“Babacım, bana şalgam suyu alacaksın değil mi?”

çirkin kral affetmez

Geçen hafta öyle böyle değil, bir sürü film seyrettim. Yazının başlığı o filmlerden birinden alıntı. Demek bir zamanlar çocuklar babalarından çikolata, şeker, zencefilli gazoz, kola değil, şalgam suyu isterlermiş. En azından Adana’da!

Bilgisayarda çalışırken müzik dinleme safhasına çoktan geride bıraktım; artık ben artık hafif filmler seyrediyorum çalışırken. Bu filmlerden biri Yılmaz Atadeniz‘in yönettiği Yılmaz Güney, Nebahat Çehre,Yıldırım Gencer ve Tuncer Necmioğlu‘nun oynadığı 1967 tarihli siyah-beyaz Çirkin Kral Affetmez idi. Ancak bir Türk filminde rastlanacak türden bir konusu vardı filmin. Mustafa’nın muhasebeci olarak çalıştığı fabrikanın kasası soyulur ve bekçi öldürülür. Deliller ve şahitlerin söyledikleri neticesinde Mustafa hırsızlıktan ve cinayetten idama mahkum olur. Mustafa kızkardeşini kendisine yardım edebilecek tek kişiye gönderir: kendisini öldürmeye yemin etmiş kan davalısına. Can düşmanı Yusuf Dağcı gerçekten de hasmının asılarak da olsa elinden kurtulmasını istemez. Önce onu idamdan kurtaracaktır, sonra da kendi eliyle öldürecektir. Filmin bir yerinde kötü adamın kızı babasına götürme bahanesiyle Yusuf Dağlı’yı tuzağa düşürür. Kızın peşinden giden Yusuf kendini bir anda bir sürü adamın ortasında bulur. Ama ne yiğitliği elden bırakır, ne de espritüelliği.

“Demek bunların hepsi senin baban. Allah anana kuvvet versin!”

Yusuf elbette kötülerin foyasını düşürmeyi ve Mustafa’yı kurtarmayı başarır. Mustafa serbest kaldığında adliye çıkışında küçük oğlunu kucaklar. Küçük çocuk o anda söyler yazının başlığındaki cümleyi işte. Yusuf ve Mustafa’nın arasındaki husumetin nasıl nihayet bulduğunu da izin verin buradan söylemeyeyim.

hacı murat

Aynı şartlarda seyrettiğim, yaşı ve rengi de aynı olan bir diğer film Natuk Baytan‘ın yönettiği Cüneyt Arkın ve Sevda Ferdağ‘nın oynadığı Hacı Murat‘dı. Bu tarihi aksiyonda Kafkasya’daki Avarlar’ın Ruslar’a karşı verdiği özgürlük mücadelesinin ünlü kahramanını canlandıran Arkın’ın dövüş sahnelerindeki enerjisi ve özverisi gerçekten görülmeye değer. Rahmetli Bülent Oran’ın senaryosunu yazdığı filmin baş kötü adamı iseTürk sinemasının İngiliz beyfendisi tipli jönü Muzaffer Tema.

Filmde sık sık görülen Şeyh Şamil için de bir iki satır yazmak isterim. Filmden sonra internetten araştırdım, bu önemli şahsiyet hakkında bilgi sahibi oldum. İnternetteki resimlerine bakılırsa filmin sanat yönetmeni (yoktur da, onun muadili görevi kim üstlendiyse o zaman artık) iyi iş çıkarmış Şeyh Şamil’i giydirirken. Gürcistan’da yaşanan son olaylar üstüne seyretmem ilginç oldu bu filmi. Bazı şeylerin hiç değişmediği ya da uzun zaman aralıklarıyla olsa da kendini tekrar ettiği gerçeğini bir kez daha fark etmiy oldum. Carrefour’dan 2.90 YTL’ye aldığım bu VCD’lerden daha çok var. Seyrettikçe sizle paylaşacağım.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin