki.. Yüreğime taş basınca, taş keserdi belki yüreğim de beklemezdim böyle hevesle, öyle değil mi? </p>
<p>Ben gene cepcepnilere haber göndermeliyim.<br />
Tırtıklayıp götürmüş olmasınlar Sadık Yemni&#8217;nin bu pazar okuyacağımız öyküsünü..<br />
Evet.. Kesinlikle öyle olmalı..<br />
Çünkü olur a dedim bugün.<br />
Pazar günü komşu dünyalar arasındaki posta bağlantısında bir sorun olmuştur da Sadık Yemni&#8217;nin öyküsü ulaşmamıştır Tersninja&#8217;ya..<br />
Ama yok işte..<br />
Pazartesi oldu bu saate kadar bekledim. Yok!</p>
<p>Şimdi gözlerimi kapatıyorum..  İflah olmaz iyiniyetim, uslanmaz isteklerim ve en içten  duygularımla, cepcepnilere şu mesajı gönderiyorum şimdi.<br />
&#8220;Bütün mesajlar iletiliyor.&#8221; dememişlermiydi bana?<br />
Demişler ve ardından da sevgilerini göndermişlerdi.<br />
Haberleşiyorduk işte.. Daha önce denemiştim..</p>
<p>- Cepcepniler, gamzemi istemiyorum. Sizde kalsın.<br />
Bana geri iade etmeyin. Lütfen Sadık Yemni&#8217;nin bu haftaki öyküsünü Tersninja&#8217;ya geri getirin. Lütfen!<br />
Hatta yetmezse gamzem size, benden ne isterseniz götürün.. Son bir kez daha Sadık Yemni&#8217;nin öyküsünü okuyalım.. Lütfen!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Cepcepniler tarafından</title>
		<link>http://www.tersninja.com/sadik-yemniden-sinemasallar-4-cepcepniler/comment-page-1/#comment-3085</link>
		<dc:creator>Cepcepniler</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2009 22:09:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tersninja.com/sadik-yemniden-sinemasallar-4-cepcepniler/#comment-3085</guid>
		<description>Gamzeniz emin yerlerde merak etmeyin. Bir gün geri iade edilecek. Bütün mesajlar iletiliyor. Sevgiler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Gamzeniz emin yerlerde merak etmeyin. Bir gün geri iade edilecek. Bütün mesajlar iletiliyor. Sevgiler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ezgi tarafından</title>
		<link>http://www.tersninja.com/sadik-yemniden-sinemasallar-4-cepcepniler/comment-page-1/#comment-3062</link>
		<dc:creator>ezgi</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Jul 2009 13:01:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tersninja.com/sadik-yemniden-sinemasallar-4-cepcepniler/#comment-3062</guid>
		<description>Hayat durdu benim için.. Sanki artık her şey farklı.. Sanki bu beden benim değil.. Bu nefes bana zararlı.. Sevdiğim şarkı sözlerini hissettiğim gibi değiştirmiştim.. Alışmaya çalışmak diye bir şey yok .. Alışmak zorundayım.. Üzülmemek diye bir şey yok.. Üzülmem gerek.. Bu şarkıyı
içimden söylüyorum. Acaip, daha önce tatmadığım bir acı hissediyorum. Tam midemin üstünde..Sanki içime bir ninja kılıcı sokulmuş, kılıç ilerliyor  ilerliyor.. Tam kalbime gelince hissediyorum delip geçiyor,  tekrar tekrar sokup kanırtıyor.Acının şiddetinden ellerim zangır zangır titriyor. 

