
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
Tel 1: Akşamüstü acıktım
Evde bir şey yapmaya elim varmadı
Biraz baktım dolabın üstündeki magnetlere
Pas verecek bir yer aradım derinlerde
Balıkçı Ali ilişti gözüme
Şiir gibi geldi o yüzden alt alta yazdım sevgili okur. Derken numarayı çevirdim. Fekat karşıdaki ses pek tuhaf. Balık var mı dedim. Balık yok, burası ev dedi. Anladım yanlış çevirmişim. Peki öyleyse dedim, şimdi ben size gidin balık alın, kömür ızgarayı yakın, yelleyin, közleşince ağırdan pişirin, sonra da benim eve servis yapın desem zahmet olacak dedim ve kapattım. Adam ne düşündü inan bilmiyorum.
Ama ne olursa olsun
Bakacak olursak
Sesindeki ölü balık tonuna
Renk gelmiş olsa gerek
Hayatına tonla
Tel 2: Bir işyerinden birini isteyeceğim. Sekreter çıktı, “Şu an yok” dedi. “Peki şu an var mı?” dedim, şaşırdı “Nas’ Yani?” dedi. “Siz ‘şu an’ yok deyince ben beyefendinin yokluğunu anlık bir şey olarak düşündüm, hani her an ortaya çıkabilirmiş gibi, mesela tekrar baksak, şu an var mı?” Sessizlik oldu, kapattım.
Tel 3: Ev telefonu çalınca nedense gıcık oluyorum. Hani o telefon aslında bir telefon değilmiş, ADSL arpalığıymış gibi. Ceplerden sabit hatlar da haybeden aranılaberi iyice kullanılmaz oldu bu hergeleler. Bu arada ADSL bağlanabilmesi için telefon numarası edinme, hâttâ hiç kullanmadığın halde buna gıcık gıcık faturalar ödeme sence de çok saçma değil mi sayın okur?
İşte sanıyorum bu ve benzeri sayın yüzlerden ekstra ifrit oluyorum ev telefonunun çalmasına. Zırıl zırıl çalıyor bak işte, ha kimbilir kim bir de? Bu devirde insanın ana-babası bile evden aramıyor yahu.
“Adem Abi!” diye hanzomatik bir ciyak bağırtı! Kardeşim yanlış numara dedim. Hâlâ
Adem Abi’liyor. Yahu yok be yaz aşkım anlasana artık yanlış numara!
Telefon geldi diye pauselediğim, Ayça Şen’in albümüne tekrar ses verdim. Bu arada albüm pek kıyak, boş yok. Tekrar dergime dalayazdım ki; Adem Abi! Kardeşim yok diyoruz, yanlış diyoruz yeter be adam! Çok değil, belki de tek bir numara yanlış ama yetiyor işte. Tek numara yanlış diye ona en yakın kişiyi çevirmiyor ki cihaz, tesellisi yok.
Adamın dağarcığında böyle bir durum da yok ama. Yanlış ne demekmiş? Elde bir telefon numarası varsa ve bir de Adem Abi varsa, ki var; o zaman niye olmuyor diye bir dünyada yaşıyor lavuk!
Üç dört dakikalık uzun! bir sessizlikten sonra telefon tekrar çaldı. Elbette kimin aradığını artık merak etmiyordum. Yalnız bu kez şöyle bir diyalog geçti:
“Adem Abi!”
“Efendim canım,”
“Abi nerelerdesin yahu?”
“Buradayım canım, buradayım, söyle,”
“Abi malları gönderecem de, sana demeden göndermeyeyim dedim,”
“İyi etmişsin gönder tabi, yalnız iki, hâttâ üç misli yolla bu sefer,”
“Onbeş ton mu olsun?”
“Düz yirmi yapalım biz onu.”
“Tamam Adem Abi, ödemeyi de haftaya yaparsın yine,”
“Yaparız canım, yaparız…”
"Üç tuhaf telefon görüşmesi a.k.a. Anın peşinde" için Bir Yanıt
Son telefonat üniversite yıllarında yaşadığım bir hikayeyi andırmakta. Okuldan eve dönülür, tam kitap başına oturulur, telefon acı acı çalar. "Alo Rıdvan Abi, bize seni çok seviyoruz". "Rıdvan Abi'niz değilim" denilip telefon kapatılır. Aynı senaryo 3-4 kez tekrarlanır. Sonunda pes edilip ses bıraz değiştirilerek "Buyur canım benim" denir. Meğer aranan kişi kariyerinin son demlerini yaşayan Rıdvan Dilmen'dir. Telefondaki kişiye uzun uzun futbolu bıraktıktan sonra neler yapılacağı, nasıl lahmacuncu açılacağı, Fenerbahce'nin o hafta sonu sahaya 4-6-0 düzeni ile çıkacağı anlatılır. Muhtemelen o konuştuğum şahısta bugün arkadaşlarına "Bak Rıdvan daha 15 yıl önce 4-6-0 ile total futbol demişti" diye anlatmaktadır…
Yorum Yazın