
Sinemasız kalmayın çünkü sinema hayatı "eşsiz" kılar.
4 Oca
Sıkışmış hayatımızın, bir yokluğa giden düzenimizin içinde bize ümit veren hareketti Zeitgeist ama hayatın kuralına o da dayanamadı ve geçirdiği değişim ile güvenimizi sarstı.
Serdar Akbıyık – Cinedergi.comBu köşenin isim babası olan Zeitgeist ilk filminden itibaren bir değişim geçirdi. İkinci film olan Zeitgeist Addendum ile Venüs Projesi arasındaki bağ izleyiciye gösterildi. Bu yazımızda tanıtacağımız Zeitgeist Hareketi-Aktivist Rehberi ile aslında Zeitgeist’ın Venüs Projesi’nin bir maskesi olduğu ortaya çıktı. Tam da bu noktada bir kızgınlık yaşıyorum. İlk Zeitgeist’ın toplumsal bir hareket olup underground bir tarzla aydınlanma yaratacağını düşünmüştüm. Benim aydınlanma dediğim ise insanların dönemimizi sorgulamaya başlamasıydı. Kendi adıma yaşayacağım en büyük devrim bu olurdu. İnsanların her şeyi sorgulaması. Fakat bu dev anlam geldi geldi Venüs Projesi’nin dar ve ütopik sınırlarına sıkıştı.
Belki önemli bir şans kaçırıldı bu anlamda. Çünkü Zeitgeist’ın dönemimiz ile ilgili birçok doğru önermesi vardı. Sistemin orasından burasından değil özünden ve tümden hatalı olduğunu bir resim gibi önümüze seriyordu. Hatta resim değil, yaşanan bir film gibi demeliydim. Üstelik bütün bozulmuşluğun bir kaç isme veya döneme ait olmadığını insanın varoluşundan beri süregelen yapılanmadan kaynaklandığını anlatıyordu. Para sistemi, bütün ideolojiler ve din olgusunu kendi doğruları içinde anlatıyordu. Kimi izleyiciler veya bu köşeyi okuyanlar “herkesin bildiği şeyleri anlatıyor” diye küçümsedi Zeitgeist’ı ama bilmek değil dile getirmek önemli. Bunun bilincinde bir hareketti Zeitgeist. Gerçekten sınıfsal yapılanmayı eleştiren tek sınıflar üstü hareket olma hissi vermişti. Bu yazıda Zeitgeist ve söylediklerini tekrar anlatmayacağım. Çünkü 2008 Mayıs ve Aralık sayılarımızda Zeitgeist, Zeitgeist Addendum filmlerini tanıtmıştık. İzlemeyenlerin mutlaka bu filmleri izlemesini öneririm. Çünkü dönemimizi anlamak adına size soru sorduracak yapımlardır.
Bu satırlardan itibaren bu filmleri izlemiş ve Zeitgeist hakkında bilgisi olanlara sesleniyorum. Venüs Projesi’nin temeli şu iki satırda anlatılmaktadır. “İnsanlar anormal davranışın sebebinin çevresel faktörler olduğuna inandılar, durum parasal sitemi kullanan toplumların hepsinde aynı idi. Çözüm zaten geçerliliğini yitirmek üzere olan “parasal bazlı ekonomi” sistemini “kaynak bazlı ekonomik sistem” ile değiştirmekti.
Kaynak bazlı ekonomi sistemi insanlığın refahı ve hayatını sürdürmesi için gerekli olan kaynağı ve insan gücü ile yapılabilen bütün işlerin, otomatikleştirilmiş sistem (otomasyon) ile değiştirileceğini vaat eder. Bu sistem, şiddet, bozulma, hırs (açgözlülük) ve sömürü gibi insan davranışlarının, “çevresel faktörler” sebebiyle çoğalmasının önlenmesinde etkili olacaktır.”
Bu metin bir doğruyu yanlış bir kaynakla sebeplendirmekten ibarettir. İnsan davranışları asla sadece çevre etkisiyle ifade edilemez. Fakir bir mahallede daha çok suç işleneceği tabii ki doğrudur. Ama suç işleme kavramı sadece bununla açıklanamaz. Adama sorarlar Che Guevera bir doktorun oğluyken, üst tabaka bir sınıfın içinde zengin bir hayat sürmek varken niye Bolivya ormanlarında vurularak öldürüldü? Bütün peygamberlerin niçin fakir sınıftan geldiğine inanılır. Veya fakir mahallelerde doğmuş büyümüş birçok arkadaşı çetelere kurban olmuş ama kendisi düzgün bir hayat yaşamayı becermiş insan evladına ne diyeceksiniz diye. Bunun tersi için de birçok örnek verebiliriz. Zengin zümrenin entelektüel çevrede büyümüş çocuklarının hepsi iyi veya kötü olarak kategorize edilebilir mi?
Gelelim otomatikleştirilmiş sistem ile neyin kast edildiğine. Zeitgeist Hareketi – Aktivist Rehberi’nde de söylendiği gibi artık bilgisayarlı robotlar ve teknoloji insan emeğinin yerini almakta. Tarım veya sanayide bu görülmekte. Venüs Projesi’ne göre burada tam bir teslimiyet gerekmekte. Çünkü ilerlemenin ve teknolojinin karşısında durulamaz. Tam tersi yeni düzenin işlerliği siber bir bilgisayara bırakılacak. Bütün üretim bu yeni teknoloji tarafından yapılacak. Peki, insanoğlu ne yapacak? Bunun cevabı nedir? Bol seks, felsefe, güzel sanatlar ya sonra? Bir bilimkurgu filminin insanlığını kaybetmiş toplumunu tanımlıyorsunuz, bunun farkında mısınız?
En önemli konu ise bütün bu projenin hayata nasıl geçeceği yani gerçekleştirilme şansı nedir? Proje sanki dünyanın sahibi olan bir diktatör tarafından yazılmış. Bütün dünyaya ve sistemlere sahip bir otorite. Çünkü bu hükme sahip olmayan hiç kimse böyle bir devrimi yaratamaz. Böylesi bir devrim, devrime ihtiyaç duyan kalabalıklar tarafından desteklenerek hayata geçirilebilir. Üstelik bu kalabalıkların hepsinin cüzdanı da şişkin değil. Yani fakir ve aklı çalışan insanlardan bahsediyoruz. Böyle bir sistemin yaratıcısı olan Jacque Fresco Türkiye’ye gelip bir panele katıldığında bu paneli dinlemek için 800 TL vermek zorundaysak bu projenin ortağı nasıl olacağız? Böyle bir proje geniş kitlelere nasıl ulaşacak? Yoksa internetten yayınlanan Zeitgeist filmleri buna yeter mi sanıyorsunuz. Parası olmayanlar filmi seyretsin, parası olanlar projeye katılsın mı diyorsunuz? Yeni şehirlerden bahsediliyor Venüs Projesi’nde. Geri dönüşümlü ve doğal kaynaklardan yararlanan yeni bir teknoloji. Mükemmel bir fikir. İyi de bu teknolojiyi nasıl inşa edeceksiniz. Dinlemek için 800 TL’yi verenler bu şehirlerin de parasını öderler. Peki, bu faturayı ödeyemeyecek olanlar. Hani diyorlar ya günümüzdeki sistem paraya dayalı bir sistem onun için mecburuz böyle yapmaya. Siteden parayla kitapta satarız, panellerdeki dinleyicilerden para da alırız. Çünkü biz de bu sistemin içinde var olarak devrimimizi yapabiliriz. Eh bu şehirleri bütün sistemi yıkmadan yapmaya çalıştığınıza göre bu teknolojinin parasını ödeyebilenlerle yapacaksınız. Yani içimizdeki devrime, Zeitgeist’a karşı bir devrimle. Devrime, karşı devrim. Doğmamış çocuğun idam sehpası.
"Zeitgeist’ı kaybettik, Venüs sağolsun! (The Zeitgeist Movement – Orientation Presentation)" için 7 Yanıt
Serdar Akbıyık gene mükemmel yakalamış zamanın ruhunu. Ne diyelim? Yüreğine sağlık!
Bu işte bir bit yeniği yoksa, işin kendisi bir bit yeniğidir.
Bence çok gerekli bir yüklenme olmamış.
Sunumu izlemek için para almaları normal. Adam sonuçta masraf ediyor oraya kadar geliyor, bir de her şeyi cebinden mi ödesin? Bedava olsun da herkes mi doluşsun? Asıl o parayı ödeyebilecek kesimin gidip izlemesi gerekir belki de? Mantıksız eleştiri.
Venüs projesi yıllardır var olan bir kavram. Hayır bu film ve ruhuyla nasıl özdeşleştirdiniz bilmiyorum ama venüs projesinin içeriğiyle bağdaşmayan çok fazla yer yok kanımca.
Sen şu noktadan sonra haydi bırakın teknolojik ilerlemeleri, bırakın parayı bilmeneyi diyemezsin. Afedersiniz bilmemneremizi tuvalet kağıdına siliyorsak, hayatımızdaki lüksten bir noktaya kadar vazgeçemiyorsak bazı sonuçlarına katlanmak zorundayız. İşte bu noktada teknoloji devreye girebilir.
Özetle, yeni bir sistem, yeni bir baş kaldırıyı gerçekleştirebilmek için teknolojiden faydalanılmak istenmesinin neresi hatadır tartışılır.