İstanbul’dayım. Üniversiteye gidiyorum. Yaşadığım küçük şehirden, istediğim bölümü kazanınca bir süreliğine uzaklaştım. Üç ayda bir falan memlekete gidebiliyorum. Keyfim yerinde.  Gencim, güzelim, kendimi her zamankinden daha güzel hissediyorum. Şahane uzun siyah saçlarım ve hele gülünce sağ yanağımda oluşan çapkın gamzemle gönüller fethediyorum.  Ben kimseye takılmıyorum ama... Aldırmıyorum peşimden koşanlara.. Her gün Anadolu yakasından Avrupa yakasına vapurla geçiyorum. Mutluyum.. Daha doğrusu mutluydum.. Ta ki o güne, onu görene kadar. Vapurda üst katta açıkta oturuyordum. Püfür püfür rüzgarda İstanbul’u seyrediyordum. Ansızın gördüm onu. Tam çaprazımda.. Karşımda.. Üzerinde simsiyah giysileri, saçı yok, yaşı geçkince belli. Kırklarında falan. Elinde bir çizgi roman. Dalmış, okuyor. Neden benim ilgimi çekiyor ki acaba? Herhangi biri.. Değişik bir enerji alıyorum sanki, İçimden diyorum ki “Bir baksa! Ah bir görse beni!” İnanmıyorum. Sanki duyuyor. Başını kaldırıyor, bir çift yosun yeşili gözlerle doğrudan bana bakıyor. Sanki bakmıyor da bir çift Eros oku fırlatıyor. İşte bu benim bittiğim an arkadaşlar, tam manasıyla bittiğim an. Donup kalıyorum. Kıpırdayamıyorum bir an. O gene kirpiklerini devirip kitap okumaya devam ediyor. İşte bu kadar.

Bu durum her sabah yaşanıyor. Genelde ben ondan önce binmiş oluyorum vapura. O ardımdan gelip çaprazıma bazen tam karşıma oturuyor. Hep çizgi roman okuyor. Ben ona bakıyorum. İçimden bana bakması için yalvarıyorum. Bakıyor. Sağ yanağımı ona çevirip, gülümsüyorum. Gamzemden etkilensin istiyorum. Bazen o da gülümsüyor bana. Gülümsedi.. Gülümsedi… Saydım bir ayda on defa  gülümsedi bana. Gülümsedi ya, inanın  kalbim kanatlandı adeta.. Gördüm kalbimi yemin ediyorum gördüm. Ben oturuyordum vapurda. Kalbim kanatlarını çırpıyordu onun omuzlarında. İnanın oldu bu durum on defa. Çok garip bir durum. Kendimden korktum. Yaşımı küçük mü görüyor bilmiyorum ki. İlgimi fark ediyor. Fark etmemesi imkansız. Neredeyse vapurdaki herkes biliyor. Çünkü eğer vapur dolarsa ve o henüz binmemişse vapura, karşımda bir kişilik yer ayırıyorum mutlaka. Çantamı koyuyorum. Oturmak isteyen birine “Gelecek var.” Diyorum. Oturtmuyorum. O gelince ama sesimi çıkartmıyorum. Hemen çantamı alıyorum. Oturuyor. Çizgi roman okuyor. Ben her gün çizgi çizgi onu okuyorum. Kafamda ne romanlar yazıyorum! Konu O ve ben!

Bir gün gelmedi. Yok! Neredeyse kaptana koşup vapuru durduracaktım. İskele gözden kaybolana kadar baktım karaya… Yoktu… Ertesi gün gene yok… Çıldırdım, çıldırdım. Bir yandan diyorum ki, “sana ne kızım… tanımadığın biri için nedir kendine bu  yaptığın  zulüm?” Alışmışım bir kere, sabah onu göreceğim, bir kez bakacak veya arada gülümseyecek. Bu durum beni tüm gün idare edecek. Bütün gün nasıl sarhoş gibi oluyorum. Ayaklarım yere değmiyor adeta. Arkadaşlarım bendeki durumu fark etmişlerdi. “Son günlerde nedir bu sendeki değişiklik, ışıldıyorsun” demişlerdi. “Bahar” demiştim.
 “Bahar”  “Bahar başıma vurdu!” 

