
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
Sinema yazarlarına sorulmak üzere 10 soru hazırladık. Tümüyle Ters Ninja’ya münhasır 10 ilginç soru. Maksat elbette sinema yazarlarını daha iyi tanıyabilmek… The S-Files adını verdiğimiz bu dosyaların on yedincisini Atilla Dorsay için açıyoruz.
Nerede, ne şekilde, kiminle seyrettiğinizi hatırladığınız en eski film hangisi?
İzmir Karşıyaka’daki eski Sümer sinemasında “Gaip Melek” adlı bir Margaret O’Brian (40’ların çok sevilen bir çocuk yıldızı) olmalı. Anne ve babamlaydım.
Sinema yazarı olmasaydınız, ne yazarı olmak isterdiniz?
Çok…Roman, hikaye, deneme, ayrıca senaryo….
Hayatınızın sonuna kadar tek bir filmle idare etmeye mahkum edildiniz. Hangi filmi seçerdiniz?
İki film olabilir mi, lütfen? Kazablanka ve 2001- Uzay Yolu Macerası.
Kendinize içlerinden hayali bir arkadaş seçme şansınız olsaydı. Hangi sinema karakterini seçerdiniz?
Kazablanka’daki Humphrey Bogart karakteri fena olmazdı. En azından niye İngrid Bergman’la gitmedi de, onu o manasız Paul Henreid’le yolladı diye bol bol tartışırdık!…Ayrıca Woody Allen de olabilirdi: hangi film olduğu farketmez, çünkü nevrotikliği hiç değişmiyor!…Bu da oyalayıcı birşey…
Hangi sinema oyuncusunun görüntüsüne sahip olmak isterdiniz?
Gary Cooper? James Dean? Alain Delon? Bilmem ki…Ama yakın zamanda bir hanımefendi ‘yaşlandıkça Gary Cooper’e benziyorsunuz’ dediğine göre, ona bağlı kalayım bari!…
Hangi yönetmenle sıkı dost olmak isterdiniz?
Hitchcock, Kubrick ve Finch arasında tereddüt ederdim.
Hangi film gerçek olsun ve siz de içinde yer alın isterdiniz?
2012’de olup da kahramanı gibi felaketin içinden tereyağından kıl çekercesine sıyrılıp uzay gemisine kapağı atmak hoş olurdu: torunlarımıza anlatacak ne çok şeyimiz birikirdi!…
Sinemayı sevmek için iyi bir neden söyler misiniz?
Aslında sayısız neden var. Ama en görkemlisi şu: hayat denen şu zalim macera içinde insanın çıldırmaması, intihar etmemesi ve de tümüyle yozlaşmaması için başlıca toplu terapi alanı ve yaralı ruhlarımızının en etkili ilacı olduğu için…
Sinemanın en kötü özelliği ya da en büyük zararı nedir sizce?
Zayıf kişilikler için şu tehlike olabilir: o hayal alemlerini somut gerçeklikle karıştırmak, her filmin içindeki hayal ve fantezi dozunu sahici sanmak ve böylece giderek yapay ve yalan dünyalara kaymak..Bu da elbette karşı kutuptaki bir çıldırma durumu sayılabilir…
Bugüne kadar gittiklerinizin içinde en sevdiğiniz sinema hangisiydi?
Sanırım Pangaltı İnci (kapandı), Beyoğlu Melek (şimdiki Emek) ve yine Beyoğlu Yeni Melek.
"The S-Files Nr.17 © Ters Ninja: Atilla Dorsay" için Bir Yanıt
ATİLLA DORSAY, BENİM İÇİN, BU ÜLKENİN YETİŞTİRDİĞİ EN İYİ SİNEMA YAZARIDIR.
15 AYRI SİNEMA YAZARINA YETECEK KADAR TARİHSEL, ESTETİK, POLİTİK, ENTELEKTÜEL DONANIMI OLMASINA KARŞIN, SİNEMA YAZILARI AHKÂM KESMEKTEN, GÖSTERİŞTEN, GEREKSİZ BİR ENTELLİK SEVDASINDAN ALABİLDİĞİNE UZAKTIR.
ELEŞTİRİLERİNİ BİR SİNEMA AKADEMİSYENİ DE BİR İLKOKUL ÇOCUĞU DA RAHATLIKLA ANLAR VE ONU OKUYAN HERKES AYNI DÜZEYDE ZEVK ALIR.
