Harikalar Diyarında Bir Üniversite Hocası (Sessiz Gezegenin Dışında – C.S. Lewis)

C.S. Lewis’in bundan yaklaşık 70 sene önce yazdığı Sessiz Gezegenin Dışında, bilimkurgu edebiyatının temel eserlerinden biri sayılıyor. Hem “yaşına”, hem de yazarının gezegenleri ve sakinlerini “ayrıntılarıyla betimlemesine” hürmeten…

sisko-ninja
Ege Görgün (Landlord)

Oxford, 1940’lı yıllar. Eagle and Child (Kartal ve Çocuk) adlı pub’da dört kafadar oturmuş birbirlerine ipe sapa gelmez hikayeler anlatıyorlar. Devler, elfler, cüceler, canavarlar ve uzaylılar dört dönüyor bu hikayelerde. Sonra aralarından birisi “derse geç kalmakta olduklarını” hatırlatıyor ve üniversitesiye gitmek üzere hep birlikte kalkıyorlar.

Hayal gücü fazlaca gelişmiş ve içlerinde dizginlenemez maceraperest birer çocuk barındıran bu dörtlü, aklı havada üniversite öğrencilerinden oluşmuyor sandığınızın aksine. Onlar İngiltere’nin edebiyat ve dil konusundaki en saygın profesörleri kabul edilen Oxford hocaları: J.R.R. Tolkien, Carl Lewis, Owen Barfield ve C.S. Lewis. Oluşturdukları topluluğa “Inklings” adını veren bu ihtiyar delikanlılar birbirlerine masallar anlatmak için her fırsatta bir araya gelmekteydiler. Biz olay anında yanlarında bizzat bulunmasak da, Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi’nin, C.S. Lewis’in ise bugüne dek 60 milyondan fazla satan Narnia Günlükleri serisinin bu sohbetlerde filizlendiğine ve olgunlaştığına dair yemin etsek başımız ağrımaz. 50’lerde yayımlanan bu iki eser ilk etapta saygın edebiyat çevrelerinin tepkisini çekse de, zamanla ikisi de gerçek güçlerini ortaya koymuş, kitleleri peşlerinden sürüklemiş ve edebiyata yeni bir boyut kazandırmışlardır.

1898’de doğup hayata 1963’te gözlerini yuman Lewis hayalgücüyle, sıkı sıkıya bağlı olduğu Hristiyanlık inancını (belki de Belfast doğumlu olduğu için) harmanlamış bir yazardı. Bu yüzden eserlerinde propagandaya mahal vermeden, ahlaki değerleri yücelten didaktik bir tarz benimsedi. Yazarlık ve eleştirmenlik yapsa da, eğitmenliği hiç bırakmayan Lewis, Oxford ve Cambridge’de çalıştı. Çocuklara yönelik yazdığı ve ona büyük bir şöhret getiren Narnia Günlükleri’nin ilk kitabı Aslan, Cadı ve Dolap 1950’de piyasaya çıktıktan sonra, birer sene arayla yayımladığı diğer kitaplarla seriyi yediye tamamladı. Narnia Günlükleri sinema filmleri sayesinde artık geniş kitlelerce tanınıyor. Ama yazarın yine hatırı sayılır bir üne sahip eseri, Sessiz Dünyanın Dışında ülkemizde Kabalcı tarafından yayınlanmış olmasına rağmen pek bilinmiyor.

BİLİMKURGU EDEBİYATININ TEMEL ESERLERİNDEN BİRİ

Sessiz Dünyanın Dışında bilimkurgu edebiyatının temel eserleri arasına sokulabilecek Kozmik Üçleme’nin (Ransom Üçlemesi olarak da bilinir) birinci kitabı.  İlk olarak 1938’de okurlarıyla buluştu. Kozmik Üçleme’nin ikinci kitabı Perelandra 1943’te, That Hideous Strength’i ise 1945’te yayımlandı.

Bu uzun soluklu maceranın kahramanı Cambridge Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan dilbilimci Ransom’dır. Otuz beş, kırk yaşlarında gösteren bu adam yaz tatilini fırsat bilip kırsal alanda, moda tabirle “trekking”e çıkmıştır. Ama sağanak yağmura yakalanınca biraz emrivaki yapmış olsa da bir eve konuk olur. Ne de olsa bu evin iki sakini de kendisi gibi akademisyendir; Weston ve Devine. Ransom başlangıçta hoş karşılanmaz ama sonrasında kabul görür.

Ama bu kabullenişin arkasında şeytanibir plan vardır. Weston çılgın bir dahi, Devine ise ona maddi destek sağlayan ahlaksız bir fırsatçıdır. Weston güneşin radyoaktif özelliklerini kullanarak çalışan bir uzay gemisi icat etmiştir. Devine’ın planı ise bu gemiyle Mars’a gidip daha önceki seyahatlerinde gördükleri zenginliklere sahip olmaktır. Ama Mars’taki egemen sınıfı oluşturan Sorn’lar onlardan bu zenginlik karşılığında bir insan kurban istemişlerdir. İki adam Ransom’u uyuşturarak rehin alırlar ve zorla Mars’a götürürler.

Kitap bu şekilde başlıyor. Öykünün devamında ise “zorbaların” elinden kurtulan Ransom’ın, Lewis tarafından titizlikle betimlenen Mars’taki maceralarına şahit oluyoruz. Ransom, gezegeni Sorn’larla paylaşan Hrossa ve Pfifltriggi halklarıyla tanışır. Hrossa halkıyla birlikte yaşayıp onların dillerini, adetlerin öğrenir. (Hatta bir an aklından onları Tanrı’nın yoluna çekmeye çalışmak bile geçer!)

BARİZ BİR H.G. WELLS ETKİSİ

C.S. Lewis’in H.G. Wells’ten çok etkilendiği kitabı okurken hemen anlaşılıyor. Yapılan göndermeler dışında, kitapta Wells’in Zaman Makinesi ve Aya Yolculuk kitaplarının kimi yansımalarını bulmak mümkün. Ama zaten kendisi de bu durumu açıkça kabul ediyor ve kitabın başında şöyle bir ibareye yer veriyor:

“…Eğer herhangi bir okur yazarın H.G. Wells’in fantazilerinden haz almak ve ona olan borcunu cömertçe ödemeyi arzulamaktan dolayı aptallık ettiğini düşünüyorsa, yazar onlardan şimdiden özür diler…”

Yazarın bana göre gerek ahlaki duruşu, gerek alegori kullanışı, gerekse hikayesiyle benzeştiği bir diğer isim ise Güliver’in Seyahatleri’nin yazarı Jonathan Swift.

Hikayenin bir diğer önemli özelliği Ortaçağ mitolojisinin damgasını taşıması. Lewis’in Ortaçağ ve Rönesans İngilizcesi Profesörü olduğu düşünülürse, bu durum gayet anlaşılır.

Alegori, Swift’in ve Tolkien’in eserlerinde olduğu gibi Lewis’in eserlerinde de iş başında. Örneğin, kahramanının adı olan “ransom” fidye manasına gelmektedir. Ransom, insanoğlunun kurtuluşu için önerilen bir fidyedir çünkü. Bir diğer deyişle İsa’dır.

DİĞER KİTAPLARDA NE ANLATILIYOR

Ransom, ikinci kitap Perelandra’da (Venüs’e Seyahat adıyla da bilinir) bir melek tarafından adalar gezegeni Venüs’e götürülür. Burada derisi yeşil renkte olan Adem ve Havva ile tanışıp, artık bizzat şeytanın uşağı haline gelmiş Weston’ın Havva’yı baştan çıkarmasına engel olmaya çalışır.

Üçüncü kitap That Hideous Strength’de ise Ransom Dünya’ya dönmüştür. Bu kez görevi şeytani bir organizasyonun Kafkaesk bir kabusuyla kuşattığı İngiltere’yi kurtarmaktır. Weston’un gezegen aşırı seyahatleri yüzünden Dünya’nın karantinası kalkmış ve diğer gezegenlerin tehlikeli yaratıklar bunu fırsat bilip gezegenimize girmişlerdir.