Tam iki hafta geçip gelmeyince, okadar merak ettim ki! Nereye kaybolmuştu? Her gün aynı saatte vapura binen biri neden artık yoktu? Hep onu düşünüyorum.Aniden aklıma bir şey geldi. Son haftalarda Tersninja’da Sadık Yemni’nin öyküleri yayınlanıyordu. Hatta Yazarın Muska, Muhabbet Evi, Yatır ve Öte Yer adlı kitaplarını hayranlıkla okumuştum. Tam bana görelerdi. Yaşadıklarımı bu kitaplarda bulmuştum. Çok etkileyici ve düşsel bir dili vardı.  Okuduklarım  rüya mı gerçek mi bazen karıştırıyordum. Bu Pazar tersninja’daki öyküsü de gene acaip güzellikteydi. Hey! Cepcepniler! Hani o  küçük yaratıklar. Şirinlerden bile küçük, ama karınca kadar güçlülerdi hani. Bunlar bu dünyadan tırtıkladıkları irili ufaklı şeyleri kendi dünyalarına götürmüyorlar mıydı? Sadık Yemni böyle yazmamış mıydı? Yazdıysa doğruydu. Cepcepnilere acil ihtiyacım vardı. Komşu dünyalara, İnşallahvaristan’a yada Sadık Yemni’ye bir şekilde haber göndermeliydim. Nerdeydi O? Belki de burnumun ucuna yakın bir yerdeydi. Cepcepniler’in ona kendi dünyalarında  ihtiyacı mı vardı? Ya ben ne olacaktım bu durumda? Ya geri gelmeliydi, yada beni de almalılardı yanına… Başka çaresi yoktu bu işin. En iyisi onu geri getirmeyi becermeliydim. Ben paralel evren diye bir şey düşünmek istemiyordum. Onu burada istiyordum. Eskisi gibi. Karşımda. Dipdiri. “Şeytan aldı götürdü, satamadan getirdi” vaziyeti yani. Kim aldıysa geri getirmeliydi.  Cepcepniler ise sebebi… Hemen  geri getirmeliydiler hemen! Yolunu öğrenmiştim Sadık Yemni’nin öyküsünden.

Pazar gecesi yatağa girdiğimde,  dedim ki, “Cepcepniler! Benden bir şey alın götürün, O’nu bana geri getirin, lütfen!” Bunu öyle içten diledim ki, arzumun şiddetinden tüm hücrelerimin zangırdadığını hissettim.. Gözlerimi sımsıkı kapadım. Sabaha kadar tekrarladım mütemadiyen! Sabah kendime aynada baktım. Aynıyım. Aynı saçlar.. Aynı beden… Hiç bir şeyim gitmemiş. Günlerdir yüzüm asık dolaşıyorum. Kimse güldürmeyi beceremiyor. Yıkılıyorum. Gene bir umut var ama içimde. Belki göremediğim bir şeyimi almışlardır cepcepniler… Bu isteğimi hergece tekrarlıyorum.

İşte gene vapurdayım. Hayat durmuştu benim için. Günlerdir o yoktu. Aynı şarkının sözlerini içimden söylemekteyim… “Unutmak olur iş mi? Kaybettiğinin yerine ne koysan dolmaz.. 
Boş bırakacağım yerini hep bomboş..” 
