the cat 2011

“Ayaz bir Çarşamba akşamı lapırtopurumun başına oturmuş yetiştirmem gereken yazıyı yazmaya koyulmuştum. Gündüz gökyüzünü aydınlatan güneşe inat, insanın kanını donduran bir soğuk hüküm sürmekteydi İstanbul’un perişan sokaklarında.

Tugba Keles Tuğba Keleş

Akşama doğru günün hayhuyundan uzaklaşmaya başlayınca uzun süredir elimin gitmediği klavyeye uzandım. Haftalardır tek bir cümle yazmadığım lapırtopurumda şöyle en temizinden beyaz bir sayfa açtım. Amacım son zamanlarda seyrettiğim filmlerden biriyle ilgili kendimce atıp tutmaktı. Lâkin şöyle kafamda evirip çevirince, sandığımın aksine son zamanlarda vizyon haricinde fazla bir şey seyretmemiş olduğumu fark etmek uzun zamanımı almadı. Aslına bakılırsa film oynatma cihazına sıklıkla bir film takıyor, ama heyhat, filmin sonunu getirmek bir türlü nasip olmuyordu. Gecenin sonunda kanepenin kâh sol ucunda kâh sağ ucunda kendimi uzanmış buluyor, kanepenin sonu her seferinde yatak odası oluyordu. Bir kez daha kış uykusunun kurbanı olmuş, kendimi gaipten gelen horultuların derinliğine bırakmıştım. Bir türlü bitiremeyerek mundar ettiğim filmlerin sonunu kedilerim getiriyor, her geçen gün psikopata bağlamaya doğru garip davranışlar sergiliyorlardı. İşte 2011 Kore yapımı The Cat de, kedilerimi kötü yönde etkileyen filmlerden biri olmayı başarmıştı. Artık geleceğim, filmlerle terbiye olmuş eli maşalı iki kedinin patileri arasındaydı.”

“Bir Yarım Akıllının Korkuları”, Yayınlanmamış Öyküler

Kötü filmler ikiye ayrılır:

  1. Zaman kaybettiren filmler
  2. Gerçekten zaman kaybettiren filmler

İlk kategorideki filmlerin hastası olduğumu öğrenmeyen kaldıysa eyvallah der, uzun zaman daha buralarda olduğumu hatırlatırım. İkinci kategorideki filmler ise mânâsız hayata daha fazla mânâsızlık katan, olsa da olur olmasa da ne olur minvalindeki işler.  Dolayısıyla zamanımı gereksiz yere çalan bu filmlerden korkarım arkadaş. Maalesef The Cat de (içindeki tüm o sevimli kedilere inat) benim için ikinci kategoriye dahil olmuş oldu.

The-Cat

Merkezine evcil hayvanlara bakım yapan pet shop benzeri bir mekanda çalışan bir kızcağızı alan film, kızın bakımını yaptığı kedinin sahibini öldürmesinin ardından, kediler ve işlenen cinayetler ekseninde dönen bir hikâyeye sahip. Filmin ana karakteri olan kızcağız, cinayet mahallinde bulunan kediye geçici bir süre bakmak zorunluluğunda kalınca, kendisine kediye benzeyen küçük bir kız çocuğu ara sıra görünür olur. Ardı arkası kesilmeyen cinayetler, olay mahallinin vazgeçilmezi kediler, esrarengiz kız çocuğu ve son kertede kızcağızın klostrofobisi ile birleşen olay örgüsü, hikayeyi serimden düğüme, oradan da çözüme nihayet kavuşturacaktır.

the cat 2011

İçinde her biri birbirinden sevimli onlarca kedi bulunan bu filmi ben neden sevmedim peki, kısaca onu açıklayayım. Uzak Doğu korku furyasının intikamcı ruhları üzerinde yoğunlaşan filme, intikamcı ruh olan kedilerin yerine ne koysanız duracak vaziyette. Dolayısıyla kedilere özgü bir şey göremedim ben. Filmin türe hiçbir yenilik getirmediğini bir kenara koyacak olursak, ana karakter kızcağızın klostrofobisine neden olan bir gizem varmış gibi devam eden film, seyircinin bu yöndeki beklentisini boşa çıkararak finale koşuyor. Güney Kore filmleri her daim kaliteli işler eyvallah ama fazla sterilliğin battığı bünyem dolayısıyla hep ön yargıyla bakıyorum bu filmlere.

Öte yandan subjektif olarak bakmak gerekirse film, kedi severler için iç yağı eritecek bazı özelliklere de sahip. Kendilerine kötü davranılan kedilerin intikam alışını seyretmek elbette kediciler için iç rahatlatıcı. Kıl ötesi pet shop sahibi, barınaktaki “odun” görevli, kedisini süs eşyası gibi gören kokona, kendi bencilliğini tatmin etmek isteyen sığ genç kız gibi karakterlerin birer birer ortadan kalkması, insanın dudağının kenarına pis bir gülümse yerleşmesine neden olmuyor değil. Sözün özü, pek bir fevkaladeliği olmamasına rağmen düzgün bir film The Cat. Kedilerin korkutucu dünyasını daha yakından tanımak için seyredilebilir.

Bu hafta da ekran başındaki kediler için çalıştığım için kendimi tebrik ediyor, önümüzdeki hafta başka bir pati izi atacağıma dair tutamayacağım sözler vererek bugünlük yazımı noktalıyorum sevgili pisicikler.  (Kedi huzur sesi devreye girer: Gorgorgorgorgor…)

the catGo-hyang-i: Jook-eum-eul Bo-neun Doo Gae-eui Noon/The Cat

Yönetmen: Seung-wook Byeon

Senaryo: Seung-wook Byeon

Oyuncular: Min-Young Park, Dong-wook Kim, Ye-ron Kim

Yapım: 2011, Güney Kore, 105 dk.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA