Siegfried Kracauer ile tanışmanızın vakti geldi!

Sinema yazınının en önemli kalemlerinden Siegfried Kracauer, iki klasik yapıtı Caligari’den Hitler’e ve Kitle Süsü  ile geç de olsa Türkçe’ye kazandırıldı. Batı’da, özellikle 2. Dünya Savaşı sonrasında yaygınlaşan metinleriyle fırtınalar koparan ve film eleştirisinin gelişmesine büyük katkıları olan yazarı ve iki eserini sizin için masaya yatırdık.

  Tuncer Çetinkaya

Bir sinema yazarı olmanın ötesinde, sosyolog ve film kuramcısı olarak da tanınan Kracauer, Frankfurt’ta doğar. Mimarlık öğreniminin ardından 1920’lerin başında, dönemin liberal Alman gazetesi Frankfurter Zeitung’a yazmaya başlar. Weimar Dönemi’nin bütün sanatsal coşkusu ve canlılığını yansıtan gazetede, 1924–33 yılları arasında sanat ve kültür konularında makaleler ve gezi yazılarının yayınlandığı feuilleton bölümünü yönetir.

Yazarları arasında Kracauer’in dışında Benjamin, Adorno ve Bloch gibi önemli isimlerin de olduğu gazete, önceki dönemlerde önemsenmeyen kimi konulara yer vererek kültür dünyasına büyük bir dinamizm kazandıracak; hatta kendisinden sonraki dergi ve gazeteler adına prototip oluşturacaktır. (Sinemadan fotoğrafa, radyo, dans ve gezi yazılarından çoksatar romanlara, sirklerin büyülü dünyasından şehir hayatına birçok deneme ve analiz yazısını kapsayan Frankfurter Zeitung, Kracauer için de bir okul işlevi görecek ve yazarın bakış açısını olgunlaştırmasına rehberlik edecektir.)

Bu dönemde kaleme aldığı farklı türlerdeki yazıları, 1963 yılında bizzat kendisi düzenleyen Kracauer, seçkisine “Kitle Süsü” adını vermiştir. Geçtiğimiz günlerde Metis Yayınları tarafından Orhan Kılıç çevirisiyle Türkçe’ye kazandırılan eser, altı bölümden oluşmaktadır. “Doğal Geometri”, “Dışsal ve İçsel Meseleler”, “İnşalar”, “Perspektifler”, “Sinema” ve “Çıkış Noktasına Doğru” başlıkları altında toplanan yazılarda Kafka’dan biyografik eserlere, kent mimarisinin eleştirisinden Walter Benjamin’in yazılarına dek birçok konuyu ele alan yazar, sinemaya da özel bir yer ayırmıştır. Bu bölümlerde, sessiz Alman sinemasının dev mabedi anlamına gelen UFA stüdyolarını ya da filmlerin hitap ettiği alt/orta sınıfı inceleyen Kracauer, 1928 yapımı filmlerin eleştirisine de özel bir yer ayırmıştır. (Bu noktada, gazete seçkisinin ikinci kitabı olan Strassen in Berlin und Anderswo‘nun da (Berlin ve Başka Yerlerde Sokaklar, 1964) yayınlanmasını beklediğimizi sözlerimize ekleyelim.)

1930’dan itibaren kapitalizm eleştirileriyle öne çıkan Kracauer, yükselen faşizme boyun eğen yönetimin tepkisini çekmeye başlayınca gazeteden ayrılmak durumunda kalmış ve önce Paris’e, ardından da ABD’ye iltica etmiştir. 1941–43 yılları arasında New York’taki Modern Sanat Müzesi’nde Alman sineması üzerinde çalışmaya başlamasının ardından, sinema tarihinin en özgün metinlerinden birine imza atacak; From Caligali to Hitler: A Psychological History of the German Film (Caligari’den Hitler’e: Alman Sinemasının Psikolojik Tarihi) adlı yapıtı kaleme alacaktır.

Sinema tarihçilerinin, Hollywood’un erken dönem örnekleri ile Sovyet Devrim Sineması arasında kalan sürede, yedinci sanatın en önemli duraklarından biri olarak nitelendirdikleri Ekspresyonist Alman Sineması, dönemin önemli kuramcılarından Max Reinhardt’ın öğrencileri aracılığıyla ilk kez 1913 yılında gündeme gelmiştir. Stellan Rye ve Paul Wegener imzalı Praglı Öğrenci, varoluşunu tiyatro ve mimariye dayandıran Dışavurumcuların çıkış bildirgesi anlamına gelse de, akım, en çok Dr. Caligari’nin Muayenehanesi ile adından söz ettirecek (1919) ve zaman içinde Caligarizm ismiyle anılacaktır.

Işık-gölge oyunları, teatral ve ürkütücü karakterleri, garip dekorları ve akıldan çıkmayan finaliyle benzer temalı filmleri peşinden sürükleyen ve Film Noir başta olmak üzere pek çok akımı ve sinema adamını derinden etkileyen film, Kracauer’in ilk kez 1947’de yayınlanan çalışmasına konu olur. Batı’da en çok tartışılan sinemasal metinler arasına yerleşen eser, Weimar Dönemi’nin sanatsal birikimini özetleyen sessiz klasik ile Hitler faşizminin ortaya çıkışı arasındaki bağa dikkat çekmektedir. Filmi, otoriteye duyulan korkunun önce paranoyaya, ardından da itaate dönüşmesi bağlamında okuyan ve son tahlilde “Caligari”nin Nazizm’i akladığını öne süren yazar, tezleriyle tartışma yaratsa da, sinema eleştirisinin tarihsel ve sosyolojik bir yörüngeye oturmasına büyük katkı sağlamıştır.

Kitap, Ertan Yılmaz çevirisiyle geçtiğimiz günlerde De Ki Yayınları tarafından basılmıştır. Leonard Quaresima tarafından kaleme alınan eleştirel bir metinle açılan “Caligari’den Hitler’e”nin, Türkçeye oldukça geç kazandırılmasına karşın, sinema yazınında çok önemli bir boşluğu dolduracağını şimdiden söyleyebiliriz.

Kracauer; yirminci yüzyıl sinema kuramının en önemli eserlerinden biri sayılan Theory of Film: The Redemption of Physical Realty (Film Kuramı: Fiziksel Gerçekliğin Kurtarılması) adlı eseri ise 1960 yılında yayımlanmıştır.

1966 yılında New York’taki Columbia Üniversitesi’nde uygulamalı sosyal bilimler araştırmaları alanında çalışırken ölen Kracauer’ın son kitabı, History, the Last Things Before the Last (1969) tarih felsefesiyle ilgili görüşlerden oluşmaktadır.