Yeri boş beklemekteyim. Vapur hareket etti. Yok! Gene yok! Ümidimi kesiyorum artık. Kesmeliyim… Öyküdeki cepcepniler durumu hakiki değildi demek ki! Çaresizim! Oysa öyküye ne çok inanmıştım... Dalmışım denizin köpüklerine. Bir an başımı çevirdim. Karşımda. Oturuyor. İnanamıyorum.. Gerçekten o! Elinde çizgi roman okumuyor, bana bakıyor! Dayanamıyorum gidiyorum yanına… “Nerdesiniz kuzum, sizi merak ettim” diyorum utanmadan. Yosun yeşili gözleriyle bakıyor gözlerimin içine, deliyor bakışlarıyla yüreğimi  gene... Gülümsüyor…Sanki daha önce tanışmışız gibi cevap veriyor: “Bir trafik kazası yaşamışım.  Ölümden dönmüşüm. Ben hiçbir şey hatırlamıyorum. Hastanede yattım günlerce. ” diyor. Günlerdir gülümsemediğim kadar dolu dolu gülümsüyorum. “Ah!Gamzeniz” diyor... “Gamzenize ne oldu? Yok!” Elimle yanağıma elliyorum. Gülümsüyorum. O çapkın gamzem yok olmuş. Yok! Cepcepniler! Cepcepniler, gamzemi alıp, onu geri gönderdiler demek ki!”  Sesimi çıkartmıyorum. Yanına oturuyorum. Mutluyum. Cepcepniler öyküsü benim içindi ve komşu dünyalar arasında posta bağlantısı  vardı demek ki! Bu sır sıradan hayatımı sırlayan bir giz büklümü haline dönüşmüştü sanki! Sevgili Sadık Yemni’ye  sevgilerimi göndersem bu posta bağlantısıyla ulaşırdı illa ki! Gözlerimi kapadım. Gönderiyorum işte şimdi: Teşekkürler Sevgili Yazar! Size kucak dolusu teşekkürler!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hayat durdu benim için.. Sanki artık her şey farklı.. Sanki bu beden benim değil.. Bu nefes bana zararlı.. Sevdiğim şarkı sözlerini hissettiğim gibi değiştirmiştim.. Alışmaya çalışmak diye bir şey yok .. Alışmak zorundayım.. Üzülmemek diye bir şey yok.. Üzülmem gerek.. Bu şarkıyı<br />
içimden söylüyorum. Acaip, daha önce tatmadığım bir acı hissediyorum. Tam midemin üstünde..Sanki içime bir ninja kılıcı sokulmuş, kılıç ilerliyor  ilerliyor.. Tam kalbime gelince hissediyorum delip geçiyor,  tekrar tekrar sokup kanırtıyor.Acının şiddetinden ellerim zangır zangır titriyor. </p>
<p>İstanbul’dayım. Üniversiteye gidiyorum. Yaşadığım küçük şehirden, istediğim bölümü kazanınca bir süreliğine uzaklaştım. Üç ayda bir falan memlekete gidebiliyorum. Keyfim yerinde.  Gencim, güzelim, kendimi her zamankinden daha güzel hissediyorum. Şahane uzun siyah saçlarım ve hele gülünce sağ yanağımda oluşan çapkın gamzemle gönüller fethediyorum.  Ben kimseye takılmıyorum ama&#8230; Aldırmıyorum peşimden koşanlara.. Her gün Anadolu yakasından Avrupa yakasına vapurla geçiyorum. Mutluyum.. Daha doğrusu mutluydum.. Ta ki o güne, onu görene kadar. Vapurda üst katta açıkta oturuyordum. Püfür püfür rüzgarda İstanbul’u seyrediyordum. Ansızın gördüm onu. Tam çaprazımda.. Karşımda.. Üzerinde simsiyah giysileri, saçı yok, yaşı geçkince belli. Kırklarında falan. Elinde bir çizgi roman. Dalmış, okuyor. Neden benim ilgimi çekiyor ki acaba? Herhangi biri.. Değişik bir enerji alıyorum sanki, İçimden diyorum ki “Bir baksa! Ah bir görse beni!” İnanmıyorum. Sanki duyuyor. Başını kaldırıyor, bir çift yosun yeşili gözlerle doğrudan bana bakıyor. Sanki bakmıyor da bir çift Eros oku fırlatıyor. İşte bu benim bittiğim an arkadaşlar, tam manasıyla bittiğim an. Donup kalıyorum. Kıpırdayamıyorum bir an. O gene kirpiklerini devirip kitap okumaya devam ediyor. İşte bu kadar.</p>
