2010′un en merak edilen, en heyecan yaratan filmlerinden biriydi Sherlock Holmes. Guy Ritchie‘in yönettiği ve Robert Downey Jr., Jude Law, Rachel McAdams, Kelly Reilly, Mark Strong gibi ünlü oyuncuların oynadığı filmin basın gösterimi bu sabah gerçekleşti. Gösterime katılanlara filmi nasıl bulduklarını sorduk.

Ali Ulvi Uyanık

Senaryo ve kurgu, kronometrik; setler ve sanat yönetimi zaman içinde yolculuk duygusu verecek denli ayrıntılı ve etkili; görüntü yönetimi capcanlı duyguları perdeden taşırıyor; oyuncular ise karakterlerini deri gibi üzerlerine geçirmişler… Benden tam puan!

Cüneyt Cebenoyan

Harala gürele… Guy Ritchie sinamaya hakim, becerikli adam. Film kendini izlettiriyor. Ama unutuyorsun gidiyor. Zaten filmin süratine yetişmek de br mesele. Şşimdi kötü adam ne istiyormuş? ABD’nin yeniden İngiltere’nin sömürgesi olmasını mı? İngiliz parlamentosuna bir takım illüzyon numaralarıyla mı hakim olacakmış? Hadi canım sen de. Bir de keşke Kelly Reilly’yi daha çok görebilseydik. Ziyan olmuş güzelim Kelly.

Serdar Akbıyık

Hayatımda böyle Sherlock Holmes görmedim. Koskoca Sherlock’u yerlerde süründürüyorlar. Sanki Komser Kolombo. 130 dakikalık önemli isimlerin oynadığı iyice senaryosu olan bir film ama Sherlock Holmes filmi olarak kabul edemediğim için bütün değerleri anlamsızlaşıyor.

Murat Erşahin

Filmi beğendim. Eli yüzü düzgün. Sıkılmadan izledim. Sherlock Holmes’i eskiden beri severim zaten. Bu yeni film de iyi çekilmiş. Yapım tasarımı kusursuza yakın. Robert Downey Jr. ve Jude Law’ın perormansları çok iyi. İkilinin kimyası da gayet uyumlu ve sorunsuz. Son tahlilde, Sherlock Holmes ve Watson özelinde yatan bütün detaylar, düzgün kaleme alınmış doğru bir öyküde anlatılmış. Hikâyenin büyüsü izleyiciye geçiyor. Aksiyon, romantizm, mizah ve gerilim, epeyce iyi bir kurguda kendini izlettiriyor. Başarılı bir iş…

Banu Bozdemir

Sanırım bu beklenti Guy Ritchie ve Robert Downey jr. farkından oluşuyordu. Benim bu anlamda üst düzey bir beklentim yoktu ne yazık ki! Kişiliğiyle öne çıkan, yazarının bile ününü katlayan bu hayali karaktere öncelikle bazılarının aksine Robert Downey Jr.’ın yakıştığını düşünüyorum. Diğerleriyle kıyaslarsak daha uyumsuz ve uçuk bir karakter olduğunu söyleyebiliriz. Sadece Jude Law arada biraz harcanmış bütün etki Downey Jr’a harcanınca… Ama ona karşı gösterilen filmlerle (Avatar vs..) kıyaslandığında biraz etkisiz kaldığını söylemek mümkün… Ama diyaloglar ve yaratılan atmosfer tatmin ediciydi…

Alper Turgut

2010′da beklediğim filmler arasında Sherlock Holmes yoktu, bekleyenin de aklına şaşarım. “Zaman değişti, eee Çelik de değişti” gibi beni kötü espriler yapmaya sevk eden bir Çelik Erişçi şarkısında aldığım feyiz ile diyorum ki; hayatın kanunu bu, Sherlock Holmes ne yapsın, değişicek, dönüşecek. Ve bu dönüşümü sevdim. Tipik İngiliz, küstah ve soğuk Şarlok gitmiş, yerine bildiğin “Deli Dumrul” gelmiş. İzlediklerim arasında kanımın en çok ısındığı Şarlok, budur. Üstelik Guy Ritchie’nin kımıl kımıl sineması, beni ziyadesiyle eğlendiriyor. Sanat adına hız kesen ve üç sahnede bir filmi bitiren garabetlere inat, sürat tutkunu Ritchie’ye reyimi basarım. Gelelim oyunculara… Robert Downey Jr.’ı sevmeyen zaten bizden değildir. Sonra özellikle genç kızları ilgilendiren Jude Law da var. Güzel kontenjanından Rachel McAdams ve Kelly Reilly’i es geçmeyelim. Yalanlar Üstüne‘de (Body of Lies) canlandırdığı Hani Paşa karakterinin ardından takip listeme aldığım, RocknRolla‘da hah tamam, bizim uşak dediğim Mark Strong ise kötü adam rolüne cuk oturmuş. Unutmadan, Şarlok’un devam filmi de gelecek. Testere 7′nin çekildiği bu yalan dünyada, daha nice Şarlok öyküsüne hazır ve nazırım. Özetle; gidin, görün ve eğlenin.

Numan Serteli

Benim bildiğim Sherlock Holmes, takım konseptli ekose desenli palto, pelerin ve oldukça tuhaf şapkalı giysileriyle gayet şık bir adamdır.. Ayrıca büyüteçiyle delil peşindeyken, bir yandan da kocaman piposunu tüttürmesiyle hafızalara kazınmıştır..
Ancak bu filmde böylesi bir görüntü olmadığı gibi, tam tersi bir imaj yaratılmaya da çalışılmış gibi..

Yönetmen Guy Ritchie, aslında kendisinden bekleneni yaparak, hem dış görüntüsüyle, hem de kafa yapısıyla kendi Sherlock Holmes’unu yaratmayı tercih etmiş. Öyle ki yönetmen, bu yorumunu daha da kuvvetlendirmek amacıyla olsa gerek, alışılageldiği üzre Holmes (Robert Downey Jr), arkadaşı Dr.Watson (Jude Law)’dan daha uzun ve ince bir fiziksel yapıya sahip olması gerekirken, oyunculardan da anlayacağınız gibi, burada tam tersi bir durum oluşturmuş..

Dedektifin ‘ortodoks’ hayranlarını oldukça rahatsız edebilecek bu radikal değişikliklerin varlığı, eğer sizin için bir anlam ifade etmiyorsa, bu gayet eğlenceli filmden keyif almamak mümkün değil..
Hatta tuhaf gelebilir, ben bi ara Sherlock Holmes değil de bir Jackie Chan filmi izler gibi bile hissettim kendimi…

Dönemin Londra’sını tüm görkemi ve canlılığıyla perdeye yansıtan, hiç bir masraftan kaçınılmadığı izlenimini de veren bu filmin devamının geleceğini, finalinden çıkardığımızı da son olarak ekleyeyim..

Bu yazılar da ilginizi çekebilir