Üzerinde Beşiktaş forması varken yalan söyleyemeyen bir efsane: Vedat Okyar

vedat okyar3

50’li yılların sonunda plajlarıyla müstesna bir semt, Bakırköy. Bir zamanlar Atatürk’ün de denize girmeyi pek sevdiği Florya Plajı’ndan sonra, bir başka plaj daha halkın hizmetine açılıyor. Yeni açılan Ataköy ya da eski adıyla Baruthane Plajı 16 Ağustos 1957 tarihli Hayat dergisinin kapağına şu sözlerle taşınıyor:

“Yaz başlangıcında İstanbul halkı denize girecek plaj bulamamak endişesi içinde iken, Bakırköy’de eski Baruthane sahasında tesis edilen modern plaj sitesi Florya’daki diğer tesisle beraber halkın imdadına yetişti. 250 metre uzunluğunda, 50 metre genişliğinde bir kum sahaya yapılan plaj 400 kabinesi ve 1250 kilitli dolabı ile her gün on bin şehirlinin denize girmesini temin etmektedir.”

futbolcu-ninja2 Ege Görgün (Landlord)

Yaz tatiline girmiş Bakırköylü gençlerin de uğrak yeridir plajlar. O gençlerden ince, uzun yapılı olan birinin adı Vedat’tır. Vedat Bursa’da doğmuş, sonra tekstilci babasının işi sebebiyle İstanbul’a gelmiştir. İşte, şuradaki Vedat, tramplenden atlamak üzere olan genç… Bugün kaçıncı atlayışı kimbilir bu. Onun için her gün bıkıp usanmadan tekrarlanan bir ritüel bu; gençliğin, özgürlüğün ve masumiyetin kutlanışı.

baruthane-plaji-1957

Kesin yine “duhuliye” ödememiştir kerata. Sandalla ya da yüzerek gelmiştir plaja giriş ücretini vermemek için. Parası olmadığından değil de, delikanlılığın raconuna böylesi denk düştüğünden.

İşte atladı. Önce çıkabileceği en yüksek noktaya çıktı. Ok gibi düz vücudu tam ortasından hafifçe kırıldı. Bir zemberek gibi kurdu adeta kendini havada. Göğsünü bir güvercin gibi dışarı çıkarsa da iki yana açtığı kollarıyla bir an göklerde süzülen bir kartalı andırdı sonra yine avına dalan bir kartal gibi serbest düşüşe geçti. Suya değmesiyle gözden kaybolması arasındaki zaman ancak en küçük zaman birimiyle ifade edilebilirdi. Aşk olsun çocuk! İnsan birkaç damla su sıçratmaz mı suya girerken ?!

VEDATOKYARBir gün yine sanatını icra ederken bir adam yaklaştı yanına, “Oğlum artistik atlıyorsun. Seni kimse görmüyor, izlemiyor. Yapacaksan adam gibi spor yap. Futbol oyna” dedi. Sihirli sözcük böylece söylenmiş ve Vedat Okyar’ın futbolculuk macerası başlamış oldu.

Vedat Okyar bir televizyon programında kendisine Avrupa futboluyla ilgili bir soru sorulduğunda, “Ben o işlerden anlamam. Ben Beşiktaş’ı bilirim; – O dönem CNNTÜRK’de program yapan Ogan Tarhan’ı kastederek- Avrupa futbolunu çok iyi bilen gençler var, onlara sor” diyebilecek kadar hesapsız ve kibirsiz bir adamdı. Bu yüzden ne söylerse söylesin yürekten konuştuğunu yalnız Beşiktaş taraftarları değil, tüm futbolseverler anlamıştı artık. Evlenirken karısına da samimi davranmıştı Okyar ve “Bak” demişti, “Benden koca olmaz, benden iyi bir metres olur. Sen de metres gibi davranırsan bu iş gider” Gitti. Evlilikleri 40 yılı devirdi.

vedat0kyar3

Samimi olmak kadar, lafının arkasında durmak da adamlığın şanındandır. Vedat Okyar adamdır. Karısına evlenirken “Sakın bana bir şey taşıtma. Biber, ekmek getir falan yapma. Ben hiçbir akrabamla görüşmem. Senin de akrabaların benim evime gelmesin. Ben akrabaları sevmem, çünkü ben seçmedim. Ben seçtiğim insanla birlikte olurum” diyen Okyar, bir gün eve maç seyretmeye geldiğinde, evin baldız, bacanak akrabalarla dolduğunu gördü. “Bunlar ne?” diye sordu. “Geldiler işte, ne yapayım?” diye yanıt veren karısı biraz sonra, “Salatanın limonu yok. Alıp gelir misin?” diye sordu. Vedat Okyar maçın devre arasında “limon almaya” diyerek evden çıktı. 15 gün haber alamadı karısı ondan. Yalova Termal’de geçen uzunca bir tatilin ardından eve döndü Vedat Okyar. Yanında salataya sıkılacak limonları da getirmeyi ihmal etmemişti.

vedat0kyar2Yücespor, Adaletspor, İnegöl İdmanyurdu, Bursaspor derken yolu Beşiktaş’a kadar uzandı. Diyarbakırspor ve Karagümrük’te de oynadı kısa süreli. Teknik kapasitesi, driplingleri ve oyun kuruculuktaki zekasıyla dikkati çeken Okyar, Beşiktaş’ın en kötü dönemlerinde forma giymek gibi bir talihsizlik yaşadı. 1974-75 sezonunda kazanılan kupa dışında hiç şampiyonluk göremedi. 70’lerin başındaki iki şampiyonlukta kadroda değildi. Bu yine de onun Beşiktaş’ın sembol isimlerinden biri olmasının önüne geçemedi. Beşiktaş’ta forma giydiği 253 maçta 21 gole imza attı. Futbol hayatında kullandığı 43 penaltı vuruşundan yalnızca bir tanesini kaçırdı. 33 kez de Türk Milli Takımı’nda oynadı.

İlk yıllarında yönetimle arasında çıkan pürüz sebebiyle kiralık olarak başka kulüplere verildi. Formasına onun kadar aşık biri için çok üzücü olmuştu mutlaka bu ayrılık. Ama adamlığından da, sözünden de, prensiplerinden de geri adım atacak biri değildi. Gariptir ki tek şampiyonluğunu bu dönemde Diyarbakırspor’da yaşadı. Döndükten sonra Beşiktaş formasını bir daha sırtından çıkarmadı. Vedat Okyar 1981’den itibaren gazetelerde köşe yazarlığı yapmaya başladı.

vedat0kyar

Sahada sergilediği tekniğe dayalı zarif futbol yalnızca Vedat Okyar’ı top oynarken izleme fırsatı bulanların aklında yer etmişti. Ama onun karıncayı bile incitmekten çekinen zarif ruhu, dostlarına bağlılığı, kısaca “güzel” bir adam olması herkesin bildiği bir şey bugün. Onu seyretmeyenlerin, hatta onunla hiç tanışmamış olanların bile…

Vedat Okyar, kendisi gibi Bursaspor’dan gelen bir başka büyük Beşiktaşlı ile yıllarca birlikte top koşturdu. O dönem Beşiktaş’ı takip edenlerin golcülüğü sayesinde en sevdiği topçulardan olan Tezcan Ozan.

TEZCAN-OZANTezcan Ozan’ın paylaştığı bir anı Vedat Okyar hakkında çok şey anlatıyor:

Oynanan bir maç sırasında rakip takımın bir oyuncusu öyle sıkı bir tekme atıyor ki Vedat Okyar can acısıyla bir anlığına zerafeti falan unutup küfür ediyor. Oyuncu hemen öğretmene şikeyete giden bir talebe gibi hakemin yanına koşuyor. “Hocam, Vedat bana küfür etti!”

Hakem de bir efsane: Doğan Babacan. Vedat’ın küfür edeceğine ihtimal vermiyor ama yine de yanına gidip soruyor: “Vedat, sen küfür ettin mi falancaya!”

Vedat duraksamadan: “Evet, ettim” diyor.

Doğan Babacan’ın eli cebine gidiyor. Geri geldiğinde o el bir kırmızı kart tutuyor. Havaya kalkan kırmızı kart tüm stadı şaşkınlık temelli bir sessizliğe gömüyor. Olacak iş değil… Beyefendi Vedat kırmızı kart yiyor. Üstelik yediği tekmenin üstüne, tatlı niyetine…

Tezcan arkadaşının yanında tüm olan bitenlere şahit olmuş. O da şaşkınlık içinde:

“Oğlum” diyor Vedat’a, “Manyak mısın sen, niye ettim diyorsun. Etmedim deseydin ya”

“Üstümde Beşiktaş forması varken yalan mı söyleyecektim!”

Beşiktaş, Türk futbolu, dostların, sevenlerin seni şimdiden çok özledi, özlemeye de devam edecek Vedat Ağabey!

vedat0kyar5

Senin gibilerin sayısı giderek azalıyor. Son beyefendisi de ölünce futbolun, futbolun da ölmesi belki de en münasibi! Sizin gibiler olmadan zaten eskiyi aratan futbolun artık lisanı bile tümden değişecektir çünkü. Tabi o lisana ait yeni bir sözlük hazırlamak gerekecektir haliyle: Dost… Karşısında “menfaat” yazacaktır… Saygı… Karşısında “para”… Sevgi… Karşısında “hırs”… Futbol… sadece ve sadece KAZANMAK… Adalet…. KAZANAN HER ZAMAN HAKLIDIR…