<p>Bu durum her sabah yaşanıyor. Genelde ben ondan önce binmiş oluyorum vapura. O ardımdan gelip çaprazıma bazen tam karşıma oturuyor. Hep çizgi roman okuyor. Ben ona bakıyorum. İçimden bana bakması için yalvarıyorum. Bakıyor. Sağ yanağımı ona çevirip, gülümsüyorum. Gamzemden etkilensin istiyorum. Bazen o da gülümsüyor bana. Gülümsedi.. Gülümsedi… Saydım bir ayda on defa  gülümsedi bana. Gülümsedi ya, inanın  kalbim kanatlandı adeta.. Gördüm kalbimi yemin ediyorum gördüm. Ben oturuyordum vapurda. Kalbim kanatlarını çırpıyordu onun omuzlarında. İnanın oldu bu durum on defa. Çok garip bir durum. Kendimden korktum. Yaşımı küçük mü görüyor bilmiyorum ki. İlgimi fark ediyor. Fark etmemesi imkansız. Neredeyse vapurdaki herkes biliyor. Çünkü eğer vapur dolarsa ve o henüz binmemişse vapura, karşımda bir kişilik yer ayırıyorum mutlaka. Çantamı koyuyorum. Oturmak isteyen birine “Gelecek var.” Diyorum. Oturtmuyorum. O gelince ama sesimi çıkartmıyorum. Hemen çantamı alıyorum. Oturuyor. Çizgi roman okuyor. Ben her gün çizgi çizgi onu okuyorum. Kafamda ne romanlar yazıyorum! Konu O ve ben!</p>
<p>Bir gün gelmedi. Yok! Neredeyse kaptana koşup vapuru durduracaktım. İskele gözden kaybolana kadar baktım karaya… Yoktu… Ertesi gün gene yok… Çıldırdım, çıldırdım. Bir yandan diyorum ki, “sana ne kızım… tanımadığın biri için nedir kendine bu  yaptığın  zulüm?” Alışmışım bir kere, sabah onu göreceğim, bir kez bakacak veya arada gülümseyecek. Bu durum beni tüm gün idare edecek. Bütün gün nasıl sarhoş gibi oluyorum. Ayaklarım yere değmiyor adeta. Arkadaşlarım bendeki durumu fark etmişlerdi. “Son günlerde nedir bu sendeki değişiklik, ışıldıyorsun” demişlerdi. “Bahar” demiştim.<br />
 “Bahar”  “Bahar başıma vurdu!” </p>
<p>Tam iki hafta geçip gelmeyince, okadar merak ettim ki! Nereye kaybolmuştu? Her gün aynı saatte vapura binen biri neden artık yoktu? Hep onu düşünüyorum.Aniden aklıma bir şey geldi. Son haftalarda Tersninja’da Sadık Yemni’nin öyküleri yayınlanıyordu. Hatta Yazarın Muska, Muhabbet Evi, Yatır ve Öte Yer adlı kitaplarını hayranlıkla okumuştum. Tam bana görelerdi. Yaşadıklarımı bu kitaplarda bulmuştum. Çok etkileyici ve düşsel bir dili vardı.  