Evdeki Düşman (Orphan)

Korku filmi seyredecek yaşa gelmeden korku sinemasının bir parçası olan çocuklar onlar. Onları izlerken bize düşense korkudan titremek. Sayelerinde üzerimize düşeni yapmak zor olmuyor.

küçük landlord minik-egeEge Görgün (Landlord)

Bugüne dek belki on yedi kez söylemişimdir ama tekrara düşmekte bir sakınca görmüyorum: Korku filmi mevzubahis olduğunda İspanyol yönetmenlerin eline kimse su dökemez. Evlat edindikleri kız çocuğu tarafından hayatları kabusa dönüşen bir çiftin hikayesini anlatan ve hala seyretmediğim Evdeki Düşman’ın(Orphan) da bu genellemeyi destekleyen bir film olmasına duacıyım. Hoş, aksi olursa kaçış yolum hazır. (bknz. Ninjanın El kitabı – Kural 123: İyi bir ninjanın her zaman bir B planı olmalı!)

Evdeki Düşman(Orphan)

Filmin yönetmeni Jaume Collet-Serra’nın ne kadar İspanyol olduğu tartışılır. Doğum yeri İspanya olsa da bir ABD vatandaşı keza. Üstelik 2005 tarihli Muya Evi / House of Wax son derece Amerikanvari bir slasher’dı. Evet, böylece artık film hayal kırıklığı yaratsa da genellememize bir halel gelmeden olaydan sıyırmak mümkün.

Çocukların korku filmleri izlemesi uygun değil biliyorsunuz. Ama sinema tarihine bakıldığında korku filmlerinde, üstelik bazen en korkunç sahnelerde çocuk oyuncu kullanmakta bir sakınca görülmediği dikkati çekiyor. Evdeki Düşman sayesinde bu tür filmleri ve çocuk oyuncularını şöyle bir gözden geçirelim dedim.

Village of the Damned

Epey eskiye, 1960’lara dek uzanmak gerekiyor. Böyle yapınca da karşımıza hikayenin merkezinde uzaylılar tarafından tohumlandıkları için olağanüstü güçlere sahip olan beyaz saçlı çocukların yer aldığı Wolf Rilla yönetimindeki Lanetliler Kasabası (Village of the Damned) çıkıyor. 1995’te John Carpenter imzalı bir yeniden çevrimi var bu filmin.

George A. Romero şahaseri 1968 yapımı Yaşayan Ölülerin Gecesinde (Night of the Living Dead) zombiye dönüşen küçük kız sinema tarihinin en dehşet verici dakikalarını yaşatır izleyicilere. 2007 tarihli Rec’te aynı kaderi paylaşan küçük kız Romero’ya saygı duruşundan başka bir şey değildi.

Linda Blair - Exorcist

70’li yıllara gelindiğinde korku filmi çocuğu dendiğinde akla zorlanmadan, kendiliğinden iki isim gelir: Exorcist (1973) filmindeki Reagan MacNeill rolündeki muhteşem performansıyla hafızalara kazınan Linda Blair. Ve Omen filminde küçük bir çocuğun suretindeki Şeytan’ı canlandıran Harvey Stephens. Stephen King’in kitabından uyarlanan Salem’s Lot’da (1979) küçük kardeşinin odasına girmeye çalışan vampir çocuk da tüylerimizi ürperten çocuklar arasında anılmayı hak ediyor.

Salem’s Lot

80’ler, biraz da Stephen King sayesinde popüler korku filmlerinde çocuk unsurunun bolca kullanıldığı yıllar olarak anılmayı hak ediyor. Çünkü onun eserlerinden uyarlanan Mısır Çocukları (Children Of the Corn – 1984) ve Hayvan Mezarlığı (Pet Cemetary – 1989) ile dehşet saçan çocuklar sökün etti beyaz perdede. Birinde tüm yetişkinleri öldüren çocuklar, diğerinde ise ölümden dönen küçük Gage tüylerimizi ürpertti.

McAuley Culkin - The Good Son

90’larda işler kesattı. Evde Tek Başına serisiyle ile parlayan McAuley Culkin’in The Good Son (1993) filminde şeytani çocuk Henry olarak sergilediği performans akla geliyor yalnızca.

Ju-0n 2

Ve 2000’ler… Japonlar’ın egemenliğinde geçen yıllar. Ringu filmindeki Sadako (Amerikan versiyonu Halka’da Samara), Takashi Shimuzu’nun Garez (Ju-On – The Grudge) filmlerindeki tebeşir suratlı çocuk tüylerimizi ürpertmek konusunda rakipsizdiler.

30 gün boyunca gece karanlığında kalacak bir kasabaya saldıran vampirleri konu alan 30 Gün 30 Gece (30 Days of Night – 2008) filminde vampirlerden biri küçük bir kızdı. Elinden bırakmadığı oyuncak ayısına rağmen tek kelimeyle ürkünçtü.

Histeri (The Children)

İspanyol filmi Yetimhane (The Orphanage) yalnızca 2008’in en iyi filmlerinden değil, çocukların ne kadar korkutucu olabileceğinin kanıtıydı. The Shiver adını taşıyan aynı tarihli bir diğer İspanyol filmi de ormanda büyümek zorunda kalınca vahşi bir katile dönüşen küçük bir kız çocuğunu konu alıyordu. Yakın dönemde sinemalarımızda da gösterilen Histeri (The Children) filminin kötü kahramanları ise tatil sırasında hastalanıp ebeveynlerine dehşet saçmaya başlayan çocuklardı.

1 YORUM

  1. Film sayısı elbette çoğaltılabilir ama italyan sinemasının büyük korku ustası Mario Bava'nın da çocukları korku unsuru olarak kullandığı iki filmini eklemek isterim(bildiğim kadarıyla iki tabii). Biri, Beyaza yakın sarı saçlarıyla garip bir görüntü sergileyen ve ortaya çıkmadan evvel topuyla kurbanını uyaran küçük kızın başı çektiği, 1966 yapımı 'Operazione:Paura' (Kill, baby kill).

    Diğeri ise Marco adındaki küçük çocuğun ölen babasının ruhuyla temas kurup annesine karşı terör estirdiği 1977 yapımı 'Al 33 di Via Orologio fa sempre freddo' veya daha bilinen ismiyle 'Shock'.

CEVAPLA