Fotoğrafta gördüğünüz kişi Yener Çakmak ağabeyimiz. Kendisini belki bizde yayınlanan birkaç yazısından  ve yorumlarından hatırlarsınız. Yener Ağabey arka planda kalıp, ön plandaki çoğu insandan daha çok çalışan, daha çok üretenlerdendir. Emek adamıdır, amatör ruhunu hiç kaybetmeyen bir gönül işçisidir. Karikatüristtir, gazetecidir, fotoromancıdır, arşivcidir, vakanüvisdir, araştırmacıdır, hatta yazıp yönettiği bir film bile vardır. Çizgi romancıları, afiş ve kitap kapağı ressamlarını kendilerinden bile iyi tanır. Bazı çizerlerin kendi işlerini hatırlamayıp ona sorduğuna sık sık şahit olunur. Ama bu yazıda onun pek kimselerin bilmediği bir özelliğini afişe edeceğiz. Fotoromancılığını söyledik ama Yener Çakmak’ın  Türkiye’deki ilk korku ve mizah fotoromanlarını yapan adam olduğunu biliyor muydunuz? Üstelik başrolde de bizzat kendisi oynuyordu. (Bu yazı ilk olarak Temmuz 2011’de yayınlanmıştır.)

 Ege Görgün (Landlord)

Yener Çakmak 16 Eylül 1950’de İstanbul’da doğmuş, İstanbul’da da büyümüş. Kendisi tam bir İstanbul sevdalısı zaten.

Yener çakmak en alt sırada, sol baştaki

Kızıltoprak’taki Zühtü Paşa İlkokulu’nda okuyan Yener Çakmak’ın hayatına sinema ve çizgi romanlar erken yaşta girer ve onun serüvenci ruhunu geliştirir. Bu ruha sahip çoğu genç gibi fiziksel olarak kendini geliştirme yoluna gider. Caddebostan Budak Yazlık Sineması’nda yapılan Güzel Vücut yarışmasına katılır. Akrobasiye meraklıdır. Çevikliği ve yaptığı canbazlık numaralarından dolayı mahalle arkadaşları ona Tarzan lakabını yakıştırmışlardır.

Atatürk Eğitim Enstitüsü Resim-İş bölümünden mezun olur. Çok geçmeden karikatürleri çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanmaya başlar. Sinema onun vazgeçemediği bir tutkusudur. Ne yapar eder tiyatro ve sinema alanında da çalışma fırsatı yaratır kendine. Fotoromanın çok revaçta olduğu dönemde gazelere fotoromanlar çeker. Zamanın video dergilerinde köşe yazarlığı yapar.

1988’de Altın Video’nun yapımcılığında Piknik video filmini yazıp yönetir. Film yıllar önce Saklambaç gazetesinde yayımlanmış bir fotoromandır. Filmin konusu şöyledir: Şizofren bir yapıya sahip, at yarışı tutkunu Ümit çalıştığı şirketin parasıyla oynadığı bahislerde büyük miktarda para kaybeder. Bu durumda çareyi, zengin bir ailenin kızı olan Yasemin’le evlenmekte bulur. Onun serveti sayesinde şirketten aldığı paraları yerine koymayı planlamaktadır. Yasemin, yakışıklı bir genç olan Ümit’i beğenmektedir, fakat gördüğü dengesiz hareketlerinden dolayı onu sevip sevmemekte tereddüt etmektedir. İşte bu durumda Ümit, Yasemin’e şeytanın aklına gelmeyecek bir oyun hazırlar. Böylelikle onu evliliğe mecbur bırakmayı düşünür. Ümit’in planı, birlikte gidecekleri piknik üzerinedir.

Yener Ağabey’i az da olsa tanıdık. Şimdi özel haberimize geçelim. Dediğimiz gibi Türkiye’deki ilk korku ve mizah fotoromanlarını yapmış ve bu fotoromanlarda oynamış Yener Ağabey. Bu ilkleri tek başına gerçekleştirmemiş tabi. Ali Eşref Müezzinoğlu ile işbirliği yapmışlar.

İlk korku foto romanı olan Vampir Dehşet Saçıyor’u Saklambaç gazetesi için 1969 yılında çekmişler. Ama o yıllarda aşk-macera temalı kadınlara yönelik konularda foto romanlar yayınlayan gazetenin bayan yöneticisi İren Kayno bu kült çalışmaya ilgi göstermemiş. Vampir Dehşet Saçıyor 1974 yılına kadar hiç bir yerde yayınlanmamış. Ama sonra o yıl “Boşvermişlerin gazetesi” sloganıyla çıkan OKEY adlı erkeklere yönelik erotik-magazin gazetesinin sayfalarında kendine yer bulabilmiş.

Fotoromanı beğenip alan ise gazetecinin o zamanki yöneticisi, bugünün spor yazarı Cengiz Alpman imiş. Ancak Alpman, gazetenin çizgisine uygun olarak fotoromanın adının Seksomanyak olarak değişmesini şart koşmuş. Bu işten en zararlı çıkan ise Yener Ağabey olmuş. Fotoromanın başrolünde kendi oynadığı için arkadaşları arasında epey bir süre seksomanyak diye çağırılmış. Yener Ağabey o günleri hatırladığında, “Bu durum çevremde yanlış anlaşılmalara yol açıyordu. Seks manyağı olmamdan şüphelenenler oldu. Benim yerimde ruhen zayıf başka biri olsa ilk korku fotoromanı oyuncusu olayım derken ruh hastası olabilirdi” diyor.

Yener Çakmak’ın mahalle arkadaşı Ali Eşref ile gerçekleştirdiği bir diğer ilk, yayıncı Ahmet Koçer‘in kendilerine tanıdığı olanaklar sayesinde Papağan dergisinde yayımlanan Avrat Peşinde adlı mizahi fotoroman olmuş. Papağan o sıralar Akbaba’dan sonra en çok satan mizah dergisiydi. Dolayısıyla küçük çaplı bir şöhret getirmiş Yener çakmak’a bu fotoroman.

İki fotoromanın fikri de Yener Ağabey’den çıkmış. O yazmış, çekimleri Ali Eşref Müezzinoğlu yapmış. Müezzinoğlu aynı zamanda Yener Ağabey’i gazetecilik, çizerlik, fotoğrafçılık ve fotoromancılık konularında yönlendiren ilk kişi olmuş.

Yener Ağabey bugün bile adı unutulmuş, izi kaybedilmiş çizerlerin peşinde koşup onların hayat hikayelerini kayda geçiriyor. O, yazarlıktan, gazetecilikten çok bacaklarını göstermekte maharetli magazinel medya figürlerinden daha değerli, daha önemli. Allah sana uzun ömür versin, sen de geçmişin kaydını tutmaya devam et, ağabey. Geçmişine saygısı olmayanın saygı duyulacak bir geleceği de olmaz. Biz bunu biliyoruz. Elimizden geldiği kadar da insanlara hatırlatacağız…

Paylaş

HENÜZ YORUM YOK