70’lerin ‘Blaxploitation’ furyası ve siyahi yıldızların başrollerde yer aldığı, 80’den 90’ların ortasına kadar hüküm süren B-üstü ama A olmayan aksiyon filmleri haricinde Amerikan Sineması içinde Siyahi bir akımdan pek söz edilemez. Söz konusu toplumcu-gerçekçi bir perspektif olduğunda ise akla gelen ilk isim Spike Lee’dir kuşkusuz.

Ercan Dalkılıç

82. Akademi Ödülleri’nde 6 dalda Oscara aday olup ‘En İyi Uyarlama Senaryo’ ve ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’ dallarında zafere ulaşan Precious: Acı Bir Hayat Öyküsü (Precious: Based on the Novel Push by Sapphire, 2009) ise isminden de anlaşıldığı üzere Sapphire’nin Push adlı romanından uyarlanan, Amerika’daki Siyahların sorunlarını yansıtmaya, bunlar üzerine kafa yormaya çalışan fakat ağır/ağlak bir dram olmaktan öteye gidemeyen bir deneme bana kalırsa.

Kendi de Afro-Amerikan olan Lee Daniels’in yönettiği film, 80’lerin sonuna doğru Harlem’de, deyim yerindeyse tam bir zalim olan annesi Mary –Mo’Nique tarafından harikulade canlandırılan ve Oscar’a layık görülen- ile yaşayan Clarice ‘Precious’ Jones’un (Gabourey Sidibe) hayatının bir kesitine odaklanıyor. Bütün bunların yanında obezite ile de mücadele eden Precious, serkeş babası tarafından ikinci kez hamile bırakılınca okuldan uzaklaştırılarak özel bir eğitim programına girmek zorunda bırakılır. Burada idealist öğretmen Rain (Paula Patton) ile karşılaşan Precious, yeni bir hayat için ilk adımı atar.

Sakıncalı Düşünceler (Dangerous Minds, 1995) ve 187 (One Eight Seven, 1997) gibi filmlerin izleğini süren Precious: Acı Bir Hayat Öyküsü‘nü bu filmlerden farklı kılan, mevzuya öğretmenin açısından değil de ezilenin yani Precious’un açısından bakması. Bir yandan refere ettiğim filmlerdeki gibi eğitim sistemindeki aksaklıkları yeren film diğer yandan da Precious’un düşsel aleminden yararlanmak suretiyle idealize bir evren sunan kapitalizmin eleştirisini yapmaktan da geri durmuyor.

Ancak Precious: Acı Bir Hayat Öyküsü‘nün küçük sayılamayacak bir kusuru var; hikayesi Yeşilçam Melodramlarını aratmayacak ögelerle dolu. Bu da yetmezmiş ki bu öğelerin işlenişinde de büyük sorunlar göze çarpmakta. Amerikan Bağımsız Sinemasının trajediyi absorbe eden sinema dilinden uzaklaşmış yönetmen Lee Daniels nedense. Yer yer duygu sömürüsüne meyleden filmin Akademi için bir yem niteliğinde olduğunu ifade edebiliriz rahatlıkla. Bu arada filmde kullanılan şiddet de stilize fakat plastik olmayan bir yapıda: aile ilişkilerine odaklanan bir filmde şiddetin bu biçiminin de tehlikeli olduğunu söylemek mümkün.

Amerikan rüyasının tersten bir okuması olarak nitelenebilecek Precious: Acı Bir Hayat Öyküsü; ne bir Amerikan Bağımsızı kadar estetik ve objektif, ne de gönderme yapmadan edemediği Vitoria De Sica filmleri kadar sosyal gerçekçi olmayı becerebiliyor. Blaxploitation sinemanın seçkinci yeniden bir yorumu olan filmin, eleştirel olarak da teğet geçen, yeniden yapılanmaya yol açmayacak liberal bir eleştiri anlayışına dayandığı ifade edilebilir.

Precious: Acı Bir Hayat Öyküsü
Precious: Based on the Novel Push by Sapphire

[xrr rating=3/5]
Yönetmen:Lee DanielsSenaryo: Geoffrey Fletcher ve Sapphire (Roman)

Oyuncular: Gabourey Sidibe, Mo’Nique, Paula Patton

Yapım: 2009, ABD, 109 dk.

 

1 YORUM

CEVAPLA