makas

Başkalarının Sinebiyatı’na Yukule-le’ye Mektuplar kitabından  sinema kokan kimi satırlarıyla Bedri Rahmi Eyüboğlu konuk oluyor.

Yukule-le ile sık sık gittiğimiz bizim mahalle sinemasında, yine kötü bir film görmüştük. Yol boyunca dizili çınarlardan muazzam birer meyve gibi sarkan elektrik lambalarının altında, ellerinden en güzel oyuncakları alınmış çocuklar gibi somurta somurta, evlerimize dönüyorduk. Yukule-le, hazin hazin esneyerek,

- İnsan böyle filmler gördükçe sinemanın bir sanat olabileceğinden haklı olarak şüphe ediyor, diyordu.

Yukule-le sinemanın, harikulade bir kaç film gördükten sonra büyük harfle yazılan bir sanat olabileceğine karar vermiş, fakat ondan sonra iki sene mütemadiyen kötü filmler görünce, sinemayı tahtından indirmişti.

“Bir ressam” diyordu, “kötü bir resim yaptığı zaman nihayet bir muşamba ve bir kaç tüp boya ziyan eder. Fakat kötü bir film çeviren zatın, yeryüzüne yaptığı ziyan, müthiş bir yekün tutuyor. Tasavvur et. Kilometrelerce film, bilmem kaç bin voltluk binlerce ampul ve yüzlerce sanatkar. Ressamın bir fırça darbesi yerine o bir sanatkar harcıyor!.. Kainatı önüne bir piyango veya bir palet gibi sermek fırsatı bulan rejisör, bu canım malzemeyi harap etmekle kalmıyor, bir de milyonlarca çift gözü saatlerce bir perde üzerine dikerek yoruyordu.Sanat yapacağım diye yeryüzünü bu kadar velveleye veren rejisörleri ayaklarından asmalı, vallahi! Bir resme bir seyirci gibi baktığın zaman ona hayran olduğum anlar vardır. Fakat sanatkar gözüyle baktığım zaman ekseriya bana ağlamak ihtiyacı verir bu eserler.


Yukule-le ile bizim mahallenin sinemasından dönüyorduk. Gayet kötü bir film görmüştük. Güzeli tarife çalışmak için Yukule-le ile yarışa girdiğimiz olurdu. Fakat kötüyü tekrar göz önüne getirmeye tahammül edemediğimiz için, susuyorduk. Kötü bir şey karşısında maalesef küfretmeyi beceremediğimiz için, sadece somurtarak yürüyorduk. Yukule-le çok güzel bir film gördüğü zaman coşar ve yeni bir kötü film görene kadar sinemayı büyük harflerle yazılan sanat koluna dahil ederdi. Fakat maalesef bu çok sürmez ve kaytan bıyıklı Rus zabitleriyle dolu aşağılık bir film görür görmez sözünü geri alır, sinemayı tahtından indirirdi.

Yukule-le’ye Mektuplar- Bedri Rahmi Eyüboğlu – Bilgi Yayınevi – Sayfa- 63-64-

“YUKULE-LE KİMDİR? İn midir? Cin midir? Yukule-le ne indir, ne de cin. Herkes gibi bir ademoğludur. Bedri Rahmi’de kişilere her zaman kendi adlarından başka adlar verme alışkanlığı vardır. Yazı ve şiirlerinde Mernuşlara, Böceklere, Uzak Reislere, Çebişlere, Karadutlara, Talaslılara… rastlanır. Kim kimdir? Bilen bilir… Her takma adın altında kanlı canlı birisi daima vardır. Yukule-le de böyledir. Çinli bir ressamdır… Bedri Rahmi’ye, bir resmini hediye edip, arkasına Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun Çincesini yazacak kadar sevmiştir. Şimdi acaba nerdedir?… Belki de sağdır. Bakarsınız önce selamı, ardından kendisi çıka gelir bir gün. Kim bilir?”

(Mehmet Eyüboğlu)