Yazan: Güzin Tekeş @gzn__

İlk gösterimini Cannes Film Festivali’nin açılış filmi olarak gerçekleştiren İranlı yönetmen Asghar Farhadi’nin son filmi Todos lo Saben (Herkes Biliyor) pitoresk bir aile dramı. Şu günlerde Filmekimi kapsamında yerli izleyiciyle buluşan ve ülkemizde mart ayında gösterime girmesi beklenen film, bir düğün merasimi için İspanya’nın üzüm bağlarıyla kaplı küçük bir köyünde toplanan aile fertlerinin renkli buluşma görüntüleriyle açılıyor. Farhadi’nin yabancısı olduğu bir coğrafyada Penélope Cruz ve Javier Bardem gibi İspanyol asıllı oyuncularla İspanyolca olarak çektiği kutlama görüntülerini oldukça iyi kotardığını söylemek mümkün. Filmin çatışması ise Penélope Cruz’un canlandırdığı Laura’nın ergen kızı Irene’nin düğün gecesi apansız ortadan kaybolmasıyla başlıyor. Bu kayboluşla beraber herkesin bildiği ancak bilmezden geldiği aile sırlarının birer birer üstü açılırken, yönetmen bizi ebeveynlik ve kan bağı gibi çok sevdiği etik tartışmalara katılmaya davet ediyor.

Asghar Farhadi, tıpkı 2009’da Berlin Film Festivali’nde kendisine en iyi yönetmen ödülünü kazandırarak dünyaya adını duyurmasını sağlayan filmi Darbareye Elly’de (Elly Hakkında) yaptığı gibi kaybolan kişinin mağduriyetini bir kenara bırakarak bu kayboluştan etkilenen kişilerin sırlarına odaklanıyor. Yönetmen, bize yemek masası etrafında ya da köy kahvesinde yaşanan küçük tartışmaları izleterek filmin gizemini çözebilmemiz için ufak ipuçları bırakıyor. Ancak izlediğimizi bir Farhadi filmi haline getiren tek dokunuş elbette bundan ibaret değil; Oscar ödüllü Jodaeiye Nader az Simin’de (Bir Ayrılık) olduğu gibi ekonomik ve sınıfsal alt metinleri de filme dahil etmekten geri durmuyor. İşte bu yönetmene has dokunuşlar son derece klişe konuyu, bilindik senaryo matematiği işlediği halde izlenmeye değer bir işe dönüştürüyor.

Gelgelelim, Pedro Almodovar filmlerinden iyi tanıdığımız José Luis Alcaine’nin imzasını taşıyan görüntü yönetimi ve yine bir Almodovar filmi olan La piel que habito’nun (İçinde Yaşadığım Deri) tekinsiz müzikleriyle hatırladığımız Javier Limón’un elinden çıkan film müzikleri, filmdeki İspanyol esintisini zirveye taşısa da İranlı yönetmenin, İspanyol sinemasının kodlarına yeterince hakim olduğunu söylemek mümkün değil. Süre yetmemişçesine apar topar bağlanan finali ve anne rolünün üzerine oturmadığı Penélope Cruz’un, tüm çabasına rağmen teatral kalan oyunculuğu da filmin dramatik yapısını zayıflatıyor.

Sonuç olarak İran’ın Oscar ödüllü dahi yönetmeni Asghar Farhadi’nin yeni filmini görmek üzere sinema salonuna gelen izleyiciler, evlerine ne yazık ki Almodovarvari vasat bir İspanyol filmi izlemiş olarak dönecekler.

HENÜZ YORUM YOK