Okuduklarım  rüya mı gerçek mi bazen karıştırıyordum. Bu Pazar tersninja’daki öyküsü de gene acaip güzellikteydi. Hey! Cepcepniler! Hani o  küçük yaratıklar. Şirinlerden bile küçük, ama karınca kadar güçlülerdi hani. Bunlar bu dünyadan tırtıkladıkları irili ufaklı şeyleri kendi dünyalarına götürmüyorlar mıydı? Sadık Yemni böyle yazmamış mıydı? Yazdıysa doğruydu. Cepcepnilere acil ihtiyacım vardı. Komşu dünyalara, İnşallahvaristan’a yada Sadık Yemni’ye bir şekilde haber göndermeliydim. Nerdeydi O? Belki de burnumun ucuna yakın bir yerdeydi. Cepcepniler’in ona kendi dünyalarında  ihtiyacı mı vardı? Ya ben ne olacaktım bu durumda? Ya geri gelmeliydi, yada beni de almalılardı yanına… Başka çaresi yoktu bu işin. En iyisi onu geri getirmeyi becermeliydim. Ben paralel evren diye bir şey düşünmek istemiyordum. Onu burada istiyordum. Eskisi gibi. Karşımda. Dipdiri. “Şeytan aldı götürdü, satamadan getirdi” vaziyeti yani. Kim aldıysa geri getirmeliydi.  Cepcepniler ise sebebi… Hemen  geri getirmeliydiler hemen! Yolunu öğrenmiştim Sadık Yemni’nin öyküsünden.</p>
<p>Pazar gecesi yatağa girdiğimde,  dedim ki, “Cepcepniler! Benden bir şey alın götürün, O’nu bana geri getirin, lütfen!” Bunu öyle içten diledim ki, arzumun şiddetinden tüm hücrelerimin zangırdadığını hissettim.. Gözlerimi sımsıkı kapadım. Sabaha kadar tekrarladım mütemadiyen! Sabah kendime aynada baktım. Aynıyım. Aynı saçlar.. Aynı beden… Hiç bir şeyim gitmemiş. Günlerdir yüzüm asık dolaşıyorum. Kimse güldürmeyi beceremiyor. Yıkılıyorum. Gene bir umut var ama içimde. Belki göremediğim bir şeyimi almışlardır cepcepniler… Bu isteğimi hergece tekrarlıyorum.</p>
<p>İşte gene vapurdayım. Hayat durmuştu benim için. Günlerdir o yoktu. Aynı şarkının sözlerini içimden söylemekteyim… “Unutmak olur iş mi? Kaybettiğinin yerine ne koysan dolmaz..<br />
Boş bırakacağım yerini hep bomboş..”<br />
Yeri boş beklemekteyim. Vapur hareket etti. Yok! Gene yok! Ümidimi kesiyorum artık. Kesmeliyim… Öyküdeki cepcepniler durumu hakiki değildi demek ki! Çaresizim! Oysa öyküye ne çok inanmıştım&#8230; Dalmışım denizin köpüklerine. Bir an başımı çevirdim. Karşımda. Oturuyor. İnanamıyorum.. Gerçekten o! Elinde çizgi roman okumuyor, bana bakıyor! Dayanamıyorum gidiyorum yanına… “Nerdesiniz kuzum, sizi merak ettim” diyorum utanmadan. Yosun yeşili gözleriyle bakıyor gözlerimin içine, deliyor bakışlarıyla yüreğimi  gene&#8230; Gülümsüyor…Sanki daha önce tanışmışız gibi cevap veriyor: “Bir trafik kazası yaşamışım.  Ölümden dönmüşüm. Ben hiçbir şey hatırlamıyorum. Hastanede yattım günlerce. ” diyor. Günlerdir gülümsemediğim kadar dolu dolu gülümsüyorum. “Ah!Gamzeniz” diyor&#8230; “Gamzenize ne oldu? Yok!” Elimle yanağıma elliyorum. Gülümsüyorum. O çapkın gamzem yok olmuş. Yok! Cepcepniler! Cepcepniler, gamzemi alıp, onu geri gönderdiler demek ki!”  Sesimi çıkartmıyorum. Yanına oturuyorum. Mutluyum. Cepcepniler öyküsü benim içindi ve komşu dünyalar arasında posta bağlantısı  vardı demek ki! Bu sır sıradan hayatımı sırlayan bir giz büklümü haline dönüşmüştü sanki! Sevgili Sadık Yemni’ye  sevgilerimi göndersem bu posta bağlantısıyla ulaşırdı illa ki! Gözlerimi kapadım. Gönderiyorum işte şimdi: Teşekkürler Sevgili Yazar! Size kucak dolusu teşekkürler!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
