iron mansinema yazarı murat erşahin

Merakla beklenen Iron Man filmiyle birlikte bu hafta gösterime 7 film birden giriyor. Sinema yazarı Murat Erşahin Tersninja.com için bu filmleri değerlendirdi.

Murat Erşahin

BEREKETLİ TOPRAKLAR ÜZERİNDE
Erden Kıral’ın 1979’da yönettiği ünlü ve kayıp filmi, dönemin şartları yüzünden izleyiciden uzak kalmıştı. Neredeyse otuz yıl sonra, restore edilmiş kopyasıyla izleyiciyle buluşuyor. Orhan Kemal’in aynı adlı eserinden beyazperdeye uyarlanan dramda başrolleri Tuncel Kurtiz, Erkan Yücel, Yaman Okay ve Nur Sürer paylaşıyor. Filmin senaryosunda emeği olan isimlerse Erden Kıral’ın yanı sıra, Tuncel Kurtiz ve Mahmut Tali Öngören. Çukurova’da zor koşullar içinde yaşam mücadelesi veren üç arkadaşın, Köse Hasan, Pehlivan Ali ve İflahsızın Yusuf’un öyküsü, Anadolu ve ülke’nin zorlu gerçeklerini bütün çıplaklığıyla perdeye yansıtıyor. Türk sinemasının başyapıtlarından biri olan filmi mutlaka izlemelisiniz.

SEKSİ VE ÇILGIN
İlkokul yıllarından beri Cristabel’in sevgilisi olma isteğiyle yanıp tutuşan talihsiz Nate’in hayallerinin gerçek olmasının tek bir yolu vardır. Erkeklerin kendisinden köşe bucak kaçtığı June’a acele bir erkek arkadaş bulmak… Başrolde her attığı adımla sansasyon yaratmayı başaran sosyetik sima Paris Hilton’un rol aldığı romantik komedide Joel Moore ve Christien Lakin, sosyetenin şımarık güzeline eşlik ediyorlar. Yurtdışındaki eleştirmenlere göre film sadece vakit kaybı anlamı taşıyor.

WAZ
Tom Shankland’ın yönettiği yapım, dram ağırlıklı bir gerilim. Başrollerini İsveçli usta aktör Stellan Skarsgård, Melissa George ve Selma Blair’in paylaştıkları film, sevgi, yalnızlık, intikam, fedakârlık, tutku, saplantı, suç ve ceza üzerine kapkara bir öykü anlatıyor. Bedenlerine WAZ sözcüğü kazınmış cesetler, olayı araştıran tecrübeli dedektif Eddie ve çaylak ortağı Helen’ı geçmişe, kapanmamış bir davaya götürecektir. İşlenmiş suçlar ve çekilmemiş cezaların yol açtığı dehşet, türü sevenleri memnun edecek cinsten. Film, afişi ve biçimi bakımından “Testere” serileri ve “Seven”a benzetilse de, içerdiği drama yaklaşımı açısından bu filmlerden ayrılıyor. Atmosferi, dokusu ve meseleye bakışıyla tutarlı, özenli bir çalışma.

ALTIN ŞANS
Andy Tennant’ın yönettiği keyifli avantür, yazın müjdecisi tipik bir hoşça vakit geçirme filmi. Matthew McConaughey, Kate Hudson ve usta aktör Donald Sutherland’ı izleyeceğimiz filmde kahramanlarımız 1715 yılında denizin derinliklerine gömüldüğü sanılan İspanyol hazinesini arıyorlar. Eğlenceli bir macerayı romantik komedi ile sarmalayan film, kafasını dağıtmak isteyenlere, yeni aşık çiftlere, mavi denizleri özleyenlere ve hazine bulmaktan ümidini kaybetmemiş kaşiflere önerilir. Reggae’nin babası Bob Marley’nin ‘Could You Be Loved’ adlı ünlü şarkısı insana iyi geliyor.

