Su hayattır, alınıp satılamaz! Yağmuru Bile (Even the Rain)

2000 yılında Bolivya’da yaşanan Cochabamba su isyanlarını konu alan Yağmuru Bile (Even the Rain) arka planda çok daha büyük bir hikaye anlatıyor: En büyük halk düşmanının kapitalizm olduğunu…

Günümüzde yaşananlar zamanında “Bedava Yaşıyoruz” diyen Orhan Veli’yi yalancı çıkarır türden. Artık ne acı su bedava, ne dereler, tepeler, ne de yağmur… Artık “Yağmuru Bile” satıyorlar.

Paul Laverty’nin senaryosunu yazdığı, Icíar Bollaín’in yönettiği Yağmuru Bile bu durumu ispatlayan gerçek bir hikayeyi konu alıyor. Önce hikayenin geçtiği yeri ve günün koşullarının şekillendirdiği ortamı tanıyalım isterseniz.

2000 yılında Cochabamba’dayız. Bolivya’nın ekonomik olarak en gelişmiş ikinci şehri olsa da, genel nüfusun aylık kazancının 70 doları bulmadığı bir şehir. İflasın eşiğinde olan Bolivya hükümeti ise Dünya Bankası’ndan aldığı borçlarla son birkaç yıldır ancak günü kurtarıyor. Bu ilişkiyi devam ettirmek için Dünya Bankası’nın çoğunlukla özelleştirmeyle ilgili tüm “önerilerini” yerine getiriyor. Artık sıra suyun ve su hizmetlerinin özelleştirilmesine gelmiş. Ancak özelleştirmenin ardından suyun fiyatı yüzde 300-400 oranında artınca yerli halk hiçbir şekilde ödeyemeyeceği faturalarla karşı karşıya kalmış. Çareyi dağlara yağan yağmur sularının mahallelerine ulaşmasını sağlayacak kilometrelerce uzunlukta kanallar açmakta bulmuşlar. Ancak hükümetten suyun işletme hakkını satın alan şirket bu kanalları yasaklatan bir yasa çıkarmış. Yağmur suları nihayetinde sahip oldukları su kaynağını besleyeceği için, yağmur sularının da kendilerinin olduğunu düşünüyorlar çünkü. Protesto gösterilerilerine başlayan halkın sabrı taşmaya başlıyor.

Yağmuru Bile arka planda bu olayların yaşandığı Cochabamba’ya gelen bir film ekibine odaklı başlıyor. Kolomb’un Yeni Dünya’ya ilk ayak basışını ve beyazların köleleştirip zulmettiği ilk kabilenin isyancı liderini konu alacaktır film. Gael Garcia Bernal’in canlandırdığı yönetmen Sebastian’ın çektiği sahnelerle birlikte iç içe geçmiş iki film ortaya çıkar.

Biri günümüzde, diğeri ise 15. yüzyılın sonlarında geçmesine rağmen iki hikaye arasındaki paralellik şaşırtıcıdır. Lider rolü için yerel halktan seçtikleri Daniel hükümete karşı yapılan gösterilerde de lider pozisyonundadır. Filmcilerin günde 2 dolara çalıştırdığı yerel halk, Kolomb’un silah zoruyla altın toplattığı yerlilere karşılık gelir. Üstelik 500 yıl önce isyanları kanlı biçimde bastırılan yerlilerin torunları şimdi de benzer bir isyanı hükümete karşı başlatmaktadır. Elbette Hristiyanlar kadar değil ama hükümet de tolerans göstermemektedir.

Yılın en iyi İspanyol filmi olarak Yabancı Film Dalı’nda Oscar’a da aday gösterilen Yağmuru Bile’yi izlerken benzer bir su isyanının çok yakınımızda da yaşandığını hatırlıyoruz. HES projelerine karşı sularını, o suyun yarattığı doğal habitatı koruma refleksi gösterenlerin haksız olduğunu kim söyleyebilir ki? Unutmadan, büyük bedeller ödediler ama Cochabamba’da su savaşını halk kazandı!

Powhatans yerli kabilesinin nüfusu 1600 yıllarında 50 bin olduğu tahmin ediliyor. İngilizler tarafından yayılan hastalıkla bu rakam 1607’de 5 bine kadar inmişti.
Kolomb’un Amerika kıtasına ayak bastığı zaman Amerika’da tahminen 12 milyon yerli yaşıyordu. 400 yıl sonra ise yerli nüfusu %95 azalarak sayıları 200 binlere düşmüştü. ( Kaynak: Batı Tarihinde İnsanlık Suçları – Sefa Yürükel)
.

Yağmuru Bile (También la lluvia)

[xrr rating=4/5]

Yönetmen: Icíar Bollaín

Senaryo: Paul Laverty

Oyuncular: Gael García Bernal, Luis Tosar, Carlos Aduviri

Yapım: 2010, İspanya / Fransa / Meksika, 103 dk.