The Man Who Shot - The System

Medya, kapitalizm, toplum ya da hayatın kendisine dair eleştiriler

Atay'ın eleştirisine getirilen sansür uygulaması bizzat yetkili kurum olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından ve bir kullanıcı ihbarı üzerine gerçekleştirildi.

SİYAD Başkanı Tunca Arslan atılmam talebiyle beni Haysiyet Kurulu'na şikayet edince HK benden savunma istedi. Ben de haklı olduğumu düşünmemden gayri gönül rahatlığıyla u savunmayı kendilerine ulaştırdım.

Aşağıda Tunca Arslan'ın beni SİYAD'tan koparan Haysiyet Kurulu'na yazdığı şikayet metni var. Bir iki ayrıntı: Kurullara girecek isimleri Arslan kendisi belirledi, sonrasında sanırım hepsinden onayı aldı tabi. Murat Erşahin istifa edene kadar hem Üye Takip Kurulu'nda yer aldı hem de Haysiyet Kurulu'nda başkanlık yapıyor.

Sinema Yazarları Derneği üyesi her Türk vatandaşı (artık ben hariç) yurtdışında gerçekleştirilen uluslararası festivallerde FIPRESCI jüriliği hakkına sahip demektir. Bu festivallerdeki jürilik müessesi Dünya Sinema Yazarları Birliği gibisinden bir kurum olarak tarif edebileceğimiz FIPRESCI’nin tekelindedir.

Uğur Mumcu'nun en bilinen kitaplarından biri Sakıncalı Piyade'dir. Ordu, 12 Mart Dönemi’nde yazdığı bir yazıya "alınganlık" gösterince Mumcu hem hapis cezasına çarptırılmış hem de vatani vazifesini Ağrı, Patnos'da sürgün olarak geçirmişti.

Biliyor musun, bu bifteğin var olmadığını biliyorum. Onu ağzıma koyduğum zaman Matrix'in beynime onun sulu ve lezzetli olduğunu söylediğini biliyorum. Dokuz yılın sonunda neyin farkına vardım biliyor musun? Cehalet Mutluluktur.

Festivallerin tanıtım zamano bloglara karşı gösterdiği özel ilginin festival zamanı nasıl ilgisizliğe dönüştüğünden dem vuran, bu konuda gayet de haklı olan Murat Tolga Şen'in yazısını okumak için

Uğur Mumcu ve Tekel işçileri... En büyük ninjalar sizsiniz!

Kapitalizm motorlu bu sistemin kalbi bankaysa, beyni de medya. Melis Alphan gibi seçilmiş ahkamcılar bu beynin içindeki hücreler. Gazetelerinin "seçkinleri" olarak görevleri seçkinliğin tanımı yapmak, tanımını kendi yaptıkları bu kavramı idealize etmek ve bunları size bir güzel yutturmak.

TV ve yapım şirketlerinin ekonomik krizi "enfes" bir bahane olarak kullanıp çalışanları sömürmek adına yeni bir merhale kaydettikleri 90 dakikalık dizi formülü, hemen her sektör çalışanının feryat etmesine rağmen tam gaz sürüyor.

Atilla Dorsay Sabah gazetesinin Cumartesi ekinde yayımlanan ve Mahsun Kırmızıgül’ün New York’ta Beş Minare filmini incelediği 06.11.2010 tarihli yazısındaki şu cümlelerine takıldım doğrusu: “Adını Bitlis türküsü Bitlis'te Beş Minare'den alıyormuş. Türkü kültürüm yüksek olmadığı için bilmiyordum!”
Ad