Yeşilçam’ın bir “paramparçası” idi: Mesut Engin

Yeşilçam’ın son dönem jönlerinden biriydi Mesut Engin. 19 Aralık 2011’de öldüğünde artık çoktan unutulmuş bir yıldızdı. Yıllarca kendine sokakları mesken, bankları döşek edinmiş düşmüş bir yıldız.

 Ege Görgün (Landlord)

Mesut Kundak, Nisan 1953’te vergi dairesinde memurluk yapan Tahsin Bey ve ev hanımı Mediha Hanım’ın ilk çocuğu olarak Aydın, Söke’de dünyaya gelir. Onu Metin, Nazan ve Engin izleyecek ve altı kişilik bir aile olacaklardır.

Mesut liseyi bitirir ama üniversiteye gitmeyi düşünmez. 1.83’lük boyu, yeşil gözleri, kömür karası saçlarıyla, aletli jimnastik ve yüzme sayesinde şekillenmiş vücuduyla mahallenin en yakışıklı delikanlısıdır. Hayallerinde tahsil yoktur, İstanbul’a gidip ünlü olmak vardır. Bu hayallerle tutar İstanbul’un yolunu. Akrabalarının yanında kalır. Reklam ajanslarına fotomodellik ve mankenlik yapar. 3 tane fotoromanda oynayarak oyunculuk provası bile yapar. Sonra Ses dergisinin o her sene yaptığı Sinema Artisti Yarışması’nın ilanını görür. 1973 adayları arasına adını yazdırır hemen. Önce fotoğraf çektirip gönderir sonra canlı eleme turuna katılır.

Kendisini birinci ilan ettiklerinde artık “cep delik cepken delik Mesut”un geride kaldığını hisseder. Erman Film’in ofisinde atılan imzalar, ünlü yapımcılardan alınan avanslar kendine, geleceğe duyduğu inancı daha da perçinler.

Korkusuz Aşıklar (1972) ve Ölüme Köprü (1972) filmlerinde aldığı küçük rollerin ardından, 7 Evlat 2 Damat adlı bir TV filminde ilk başrolünü üstlenir.

Mesut Engin, şansız bir dönemin jönüdür. Seks filmleri furyasının başladığı, seyircinin salonlardan çekildiği, filmlerin kalitesinin giderek düştüğü, dolayısıyla rol bulmanın epey zor olduğu bir dönemdir. Mesut Engin yine de seks dozu yüksek filmlerde oynamaz ama bazı hafifmeşrep filmlerde – Oh De Yavrum Oh De (1975) – rol almaktan da kurtulamaz. 1976 yılında bazı kaynaklara göre bir trafik kazasında, bazı kaynaklara göre de karıştığı bir kavga sonrası sağ bileğinin sinirleri kesilir. Bu onun kariyerine de, psikolojisine de darbe vurur.

Mesut Engin sinemadan uzak kaldığı bir dönemin sonunda 1983’te evlenir. Amacı güzel bir yuva ve hayatını idame ettirecek bir iş kurmaktır. Muvaffak olamaz. Bunalıma girer ve alkole sığınır. Sonraki aşama bir evsiz olarak sokakları mesken tutmaktır.

İlk adresi Bornova’daki Karayolları Bölge Müdürlüğü’nün karşısında bulunan Ağaçlı Yol’da otobüs duraklarının banklarıdır. Sigara ve çay dışında teklif edilen her yardımı geri çevirmektedir. Yaşadığı şartlar sert ama o, güzel giyimli bir aile yanından geçerken onları hırpani görünüşüyle rahatsız etmemek için arkasına dönecek kadar naiftir. İzmir’in ardından her şeyin başladığı yere, Beyoğlu’na geri döner Engin.

Bir başka iddiaya göreyse bir dilencilik şebekesinin ağına düşmüştür. Yapılan tüm yardımlara rağmen hayatını yeniden düzene sokamamasının nedeni budur.

Yeşilçam’ın bir parçası, daha doğrusu bir “paramparçası” daha yok oldu gitti. Yardımlarını esirgemeyenler oldu elbette, ama kurtarıcı olacak yardım bir türlü gelmedi Mesut Engin’e. O yardım neydi peki? İşte onu kimse bilemedi. Hatta belki Mesut Engin’in kendisi bile…