Bir Film Hakkında

O film hakkında yazdılar

Son yıllarda çocuk istismarını konu alan yapımları sık sık beyazperde de görmeye başlamışken, Dogma 95 akımının öncülerinden olan Thomas Vinterberg bu kez Onur Savaşı (Jagten) ile bize aynanın diğer tarafını göstermeyi seçmiş.

Moda ikonu Coco Chanel’in yetimhaneden Fransız sosyetesinin zirvesine uzanan öyküsünün ilk dönemini ele alan Coco Chanel’den Önce; Nettoyage à sec, Nathalie… ve Hayatım Ellerinde ( Entre ses mains) gibi filmleriyle tanıdığımız Anne Fontaine’in eliyle perdeye aktarılan, Audrey Tautou nam-ı diğer Amélie Poulain’in Coco Chanel hüviyetine büründüğü bir biopic.

Sovyet sonrası Rus sinemasının ilk döneminde uluslararası başarılar oldukça azdır. 1991 yapımı Urga Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan Ödülü’nü kazanmıştı. 1994 yapımı Güneş Yanığı da En İyi Yabancı Film dalında Oscar almıştı. Çökmüş bir sinema endüstrisinin ilk kıpırdanışlarının göstergesi olan bu başarıların arkasındaki isim ise Sovyet sineması döneminde yetişen yönetmenlerden Nikita Mikhalkov’du.

Kundo Koyama’nın, Shinmon Aoki’nin 1996 tarihli Coffinman: The Journal of a Buddhist Mortician adlı otobiyografik eserini baz alarak yazdığı senaryodan, Yojiro Takita yönetmenliğinde beyazperdeye aktarılan Son Veda, 2009 yılında ‘Yabancı Dilde En İyi Film Oscarı’nı büyük bir sürpriz yaparak ülkesine götüren aynı zamanda Japonya’da 10 dalda birden Akademi ödülü kazanmış bir başyapıt...

New Yorklu bir kumarbaz ve edebiyat profesörü olan Jim Bennett’in biriken kumar borçlarını ödemek için kendisine tanınan 7 günlük sürede yaşadıklarını anlatan, oldukça basit bir konuya sahip ama bir o kadar da sorgulayıcı bir film Kumarbaz. Diğer taraftan uzun ve manidar diyaloglarıyla, bir filmdeki tek tercihi aksiyon olanların uzak durması gereken bir film; zira filmdeki tek aksiyon Bennett’in sınıfta ders anlatırken kürsüye zıplaması ve finaldeki bütün gece boyunca süren koşusu.

Rachel Talalay’ın yönettiği Tank Girl, aynı isimli Jamie Hewlett’ın çizdiği bir çizgi roman uyarlaması. 1995 yılında çekilen film, dünyanın çöle döndüğü post-apokaliptik bir gelecekte geçiyor. Bu ifade kullanıldığında, Mad Max’i anmamak olmaz elbette. Zira bu tarz filmler Mad Max ile karşılaştırılarak değerlendirilir. Böyle düşünüldüğünde, Tank Girl'ün oldukça değişik bir yorum getirdiğini söylemek mümkün. Çünkü bu kez filmin ana kahramanı olan Tank Girl, Mad Max’teki punkçı çete üyelerine benziyor daha çok. Farklılık bununla da bitmiyor, çünkü film oldukça sert bir feminist dile sahip. Yani kadın–erkek meselesi üzerinden bakıldığında Mad Max ile zıt kutuplardalar.

Zeitgeist üçüncü bölümü Yol Almak'ta (Zeitgeist: Moving Forward) damardan ve dört koldan sistem eleştirisine giriyor. Tabii bu bölümde de Dünya Bankası, IMF, rezerv bankacılığı, serbest piyasa sistemi, Adam Smith, Milton Friedman ve bizzat paranın kendisine açıkça saldırıyor.

Oldukça sade ve hümanist bir yapım olan Barbara’da, özellikle oyunculuklar oldukça başarılı. Barbara rolündeki Nina Hoss duru güzelliği ve gerçekçi tavırlarıyla etkileyici. André rolündeki Alman aktör Ronald Zehrfeld, taşrada yaşamayı kabullenmiş iyi niyetli bir doktor hissini uyandırmada başarılı bir performans gösteriyor.

Korku Nokta Com (Fear Dot Com) Yönetmen: William Malone Senaryo: Moshe Diamant, Josephine Coyle Yapım: İngiltere/Almanya/Lüksemburg, 2002, 89 dk. Oyuncular: Natascha McElhone, Stephen Dorff, Udo Kier, Stephen Rea, Jeffrey Combs, Nigel Terry

İkisi de çok beğendiğim oyunculardır ve ikisinin performansı da çok başarılıydı. Turturro’yu en çok The Big Lebowski de severim, Fiennes’ı Schindler’in Listesi'nde… Hatta Schindler’in Listesi’ni Fiennes’tan ötürü severim.
Ad