This is a man’s world: Gri Kurt (The Grey)

Sosyal ve ailevi hayat kadın ve erkeği ne kadar bir araya getirirse getirsin, kendi aralarında toplanma fırsatı bulan erkeklerin çabucak oluşturabildiği, karşı cinse kapalı, kendine has kodları olan gizli bir dünyası vardır. Bu maço dünyasının geyik muhabbetli eğlenceli kısmını filmleri aracılığıyla en ustalıkla beyaz perdeye aktaran Guy Ritchie’dir. Aynı dünyanın daha sert, daha acımasız, daha hüzünlü bir yüzü daha vardır. Erkekler arası kodların çeşitli karakter zafiyetleri yüzünden hiçe sayılabildiğini karamsar, umudu kıt bir dünyadır bu. İyilerin her zaman kazanmadığını görürüz o dünyada ki, bu gerçeği sergilemek aynı zamanda Hollywood gişe filmleri kriterlerine göre de en büyük günahlardandır.

 Ege Görgün (Landlord)

John Carnahan’ın da bu kriterler ışığında günahkar bir yönetmen olduğu söylenebilir. Popüler sinemanın kurallarına harfiyen uyduğu A-Takımı hariç, önceki filmleri Narc ve Smoking Aces için “demir leblebi” ifadesini kullanabiliriz. İki filmin de ülkemizde vizyona çıkmadığını (yanlış hatırlamıyorsam eğer tabi) not düşmek isterim.

Gri Kurt filminde de uslanmadığı açıkça görülüyor Carnahan’ın. Ancak bu kez yönetmenlik ustalığını öyle bir seviyeye taşıyor ki Carnahan, Hollywood görmezden gelemiyor onu, daha da ötesi filmin tanıtımı için bastırıyor da bastırıyor. Zorlu şartlarda çekilmiş olsa da, filmin prodüksiyon anlamında öyle çok masraflı olmamasının da etkisi olmuştur belki bunda. Ne de olsa az masraf, çok kâr ters orantısı Hollywood’un en sevdiği orantıdır çünkü.

Gri Kurt, Tarkovski’nin Solaris’ini anımsatan bir şekilde açılıyor. Acısını yüreğine gömmüş yalnız bir adam ve farklı bir gezegenmiş izlenimi veren Alaska’da bulunan bir petrol tesisi… Ama farklı olarak hikaye adamızın buraya gelmesiyle değil, buradan ayrılmasıyla başlıyor. O ve birkaç arkadaşı uçaklarının düşmesinin ardından Alaska’nın uçsuz bucaksız coğrafyasının ve zorlu ikliminin ortasında buluyorlar kendilerini. 1993 tarihli film Alive’dakine benzer “mecbur kalınmış bir yamyamlık vakası” daha mı izleyeceğiz acaba diye düşünmeye başlıyorsunuz ister istemez ilkin. Ama çok geçmeden buradaki meselenin “kahramanların yediği” değil, “kahramanları yiyen” şey olduğunu anlıyorsunuz.

Köpekbalığı, timsah, arslan, piton, örümcek, fare, kedi, köpek, arı hatta yaban domuzu… İnanoğlunun bu hayvanlarla toplu ya da teke tek mücadelesine pek çok kez tanık olduk beyazperdede. Ama Kurt Adam filmlerini tümden dışarıda bırakırsak, 1981 tarihli Wolfen filmi haricinde insan-kurt mücadelesine tanık olduğumuz bir gerilim hatırlamıyorum. Ancak iki film arasında arasındaki daha belirgin benzerlikler ikisinin de konuya felsefi bir boyut katmaya çalışması ve aynı karamsar ruh hali.

Hikayenin coğrafyası ve tür itibariyle bir başka filmi daha akla getiriyor Gri Kurt. John Lee Thompson’un yönettiği, Charles Bronson ve Jack Warden’ın oynadığı 1977 tarihli western White Buffalo / Beyaz Buffalo. Bu filmde efsane silahşör Vahşi Bill Hickok ve Lakotaların ünlü şefi Çılgın At iki kişilik bir dreamteam oluşturup karlarla kaplı dağlarda beyaz bir bufaloyla mücadeleye girişirler.

Gri Kurt görünüşte bir doğa gerilimi olsa da, daha çok bu zorlu mücadelenin üstünden erkeği anlatmayı amaçlıyor. Filmin ketum finali de bu savımızı destekler nitelikte zaten. Odakta bir ana karakter var ama uçak kazasından kurtulan diğerleri de aynı amaç, yani erkeği analiz etme uğruna kullanılıyor filmde. Hiçbiri kurtlara yem olsun, hikaye biraz daha uzasın diye hikayeye öylece saçılmış tiplemeler değiller. Karakterlerin içinin dolu olması filmi daha da gerçek kılıyor.

Filmi etkileyici kılan bir diğer nokta da, benzer gerilim filmlerinde tempo düşürmemek uğruna hızlı geçilen ayrıntılara daha önem verilmesi, daha çok zaman ayrılması. Bu Gri Kurt’u gerilimli anlar dışında da seyircinin empati kurabildiği, duyguları provoke eden insani bir film haline getiriyor. Bazılarına hamasi gelmiş olabilir ama ben filmin felsefi ve şiirsel dokusundan da hayli hoşlandım.

Son olarak size bir de Ters Ninja kıyağı. Filmin ardından salonu hemen terk etmez ve kapanış jeneriğinin sonuna kadar beklerseniz, sabrınız ödüllendirilecek. Tabi filmi pat diye kesmeyecek insaflı bir makiniste denk geldiyseniz…

Gri Kurt (The Grey)

[xrr rating=4/5]

Yönetmen: Joe Carnahan

Senaryo: Joe Carnahan, Ian Mackenzie Jeffers

Oyuncular: Liam Neeson, Dermot Mulroney, Frank Grillo

Yapım: 2011 / ABD / 117 dk.