Muhafazakar Hristiyan taşra kızı Thelma üniversite için geldiği büyük şehirde arkadaş etkisiyle ateizm, alkol, sigara ve lezbiyen ilişkiyle tanışır ancak babasının aktardığı öğretiler nedeniyle suçluluk duygusu boğazına çöker ve epilepsi benzeri jeneralize klonik ataklar geçirmeye başlar. Gittiği doktorlar pozitif kanıtlar elde edemeyince psikolojik altyapıdan şüphelenir ve Thelma hem geçmişiyle hem de bir birey olarak arzularıyla tanışmaya başlar.

Senaryoyu benim için 2014’ün en iyi filmine imza atmış Eskil Vogt ile birlikte yazan Joachim Trier filminin ilk kırk dakikasını Thelma’nın baba evi dışındaki dünyayı tanımasına ayırıyor ve bunu da oldukça düz şekilde yaptığından modern yaşamı bilen izleyiciyi sıkma riskine giriyor. Thelma’nın ergen arkadaşıyla girdiği kısır din tartışması, ilk alkol alışı, ot/tütün denemesi ya da ilk öpücüğü genç kız için her ne kadar büyük adımlar olsa da birkaç büyüme hikayesi izlemiş seyirciye filmin kalanıyla ilgili umut vermiyor. Ardından doğa üstü gerilim başlıyor ve (bundan sonrası sürpriz bozan içerir) Thelma’nın çocukluğundan bu yana her istediğini yapabildiğini ancak babasının yaratıcı/cezalandırıcı korkutmasıyla onu bastırdığını öğreniyoruz. Babaannesi gibi Thelma da bir şeyi çok istediğinde başarıyor. Bu kimi zaman çocuksu kıskançlıkla yeni doğmuş kardeşinin evden gitmesini istemek oluyor, kimi zaman da hoşlandığı kızın kendine âşık olmasını sağlamak. Elbette Trier’in yapmak istediği yeni bir süper kahraman yaratmak değil, tüm bunlar, içimizdeki gücün farkına varıp bize neyi yapamayacağımızı söyleyenleri dinlemez ve dizginleri ele alırsak başarabileceklerimizin sınırı olmadığının metaforu. Thelma annesinin bacaklarını gerçekten iyileştiremez mi, hem de dokunarak? Elbette yapabilir: Biyoloji eğitimini bitirir, cerrah olur ve annesini dokunarak iyileştirir. O kızı kendine aşık edemez mi, elbette eder, özgüveni tam olsun yeter ki…

Büyüklerimizin baskılarından sıyrılır, dini/toplumsal korkutmalara boyun eğmez ve kendimiz olursak; bizden öncekilerin yaptıkları hataları yapmaz, kendimizi suçlamaktan vazgeçer ve özgür bir birey olarak davranırsak karşımızda hiçbir engel duramaz ve özgürlük, mutluluğu getirir. İşte doğaüstü gerilimli büyüme hikayesi Thelma bunları zarif bir dille anlatıyor ve bunu kadın bir karakter kullanarak yapınca “benim neyim var” diye kendini suçlayıp duran kadınlara umut ışığı oluyor.

Özel Seçenekler: Başka Sinema Seçkisi’nin 87 numaralı diksi alıştığımız karton kutuda geliyor ve yönetmenin kısa özgeçmişiyle filmografisini içeriyor. Diskte Türkçe altyazı, Türkçe menü ve fragman mevcut.

Thelma

Yönetmen: Joachim Trier

Senaryo: Eskil Volgt, Joachim Trier

Oyuncular: Eili Harboe, Kaya Wilkins

2017 / Danimarka / 111 dk.

Şirket: Bir Film (Başka Sinema)

HENÜZ YORUM YOK