
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
1 Ara

Ahmet Uluçay (1954 - 30 Kasım 2009)
Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak adlı ilk filmiyle tüm sinemaseverleri büyüleyen, üstelik bu çok ödüllü filmi amatör duyguların yanı sıra son derece amatör koşullarla ortaya çıkaran Ahmet Uluçay hayatını kaybetti. Bugün (1 Aralık 2009) saat 11.00′de Beyoğlu Sineması’nda kendisi için bir anma töreni düzenlenecektir.
1960 yılında, ilkokuldayken köye gelen bir seyyar sinemacı sayesinde sinemayı tanıdı. Her gece yatağa girişinde giderek büyüyen sinema tutkusunu yaşama geçirdi. 12 yaşında İsmail Mutlu isimli bir arkadaşıyla sinema makinesi yapmak için işe koyuldu. Üç yıllık uğraştan sonra bir ahırda köylülere film göstermeye başladılar. Sinema çöplüklerinden film toplayıp, kareleri birbirine ekler, bir kaç saniyelik görüntüler elde ederek; köyün bir ahırında dağları, deniz ve ormanı seyrederlerdi.
Ailesi “Sinema ve resim gibi işler zengin çocukların işidir” diyerek bu tutkusunun önüne geçmek istemiş. Kamyon muavinliği ve inşaat işçiliği yapan Ahmet Uluçay”ı vazgeçirmek mümkün olmadı. Sinema makinesi yaparak bu işin yürümeyeceğini anladılar. Almanya’da çalışan bir gurbetçi bir gün onlara bir kamera gösterdi. Bu çok kötü bir kameraydı ama yine de bin bir güçlükle kamerayı aldılar. Yanında köyde tavukçulukla uğraşan arkadaşı İsmail ve bir maden işletmesinde işçi olarak çalışan Şerif Akarsu ile ” Tepecik Köyü Arkadaş Sinema Grubunu ” oluşturdu. VHS kamera ile işe koyuldular. Kameranın aküsü olmadığı için sadece elektrik olan yerlerde çalışıyorlardı. 1992 yılında ilk filmlerini çektiler. Filmi İsmail kurgulamıştı. Optik Düşler isimli filmdeki mezarlık sahnesini köy odasına kurdukları dekorla gerçekleştirdiler.
Filmi birileri izlemeliydi. Arkadaşı İsmail ile birlikte Anadolu Üniversitesine bağlı sinema bölümüne götüren Uluçay, ilk gösterisini şöyle anlatmıştı.
“Bizi dekana çıkardılar. Dekan Prof. Dr. Dursun GÖKDAĞ bizi görünce ve dinleyince şaşırdı. Herhalde köy düğünü çekip getirdiğimizi düşündü. Ama yine de salonu hazırlattı. Filmi seyrettikten sonra şaşkınlığını gizleyemedi. Filmi İsmail kurguluyordu. Eğer sinemaya devam etseydi bu gün en iyi görüntü yönetmenlerinden biri olurdu.”
Her iki filmde 1994 yılında ilk defa seyirci ile buluştuğu festivallerden ödülle döndü. İlk kez 1994 yılında 6. Ankara Uluslararası Film Festivaline katılarak Optik Düşler ve Koltuk Değneklerinden Kanat Yapmak isimli filmleriyle tanındı.

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak
Çekimleri sırasında geçimini sağlamak için yem fabrikasında hamallık bile yaptığı ilk uzun metrajlı filmi Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’ın kazandığı ödüller arasında 26. Montpellier Akdeniz Filmleri Festivali’nin büyük ödülü Altın Antigone, 23. İstanbul Film Festivali’nden en iyi filme verilen Altın Lale ve San Sebastian Film Festivali’nde de en iyi ikinci filme verilen Altın Denizkabuğu sayılabilir. Son olarak Japonya’daki Skip City International Dijital Sinema Festivali’nden iki ödül alan Uluçay, ABD, Almanya, Güney Kore, Yunanistan, Ukrayna ve daha birçok ülkede katıldığı birçok festivalden de ödüllerle döndü ve kırka yakın ödül kazandı. 37. Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) 2005 Türk Sineması Ödülleri’nde ise En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo dallarında 3 ödüle birden layık görüldü.
Yaşadığı köydeki tarımsal kooperatifte işçi olarak çalışmayı ve sinemayı birarada götüren Ahmet Uluçay beyin tümörü nedeniyle tedavi görmekte olduğu hastanede 30 Kasım 2009 tarihinde vefat etti.

"Yönetmen Ahmet Uluçay’ı kaybettik…" için 7 Yanıt
Eski biyoloji hocamın da amcasıydı kendisi. Allah rahmet eylesin. Tutkularına sımsıkı sarılmak tam da bu olsa gerek.
Neresinden bakarsan bak eksik yaşanmış, çok daha fazla yaşanması gereken bir sinema kariyeri. Bir taraftan ahir ömründe Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak ile adını herkese duyurabilmesi. Herhalde gözü açık gitmemiştir.
Müsaade ederseniz, bir şiirle, “Hoşçakal Anlatıcı!” demek istiyorum, “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak” filminin sevgili yönetmenine…
HOŞÇAKAL ANLATICI
kolları kesiliyor
takatten
alt kattan sesler
ve penceresinde kız çocuğu bir fesleğen kokusu
inadından olacak
evcil daralmaların
kuş yüreğinin içinde bir kafes besler
nefes almadan
sadece vererek koşar
boylu boyunca yaşamanın içine
zira
soyulunca anlaşılıyor asıl
portakalın mucizesi
hoşçakal tabiat
sağol hatırlattığın için
hoşçakal bilim
elimde
binlerce cevapsız kalmış ahize
yüze kapatılmış yüzlerce telefon
hoşçakal anlatıcı
yerini bulamadım anavatanımın
sesinin haritasında
anlattığını anlayamadım beni affet
doğduğum yer biraz sapa
bilirsin
iki kere hoşçakal der
bütün romantikler
hoşçakal anlatıcı
hoşçakal!
YILMAZ ERDOĞAN
Gerçekten çok üzüldüm…
anadolu’nun ücra bir köyünde yaşarken içine sinema ateşi düşmüş bir çocuktu o.. yapabileceği çok şey yarım kalmış olsa da en önemli hayalini gerçeğe dönüştürebilmişti..
Roberto Rodrigez 1992’de El Mariachi filmini sadece 7000 $’a çektiğinde çok sınırlı bir kitlenin dikkatini çekmişti. O kitlenin içinden çıkan Quentin Tarantino sayesinde Hollywood’a ve bütün dünyaya açıldı. Bugün onu iyi kötü bir sinemacı olarak biliyoruz, belli bir saygınlığı var, üç kuruşa film çektiği günler çok geride kaldı. Ama Ahmet Uluçay ülkemiz sineması içinde o aşamaya gelemedi. Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak tek başına bir yetkinlik gösteriyordu, ama -doğal olarak- sinema macerası, sinemasından daha çok konuşuldu kamuoyunda. Bunu aşmak için daha çok film çekmesi gerekiyordu, ömrü yetmedi. Nur içinde yatsın…
Tanıştığım çoğu sinemasever arkadaşımın da benim gibi içinde bir yönetmen olma ideali vardı. Kimisi Spielberg’e tapar, kimi Tarantino’ya hayran… İşte benim de idolüm Ahmet Uluçay’dı. Umutsuzluğa kapıldıkça, döner döner hayatını okurdum. Keşke daha çok filmini görebilseydik. Allah rahmet eylesin…
Yorum Yazın