zagor ertuğrul özkek’e karşı
Zagor’un sözü bu! ismini taşıyan bir blog. “İçinde Zagor olsun, çamurdan olsun” düsturuyla hareket ettik hayatımız boyunca, bu blogu ziyaret etmeden geçecek halimiz yoktu. Çizgi roman yazılarından ibaret bir site bekliyordum ama “Zagor hayattır, hayat da Zagor” tadında, mizah duygusundan bolca nasiplenmiş Sıtkı Sıyrıl’ın elinden çıkmış yazılar çıktı karşıma. Öyle ki “Zagor aslında Türk müydü?” başlığıyla haylı ciddi ama bıyık altından gülen bir yazı bile vardı. Bir başka yazıda Zagor’un karşısına Batman ve Kinowa gibi muhtelif rakipler çıkarıp bu müsabakaların olası sonuçlarını değerlendiriliyordu. Zagor vs Diğerleri isimli bu yazıdan küçük bir bölüm alıntılıyorum aşağıda.

İlk Tahmin : Zagor alır maçı almasına da, sonra…
Olasılıklar: Şimdi Zagor ile Ertuğrul Özkök aynı düzlemde karşı karşıya gelmesi imkansız kahramanlar gibi görülse de, aslında ikisi de gerçek ve fantastik evren’in iç içe geçtiği kendi dünyalarındaki paralellik vasıtasıyla bal gibi de karşı karşıya gelebilirler. Gelirler de Zagor artık Ertuğrul Özkök’ü cetvelle mi döver, baton sucukla mı döver, kulağını mı çeker, yoksa bir yumrukta yere mi serer bilemeyeceğimiz gibi, karşı karşıya geldiklerinde sayın Özkök’ü sopalaması kesin olan Zagor’un başına müsabakadan sonra ne geleceğini de bilemeyiz.

Karşılaşmanın hemen ertesinde Ertuğrul Özkök, “Telefon çaldı arayan Genel Kurmay Başkanı’ydı” başlıklı bir yazı ile G.K. Başkanı’nın, “Zagor olayını dikkatle izliyoruz, tahlilleriniz doğrudur” dediğini mi yazar, Aydın Doğan vasıtası ile Zagor’un yayınevlerini ve hatta Bonelli Comics’i satın aldırıp Zagor’u kadın kılığına sokup mu basar, Zagor ile Çiko’nun fotoshop’lı uygunsuz görüntülerini manşetten verip, “bu fotoğraf hakkında editörlerle çok tartıştık ancak gazetecilik gereğince basmaya karar verdik” diye yaptığı saldırıyı gazetecilik kisvesiyle örtmeye mi çalışır, “Gelin itiraf edelim” temalı yazılarından biri ile Zagor okumanın aslında tamamen nostaljik duygularla mümkün olabileceğini, Zagor’un lümpen bir kahraman olduğunu, oysa kendisinin has bir frankofon olduğunu mu yazar bilememekle birlikte Zagor’un başına hoş olmayan olayların geleceği açıktır. Al başına belayı…

Share This Post