IRON MAN
2003 yapımı “Elf” ve 2005 tarihli “Zathura” filmlerinin yönetmeni Jon Favreau imzalı bilimkurgu aksiyon, Marvel’in 1962’de yaratılan Stan Lee ve Jack Kirby imzalı ünlü süper kahramanı “Iron Man”i beyazperdeye taşıyor. Yüksek teknoloji yaratıcısı, dahi mucit ve çapkın milyarder sanayici Tony Stark, çok güçlü ve son teknolojiye sahip müthiş silahlar üretmektedir. Günün birinde kendi ürettiği silahların doğurduğu vahşi sonuçları görünce, en ileri teknoloji ve yaratıcılıkla gerçekleştirdiği ürünlerin, insanlığın sonunu getirdiğini fark eder. Hayatta kalma mecburiyeti sonucu ürettiği zırhları kuşanıp ülkesine geri döndüğünde, ikinci kimliğini, Iron Man’i oluşturur. Etrafında dönen ve bütün gezegeni tehdit eden komployu fark ettiğinde, yanındaki tek dostu olan güzel yardımcısıyla birlikte kolları sıvar ve Tony Stark’ı çıkarıp üzerine bir teknoloji harikası olarak tasarladığı “Iron Man” kimliğini giyer. “Spider Man”, “Hulk” ve Marvel’in diğer ünlü süper kahramanlarından biri olan “Iron Man”i beyazperdede usta aktör Robert Downey Jr. canlandırıyor. Gwyneth Paltrow, Terence Howard ve filmin kötü adamı ‘Obadiah’ rolünde Jeff Bridges, merakla beklenen yapımın diğer yıldızları. Çizgi romanın ve türün hayranları ile beyazperdede her geçen gün gelişen teknolojinin sabık izleyicilerinin kaçırmamaları gereken film, çizgi roman estetiğiyle çekilmiş, özenli bir yapım. Kahramanın süper özellikleri, nerde o bizim eski süper kahramanlar dedirtmese de, Iron Man, kişilik, karizma, mesele ve oturmuşluk olarak eski dostları aratıyor.

İKİYE BÖLÜNEN KIZ
27. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin ‘Yıllara Meydan Okuyanlar’ bölümünde gösterilen film, usta yönetmen Claude Chabrol imzası taşıyor. Venedik Film Festivali’nde ‘beyaz baston’ ödülünü kazanan dram, burjuvazi, entelektüellik ve popüler kültürle hunharca dalgasını geçmeyi de ihmal etmiyor. Güzel ve çekici Ludivine Sagnier’e, Benoit Magimel ve François Berléand eşlik ediyorlar. Güzel hava durumu sunucusu Gabrielle, seçkin yazar ve ünlü çapkın Charles ile zengin aile çocuğu Paul arasında kalınca, gerçeklerle yüzleşiyor. Sınıfsal, kişisel, yürek acıtan toplumsal gerçeklerle… Usta işi koyu bir dram.

ÖZEL TİM
Bu yıl Berlin Film Festivali’nde birçok zorlu rakip arasında ‘Altın Ayı’yı kazanarak başta eleştirmenler olmak üzere herkesi şaşkınlığa uğratan Brezilya yapımı, son derece çarpıcı, sert ve adeta bir röntgen filmi gerçekliğinde etkileyici bir iş. Jose Padilha’nın yönettiği film, kısaca bir seçim öyküsü. Kendi yerine gelecek kişiyi seçmeye çalışan bir adam. Fonda ise, içinde bulunulan ülke ve Rio’nun ‘favela’ları (gecekondu mahalleleri) duruyor. Özel polis birliği ‘BOPE’ye, Papa’nın Rio ziyaretinden önce, suç dolu gecekondu mahallelerinin ‘temizlenmesi’ görevi verilir. Operasyonu yürütmekle görevli yüzbaşı, ailevi ve kişisel sıkıntıları yüzünden bir an önce teşkilattan ayrılmak istemektedir ama önce kendi yerine geçmeye layık bir aday bulmalıdır. Tavizsiz yapısıyla başta Berlin festivali jüri başkanı Costa Gavras’ı doğrulayan çok iyi ve net bir film. Kaçırmayın.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir