Bay ve Bayan UnakıtanCleveland

Şu konuya değinmeden başlayamayacağım a dostlar. Olay tamamen gerçektir ve dün akşam mutfakta istavrit ayıklarken takip ettiğim Uğur Dündar’lı Star haberlerinde yayınlanmıştır. Gazetelerde de yazdı. Ortam şu:

 Cenk BükerCenk Büker

Bay ve Bayan Unakıtan hayli geniş bir masaya oturmuş karşılarındakini basın mensuplarına beyanat veriyor. Ahsen Hanım anlatıyor, eşinin rahatsızlandığını öğrenince elbette yalnızca kendi adına değil, Sayın Bakan artık halka mal olmuş bir zat olduğundan bizim adımıza da üzülmüş. İşin İlginci, Ahsen Hanım basın mensuplarına ve bizlere bunları aktarırken Bakanımız da bir yandan müstehzi diyeceğim olmayacak ancak, resmen gülümsüyor. Ahsen Hanım’ın anlattıklarına inanmıyor olamaz ya. Bakın anlayın ben neyim işte diye haklı olarak seviniyor herhalde.

Her neyse, Ahsen Hanım by-pass konusunun ehemmiyetine binaen Tanrı’ya dua etmeye başlamış ve Tanrı’dan yalnızca bu ameliyat işinin en hayırlı şekilde nerede yapılabileceğini öğrenmek istemiş.

Devamında da, “Allah bana Cleveland’ı işaret etti, oraya yönlendirdi” gibi bir sonuç çıktı ki ben o sırada istavriti elimden düşürdüm. Ne dediğini tam duyamadım ama bu duadan bir Cleveland yanıtına yönlendiği kesin. Bugünkü gazeteler de aynı malumatı veriyor. Kısa bir şok halinden sonra aklıma şu pek tuhaf sorular geldi:

1. Tanrı resmen “Cleveland” mı dedi?

2. Öyleyse, “Cleveland” derken hangi aksanı kullanıyordu? Bariz bir Amerikan aksanı mı, yoksa rahmetli Özal gibi hafif Arabik bir İngilizce mi kullanıyor?

Unakıtan Manşet

3. Tanrı bizzat “Cleveland” dedi mi, yoksa bunun Bayan Unakıtan’a malum olmasını mı sağladı? Öyleyse nasıl? Haritayı gözüne projekte mi etti bir nevi? Nasıl yahu? Ay öleceğim meraktan.

Cleveland

4. Yalnızca Cleveland mı dedi? Ahsen Unakıtan zaten burayı ezbere biliyor muydu? Hani ne bileyim iktidar eşleri sıkça alışveriş ediyorlar deniyor ya yurtdışından. Yoksa olay karışmasın, Ahsen Unakıtan Sayın Bakan’ı kolundan tuttuğu gibi Güney Afrika Cumhuriyeti’nin küçük bir kazasına götürmesin diye; “Müttefikiniz ABD’nin Ohio eyaletinin Cleveland kenti”mi buyurdu?

5. Ahsen Hanım, Atatürk’ün rahatsızlığında, yurtdışında tedavi görmesini tavsiye edenlere “Beni Türk Hekimlerine emanet ediniz” dediğini hatırlayarak kısa bir tereddüt anı geçirdi mi? Belki bu kısmı için de bir açıklama vahyolunmuştur. Ne bileyim “merak etme orada Murat Tuzcu adında bir Türk hekimi var zaten” malumatı da verilmiş olabilir mi?

6.Tanrı, aynı yakarış sorusuyla kendisine seslenip de parası olmayanlara ona göre cevaplar mı veriyor? Örneğin onların kulaklarına Cleveland yerine “Şişli Etfal” veyahut “Vakıf Gureba” diye mi fısıldıyor?

Yalnız bu sorular bizim Tırto film saptamalarımıza yer bırakmadı, artık onlara birkaç gün sonra devam edeceğiz…

Bu yazılar da ilginizi çekebilir