Kandırdılarsa da güzel kandırdılar. Keşke her kandıran böyle kandırsa.
Oldu olacak bu bilgisara bir şekilde bilinç de kazandıralım, insan olmayan bir diktatörle karşılaşalım.
İnanları kesinlikle tembelliğe itiyor, ha tabi çalışmanın erdemi de sorgulanablir burada.
kaybedilen birşey yok, gayet güzel bir şekilde genelden özele doğru bir yönlendirme yapılmış zeitgeist'de. Venus projesini bol seks, felsefe, güzel sanatlar olarak yorumlamakta dar bir fikrin ürünü sadece.
Venüs projesi karşısına çok doğru, çok kafa yordurabilecek eleştiriler ve sorular getirilebilir. En basiti bugün en refah ve eşit ülkelerin(iskandinavya bölgesi mesela) çektiği çeşitlilik sıkıntısı.
Fakat sizin sunduğunuz sorular oldukça kolay şekilde cevaplanabilir, ilker beyin dediği gibi dar sorular.
Neden her fakir mahallede herkes suçlu olmuyor? Kimse öyle oluyor demedi zaten, böyle sığ bir genelleme yapılmıyor. Her insan aynı değildir, kimi en zor durumda doğru ile yanlışı ayırt edebilirken kimi suça yönelebiliyor. Bunun bir çok faktörü var ve bunların çoğu da şu an maddiyata bakıyor. Fakat bariz bir şekilde suç oranı çok yüksek olduğunu söylüyor. Hatta oryantasyon videosunda 1990larda yapılan bir araştırmada işsizliğin %1 artışının suçta %5 – %10 lara kadar arttığından bahsediyordu.
İnsanlar çalışmayacak da ne yapacak? Ne istiyorsa yapacak. Köle gibi çalışmayacak. Zaten bir şeyi yapmayı seviyorsa yine yapabilecek. Bilimi seviyorsa zaten varolan sistemi geliştirmek için çalışacak. Sanatı seviyorsa sanatı geliştirecek. Köle gibi çalışarak aldığı üç kuruş hayatına anlam kattığını düşünüyorsanız bence çok yanılıyorsunuz. Bugünkü sistem bize buna zorluyor ve başka bir şeye de zaman kalmadığı(kalanı da tv gibi aptal kutusuna harcadığımızdan) için hayatımızı işten ibaret sanıyoruz. Her insanın yapmayı denese seveceği ve çok iyi işler başaracağı aktiviteler vardır.
Proje aldığı destekle büyüyecek sonra da zaten kendi kendini besleyen, kar amacı gütmeyen bir proje olduğu için parası olmayan veya ilgilenmeyen insanları da otomatikman kapsayacak.
Yanlış anlaşılmasın fikrin sunduğu şeyleri ortaya koyuyorum. Yoksa ben de fikrin uygulanabilir(hatta uygulanacak) olmasına oldukça şüpheyle bakıyorum. Fakat insanın gözünü açması ve parasal sistemin karşısına ortaya çıkarılan ilk ve (şimdilik) tek sistem olması çok önemli bir adım. Belki başarılı olmayacak olsa da parasal sistem yıkıldığında(yıkılırsa) bunun gerçekleşmesinde payı olan en önemli girişim olacaktır. Bir dolandırıcılık olsa bile…
İyi günler.
Fikir kanımca,biraz Marksizme de benziyor aslında,ama belgesellerde gördüğüm kadarıyla Jacques Fresco projesinde çoğu diğer bilim adamının fikirlerinden etkilenmiş gibi görünüyor olumlu veya olumsuz olarak ,John Locke,Nietzsche,Nikola Tesla ve diğerleri … Fikir olarak insan hayatını geliştirmesi,yapıcı olması açısından harkulade.Bahsettiğiniz gibi dolandırıcılık veya yalan iddialarından ibaret olsa bile,şayet yazınızda bu eleştiriyi yaptığınız iyi güzel.Peki sizin çözüm öneriniz nedir karşı devrim olarak?Maaşlı köleliğe devam mı?Zenginin daha zengin,fakirin daha fakir olduğu,eşitsizliğin yükseldiği,insanların din,politika ve ekonomi başlıkları altında sömürülerek,gücü ve iktidarı elinde tutanların çıkarlarının gözetilerek daha refah sahibi olduğu bir düzen mi?Bir de Zeitgeist hareketi tutmaz demişsiniz,dünya birgün belgeselde dediği gibi kaynakların yok olacak
ğı hale gelirse bahsettiğiniz gerekli(!) para,cüzdan,sermaye gibi kavramlarında önemini yitireceği bariz açıktır.Yiyecek bulamayan içecek suyu olmayan gidip para,altın yemez.O zaman verilecek 800 liranın da bir anlamı kalmaz.
Yorum Yazın