Ters Ninja Futbol Öyküleri: Bursa’da Futbol – “Hakem maçı palto ile yönetti!”

hakem

Bursa futbolunun izlerini 1930’lı yılların öncesine kadar sürmek mümkün. Bursa futbolu bu dönemde iptidai şartlarda da olsa Sanatkarlar, Demirtaş, Mudanya Gençlerbirliği, Sanayii Nefise Muhafızlığı ve Bursa İdmanyurdu gibi takımlar arasında yapılan futbol maçları ve oluşan rekabet ortamıyla kök salmaya başlamıştı.

futbolcu-ninja2 Ege Görgün (Landlord)

30’lu, 40’lı, 50’li, 60’lı yıllarda ise takım sayısının ve futbola olan ilginin artmasıyla rekabet ortamı iyice kızışmıştı. Merinos, Güvenspor, Acar İdmanyurdu, Akınspor, İnegöl İdmanyurdu, Nilüferspor Bursa mahalli liginde şampiyonluğu göğüslemek için kıyasıya kapışıyorlardı. Şampiyon olan ise Bursa’yı Türkiye Şampiyonası’nda temsil etme hakkını elde ediyordu. Keza 1954-55 sezonunda Acar İdmanyurdu, 1958-59 sezonunda da Güvenspor Türkiye Şampiyonu olmayı başarmışlardı.

ORHAN-SEREF-APAKRekabet yalnızca sahada göstermiyordu kendini. Orhan Şeref Apak’ın start verdiği 2. Küme projesine kenti temsilen katılacak olan profesyonel takımın hangisinin olacağı, nasıl oluşturulacağı konusu vardı bir de. Dönemin en güçlü kulübü Merinos bu göreve talipti ve arkasındaki fabrika sayesinde bunu yapabilecek maddi imkanlara da sahipti. Ancak uzunca süren müzakerelerin ardından ve Akınspor’un ayak sürmeyi bırakmasıyla güç birliği yapmaya karar veren beş Bursa takımı (Akınspor, Acar İdmanyurdu, Çelikspor, İstiklalspor, Pınarspor) elini daha çabuk tutup Bursaspor’u kurdular ve 2. Küme’de kentlerini temsil etmeye başladılar.

bursa_amblem

Bursa futbolunun ve Bursaspor’un hikayesi upuzun ve bu yazıda ele alınacaktan çok farklı bir konu. Bu kısa bilgilendirmeyi asıl konumuza geçmeden önce sizi Bursa futbol iklime alıştırmak için yaptım.

2 Ocak 1938’de Atatürk’ün cebinden bin lira vererek yapımını başlattığı Atatürk Stadı’nda iki maç oynancaktı. Maçlardan ikincisi şampiyonluğun en büyük adayı Acar İdman Yurdu’nun Duraspor ile karşılaşacağı maçtı. Öğlen başlayan yağmur toprak sahayı bir çamur deryasına çevirmiş, üstüne üstlük buna bir de Bursa’nın o ocak söndüren sert rüzgarı eşlik edince hakem öğlen başlayan ilk maçı 15. dakikasında tatil etmek zorunda kalmıştı.

Stada gelenler ikinci maçın da benzer şekilde oynanamayacağından korkmaya başlamışlardı ama hava biraz kendini toparlayınca hakem sahada görünmüştü. Tabi gözünüzün önüne görüntü olarak günümüz hakemleri gelmesin. O dönemde hakemlerin yağmurlu havalarda maçlara şemsiyeyle çıkması rastlanmadık şey değildi. (Bknz. Alttaki resimde Taksim Stadı‘nda oynanan bir maçta hakemin şemsiye kullandığı açıkça görülüyor.) Bursalı hakemimiz de şemsiye olmasa da, saat tam 2 buçukta kalın ve uzun bir paltoyla çıkmıştı sahaya. Maç başlarken paltosunu çıkaracağını düşünenler çok yanılıyorlardı.

taksim stadı-semsiye

Acar İdmanyurdu’nun Muammer – Tahsin, Süleyman – Abdullah, Kadri, Ramazan – İsmail, Halit, Nedim – Fazı ve Fuad’tan oluşan onbiri ise her zamanki gibi beyaz gömlek siyah şortlarıyla arz-ı endam ediyorlardı. Durasporlular da aynı renkleri tercih etmişlerdi. Neyse ki şeritli formaları onları rakiplerinden ayırıyordu.

Maç başladıktan sonra hava fikrini tekrardan değiştirip top oynamayı zorlaştıran bir şekle bürünmüştü. Topun gideceği yere rüzgâr karar verirken; yağmurla karışık kar da futbolculara zorbalık taslıyordu. İlk yarı rüzgâra karşı oynamak zorunda kalan Acar tüm bu olumsuz şartlara rağmen yarının bitmesine 8 dakika kala golü buluyordu. Soldan gelen bir akının sonunda top 18 pas içinde sıkışıyor ve oluşan karambolde Fadıl topu Duraspor kalesine yolluyordu.

İkinci yarı hava yine biraz duruluyor, bu futbolcular kadar kendilerine 300 kişilik kapalı tribünde yer bulamayan seyircileri de sevindiriyordu. İkinci yarı genel olarak Duraspor sahasında oynanıyordu. Rüzgârı da arkasına alan Acar, Fazıl ile ikinci golü de bulup maçı 2-0 galip bitiriyordu.

bursa-futbolu

Bursanın Sesleri gazetesinin spor muallimi Doğan Aka’nın maç sonrası yorumu şöyleydi:

“Acar İdman Yurdu’ndan kaleci Muammer bir iki kurtarışı ile iyi bir oyuncu olduğunu gösterdi. Müdafaadan Tahsin, haf hattından Kadri, muhacimlerden ise Murat ve bilhassa Fadıl iyi oynadılar. Duraspor başta kaleci olmak üzere müdafiler ve muavinler üzerlerine düşen vazifeyi hakkıyla yaptılar. Muhacimlerde iyi anlaşma yoktu. Daha ziyade ferdi uğraşmalar göze çarpıyordu. Mamafi takım heyeti umumiyesi itibariyle fena değildi. Hakem oyunu biri iki hata müstesna iyi idare etti. Yalnız göze batan bir kusuru uzun palto ile oyunu idare etmesi idi. Hakemin de bir sporcu olduğu ve oyunu idare esnasında bir futbolcu kadar koşması lazım kabul edilirse bu kıyafette ortada dolaşması garip görünüyordu.”

4 Ocak 1938 tarihli Bursa’nın Sesleri gazetesinden aynen naklettiğimiz bu yoruma katılmayanlar da vardı. Bunu da aynı gazetenin 8 Ocak tarihli nüshası sayesinde öğreniyoruz. Anlaşılan o ki, Doğan Aka’nın yazısını okuyan bir Duraspor taraftarı gazeteye bir mektup yazarak yazılanlara şerh koyuyordu. Bursanın Sesleri’nin yazıişleri de isimsiz taraftarın yazdıklarını tek sayfalık bu gazetenin ilk sayfasından, hem de en tepesinden görüyordu.

Aldığımız bir mektubu bi taraflılığımız dolayısile aynen koyuyoruz:

Sayın gazetenizin evvelki sayısında Acar İdman – Duraspor lik maçı hakkında bir yazı çıktı. Bu yazıdaki bazı noktalar etrafında ceva vereceğim.

1. Pazar günü Acar İdman ve Duraspor maçında yapılan birinci gol Fadıl’ın şütu ile değil, verilen bir ara pası Dura müdafilerinden Sadri’nin çıkış yaptığı bir sırada Fadıl’ın da ayak koyması ile sıçrayan topun kalecinin tutmak üzere kaleden ayrılmış olması dolayisile boş kaleye girmesinden ileri gelmişti.

2. Acar İdman Yurdu’nun sahaya çıkan kadrosu gazetenize yazıldığı halde Duraspor kadrosu neden yazılmamıştır? Bunun hakemden öğrenilmesi mümkün değil mi idi?

Şunu itiraf etmelidir ki Duraspor sahaya çıkan takımı Acar İdman Yurdu takımından kuvvetli idi. Yalnız Duralılar’ın aralarında anlaşamamış olmaları mağlubiyetlerine sebep olmuştur.

Takım şu tertipte idi: Hazım – İsmail, Sadri – Mustafa, İsmail, Tahsin – Rüstem, Mustafa, Mustafa – Nuri, Talât.”