20altin-koza

Uzun bir aranın ardından yeniden düzene girerek yılda bir hafta sinemaseverlerin buluşma noktası haline gelen Altın Koza, bu yıl Ulusal Yarışma bölümünde 12 yerli yapım ağırladı. Jin ve Çanakkale Yolun Sonu gibi yıl içerisinde vizyona çıkmış filmlerin yanı sıra, yabancı festivallerden ayağının tozuyla gelmiş Soğuk ve Yozgat Blues gibi filmler de ön jürinin belirlediği listede yer aldı. Hadi Baba Gene Yap, Daire, Gözümün Nuru, Lal ve Yarım Kalan Mucize filmleri dünya prömiyerleri için Adana’yı seçip 350000 TL yarışına katıldı. Listenin en zayıf halkası; amatör çekim teknikleri, tamamlanamamış hissi veren senaryosu ve kafası karışık halleriyle Hadi Baba Gene Yap idi. Hatta filme konan İngilizce isim bile hatalıydı. Vizyon yüzü görmesi pek mümkün görünmeyen yapımın, festivalde izleyen bir grup insanın anılarında kalacağını tahmin edebiliriz.

serkan-cellik Serkan Çellik

Bu yıl Altın Koza’nın en güçlü yanı yabancı film seçkisiydi. Dünya çapındaki festivallerde görücüye çıkan ve büyük ödülleri toplayan tam 24 film ülkemizde ilk kez Adana’da perdeye yansıdı. İstanbul’da düzenlenen ve yılın en önemli yabancı film seçkisi kabul edilen Filmekimi programından bile on film öncelikle Adana’da izlendi. Bunlar arasında öne çıkanlar; Asghar Farhadi imzalı Cannes Film Festivali’nden En İyi Kadın Oyuncu ödüllü Geçmiş (Le Passé) ve Romanya’dan gelen Berlin Film Festivali’nden Altın Ayı ödüllü Çocuk Pozu (Pozitia Copilului) idi. Hollywood’un yeniden çevrim haklarını satın aldığı Cannes’dan Jüri Özel Ödülü almış Kore-eda Hirokazu imzalı Benim Babam, Benim Oğlum (Soshite Chichi Ni Naru) duygu sömürüsüne kaçmasa da izleyenleri ağlatırken, 58 yaşında boşanmış bir kadının yaşam dolu günlerini anlatan Gloria herkese pozitif enerji ve yaşam gücü aşıladı.

Amat Escalante’ye Cannes’da En İyi Yönetmen ödülü getiren Heli; Meksika’da iki paket uyuşturucu yüzünden hayatları mahvolan bir aileyi anlatıyordu. Ülkenin içinde olduğu çıkmazı şiddet göstermekten kaçınmadan gözler önüne seren yapım ilgi çekici olsa da, Meksika sinemasından son yıllarda çok daha iyi filmler izlemiştik. 1997 Asya krizi sırasında Singapur’da yaşayan orta-üst sınıf bir ailenin Filipinli göçmen hizmetçileri ile yaşadıklarını anlatan Altın Kamera ödüllü Ilo Ilo su gibi akan 99 dakika sunsa da, fazlasıyla tanıdık öğelerden kurduğu senaryosu nedeniyle “daha önce görmüştük” hissi yaratmaktan kurtulamıyordu. Yine Cannes’da Belirli Bir Bakış Jüri Ödülü verilen Hany Abu-Assad filmi Ömer (Omar) ise işgal altındaki Batı Şeria’da üç çocukluk arkadaşı ve âşık olunan bir kızın etrafında dönen, savaş soslu bir dram idi. Yeşilçam öykülerini anımsatan senaryosu keskin dönüşlerle ilgiyi ayakta tutarken, genç oyuncuları da üsterine düşeni fazlasıyla yapmıştı. Eksiği çok olsa da görülmesi gereken filmler listesine alınması şart.

Filmlerden bu kadar bahsettikten sonra, Ters Ninja’ya Altın Koza ekibi tarafından teşekkür plaketi verildiğini belirtelim. Yıllardır festivalin medya sponsorluğunu üstlenen Ters Ninja sitesi Çolpan İlhan, Demir Karahan, İzzet Günay ve Necip Sarıcı’ya Yaşam Boyu Onur Ödülü verilen gecenin başında diğer medya sponsorları ile birlikte onurlandırıldı. Sitenin kurucusu Landlord ve emek veren herkes adına Işık Yenersu’dan aldığım plaket benim için de bir ilk oldu.

Kısaca bahsedecek olursam; lisemde sözel bölüm açılmamasıyla başlayan ve sosyo-ekonomik şartlandırmalar sonucu tıp hekimi olmamla sonuçlanan uzun süreç, yaşadığım şehirde sinema salonu olmamasına rağmen içime düşen aşkı hiçbir zaman söndürmedi. Bir taraftan vermem gereken sınavlar varken, diğer taraftan elime geçen her kaynaktan sinemayı öğrenmeye çalıştım. Büyük kısmı İstanbul’a sıkıştırılmış bu sanat dalını uzaklardan koklayıp hayatımı adamaya karar verdikten sonra yazılarımı bana destek veren editörlerle paylaştım. Festival konuğu olarak dördüncü gün gelip havuz başında puro içen isimlere, bir film bile izlemeden şehri gezen torpillilere inat; yıllarca kendi imkânlarımla il il gezip, sağda solda yatarak her gösterime yetişmeye çalıştım. Landlord sayesinde de bu yıl kendime ilk kez kalabalıkta bir sandalye buldum ve sahneye çıkıp gönüllülük esasına dayanarak sanat aşkıyla her gün güncellenen Ters Ninja sitesi için teşekkür plaketini kabul ettim. Vatan Şaşmaz’ın sunduğu gecenin Şevval Sam konseriyle sona erdiğini ve filmlerin ayrıntılı eleştirilerine gösterime girdikleri haftalarda Ters Ninja’dan ulaşabileceğinizi belirtelim.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA