Suçluyu Uzakta Arama: The Missing

The-Missing-Banner_160814_1

Tony ve Emily Hughes, Fransa tatilleri sırasında otomobillerinin bozulması üzerine şirin bir kasabada mecburen konaklamak zorunda kalan İngiliz çifttir. Baba içecek almaya çalışırken oğulları Oliver kaybolur. Sekiz yıl sürecek arayış da böyle başlar. BBC One tarafından 28 Ekim 2014’te yayınlanmaya başlanan sekiz bölümlük mini dizi The Missing, umudunu asla kaybetmeyenlerin öyküsünü anlatıyor.

serkan-cellik Serkan Çellik

Beş yaşındaki Oliver’ın kayboluşu hem kasaba sakinlerinin hem de medyanın ilgisini çeker. Kaldıkları otelin sahibi Hughes çiftine istedikleri kadar ücretsiz konaklama hakkı tanır, gittikleri kafe ve restoranlar hesap almaz. Haberciler peşlerini bırakmaz ve Paris’ten gelen işinin ehli bir dedektif dâhil tüm polisler ellerinden geleni yapar. Ne var ki -artık dizilerde standart hale gelen- bir günümüzden bir geçmişten sahne gösterme tercihiyle bunun böyle gitmediğini öğreniriz. Sekiz yıl sonra tek başına da olsa Tony hala o kasabaya gitmekte, aynı odayı tutmakta ve oğlunu aramaktadır. Bir farkla, halk artık onu aralarında istememektedir.

624

Kasaba gözden düşmüş, turist gelmez olmuştur. Tony parası olmamasına rağmen sürekli içer ve hesap ödemeden kaçmaya başlar. Emily ise yaşamaya devam etmiş görünmektedir, olayda görevlendirilen İngiliz polis Mark ile evlenmek üzeredir. Onun oğlunu kendi oğlu gibi sever. Ardından Tony sekiz yıl sonra nereye varacağı belli olmayan bir ipucu bulunmasıyla kasabaya döner, artık emekli olmuş dedektif Georges da ona yardımcı olmaya başlar.

p02949t8

İlk iki bölümünün parlak olduğunu söyleyemeyeceğim The Missing klişelere teslim olmuş bir yapım. Banyoya girip suyu açarak ağlama sahnesi mesela. Ya da takip ettiğin adamı koca binadaki tek ışık yanan perdesiz evde, pencere önünde salınırken görme sahnesi. Bunlar gibi sayısız kullanılmış an, senaryoda ve yönetmen tercihlerinde tekrar edilmiş görünüyor. Önemseyen yaşlı dedektif, sırrı ortaya çıkmasın diye bilgi sızdıran kötü polis, sevecen ancak kariyer sıralamasında alt basamaklardaki memur, çocuğuna bir şey olduktan sonra başkasıyla beraber olan güçlü kadın, iyi bir hikâye yazmak için çirkinleşen köpekbalığı gazeteci vb. her türlü karton karakter yerli yerinde.

The-Missing

Ana öyküye yapıştırılmaya çalışılan ancak bir türlü tutmayan pedofili öyküsü ise rahatsız edici. Vincent Bourg karakteri reşit olmayanlardan etkilenen fakat bunu hiç eyleme dökmemiş biri. Çocuklarla fiziksel temas kurmamış ama çocuk pornosu izliyor ve bu videoların dolaşımında parmağı var. İzleyen oldukça üretimin de olacağı gerçeğinden yola çıkarsak; Vincent’ın masum olduğunu söylememiz güç. Tıbbi tedaviler ve dini telkinler yardımıyla kendini frenlemeye uğraşan, sekiz bölüm boyunca hastalığıyla boğuşan karakterin neden dizide olduğu, kayıp aranıyor öyküsü için önemi bir türlü belirginleştirilemiyor. Bu karakteri çıkarsalar hem izlemesi daha kolay hem de daha konsantre bir iş elde edilebilirdi.

early release

Sürprizi açık etmeden, finalin de tatmin edici olmadığını söylemek gerek. Sekiz bölüm boyunca yan yollara sapıp duran, bir türlü akmayan, oyuncuları ya da replikleriyle izleyicisini mutlu etmeyi başaramayan The Missing’in tek yapabildiği sırrını iyi saklamak. Tahmini mümkün olmayan bir açıklama getirildiğinden, final bölümü heyecan yaratmayı başarıyor. Fakat bununla yetinmeyen yazar –dizi bittiği için- cevabını asla vermeyeceği yeni sorular sormaktan kendini alamıyor.

p028sphf

Altın Küre’de Mini Dizi ve karakterini yorumlayış şekli herkesçe kabul görmeyecek Frances O’Connor’un Bir Mini Dizideki En İyi Kadın Oyuncu dallarında yarıştığı yapımın Amerika’da Starz tarafından satın alındığını anımsatalım.

The Missing’in yeni oyuncular ve yeni bir dava ile devam etmesi öngörülüyor.