FİLM ELEŞTİRİSİ YAPARKEN, 600 SAYFALIK BİLİMSEL BİR ANSİKLOPEDİDE DEĞİL DE GÜNLÜK BİR GAZETEDE YAZDIĞININ, "HERKESE SESLENMEK ZORUNDA OLDUĞUNUN" TA EN BAŞINDAN BERİ FARKINDADIR. O YÜZDEN, YAZARKEN HİÇ KASMAZ, DERİN BİLGİLERİ KOLAY TÜKETİLİR CÜMLELER EŞLİĞİNDE VERİR, SAYFA BAŞINA 17 DİPNOT VE 34 ALINTI İÇEREN ULTRA-ENTELEKTÜEL SİNEMA YAZILARI FURYASINDAN TİTİZLİKLE UZAK DURUR, SIK SIK "FRANKFURT OKULU"NA GÖNDERMELER YAPARAK SAHTE BİR ELİTİST DÜNYA KURMAYA ÇABALAMAZ. ONUN BUNUN ÖZLÜ SÖZLERİNE YASLANARAK ELEŞTİRİ YAZMAZ, BÜTÜN CÜMLELERİ DOĞRUDAN KENDİSİNE AİTTİR.
İSTESE AKADEMİKLİĞİN DİBİNE VURACAK KADAR DOLU BİRİ OLMASINA RAĞMEN, GÜNLÜK GAZETE SAYFALARININ BÖYLE ARTİSTİK GÖSTERİLERİN DOĞRU ADRESİ OLMADIĞINI ÇOK İYİ BİLMEKTEDİR. BU GEREKÇELERLE, " DERİN BİLGİ"Yİ KİTAPLARINA BIRAKIR, "ACİL BİLGİ"Yİ GAZETE YAZILARINDA VERİR. ÇÜNKÜ, O HERŞEYDEN ÖNCE BİR "GAZETECİ"DİR; 70 YAŞINDA FOTOĞRAF MAKİNESİNİ VE ÇANTASINI SIRTLANIP CANNES'A SİNEMA HABERCİSİ OLARAK GİDECEK KADAR DA GENÇ RUHLUDUR.
İDEOLOJİK AÇIDAN BAMBAŞKA BÖLGELERİN ADAMLARI OLMAMIZA RAĞMEN, ONU ÖMRÜM BOYUNCA UZAKTAN UZAĞA HEP SEVDİM VE DİKKATLE TAKİP ETTİM. SIRF ONUN YAZILARI İÇİN 11 YIL CUMHURİYET GAZETESİ SATIN ALDIM. BU YÜZDEN DE ÜNİVERSİTE YILLARIMDA KOLTUĞUMUN ALTINDA CUMHURİYET'LE DOLAŞTIĞIMI GÖREN ÜLKÜCÜ ARKADAŞLARIN KUŞKU DOLU BAKIŞLARINA MARUZ KALDIM.
ADAM GİBİ BİR SİNEMA YAZARININ, "EKMEK PARASI" DEMEK OLAN YAZILARINI DA ADAM GİBİ, YANİ ÇOK TEMİZ BİR DİLLE VE İMLÂ KURALLARINA UYGUN BİR ÜSLUPLA YAZMASI GEREKTİĞİNİ YİNE ONDAN ÖĞRENDİM. Kİ ZATEN CUMHURİYET DE BU ANLAMDA, YANİ TÜRKÇEYE SAYGI AÇISINDAN TÜRKİYE'NİN EN İYİ GAZETESİDİR. LİSE VE ÜNİVERSİTE YILLARINDA PARAMI CUMHURİYET'E VERMENİN BU YÖNDEKİ YARARINI ÇOK GÖRDÜM. EĞER Kİ O YILLARDA, ÇOK BİLMİŞ EDİTÖRLERİ DAHA " DAHİ ANLAMINDAKİ D'LERİ" AYRI YAZMASINI BİLMEYEN DÖKÜNTÜ İSLÂMCI GAZETELERE TAKILSAYDIM, BUGÜN MUHTEMELEN BAKKAL DEFTERİ DÜZEYİNDE BİR TÜRKÇEM OLACAKTI. ALLAH KORUMUŞ BENİ…
VELHASIL, HEM SİNEMAYA BAKIŞ, HEM DE SİNEMA YAZARLIĞINDAKİ DURUŞ OLARAK, MESLEK HAYATIMDAKİ BİRİCİK KILAVUZUM BU BEYEFENDİDİR.
YÜCE YARATICI'DAN, KENDİSİNE UZUN ÖMÜRLER VERMESİNİ DİLİYORUM. BÜTÜN ÖĞRETTİKLERİN İÇİN SAĞOL ÜSTAD!
"VEFA"YA İNANAN VE ONU ÇOK ÖNEMSEYEN BİRİ OLARAK, BU VESİLEYLE SANA BİR KEZ DAHA ŞÜKRAN DUYGULARIMI SUNMAK İSTEDİM.
BU ÂLEMİN TARTIŞMASIZ KRALI SİZSİNİZ.
ALİ MURAT GÜVEN
YENİ ŞAFAK SİNEMA EDİTÖRÜ
Yorum Yazın