Orada Olmayan Adam: Murat Ocakcan

Orada yokum, öyleyse varım!

Kültürel miras, uygar ülkelerin vahşi kapitalizm koşullarında sömürge yarışını tepe noktasına taşıdıkları on dokuzuncu yüzyıl sonunda dünyamıza armağan edilmiş bir kavram. Kaynaklarını kullanmak istediğiniz...

  Geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirilen Türkiye'nin en büyük uluslararası çağdaş sanat fuarı Contemporary İstanbul, basında çıkan haber ve yorumların da etkisiyle epey ilgi topladı.  Fuarda satılan...

Kung fu sinemasi tarihinde her daim üst sıralarda hatırlanan The 36th Chamber of Shaolin ve ardından gelen iki ayrı film, The Return to the 36th Chamber ve The Disciples of 36th Chamber, aslında resmi olarak bir üçleme değil. Ama hem konu hem de özellikler bakımından gayrıresmi bir üçleme olarak da sınıflandırılabilecek üç ayrı güzel film.

Ben-Hur (1959, William Wyler), Cleopatra (1963, Joseph L. Mankiewicz), Casanova (1976, Federico Fellini) gibi klasik filmlerden; Gangs of New York (2002, Martin Scorsese), Life Aquatic with Steve Zissou (2004, Wes Anderson) gibi yeni dönem filmlere kadar yaklaşık 3000’den fazla yapıma ev sahipliği yapan İtalyan Cinecittà Stüdyoları'nı geçtiğimiz aylarda turalayıp görme fırsatı yakaladık, yarı hacı olduk. Stüdyonun tarihini elden geçirip gezi üzerine birkaç not yazmak farz oldu haliyle.

Kan kırmızısı filmlerin ustası Dario Argento'nun İngiltere'de yayımlanan Giallo Pages dergisine 1993'te verdiği röportajın çevirisini sizlerin beğenisine sunuyoruz...

Ripatti’nin İstanbul’a geleceği haberini duyduğumda, yeni yayınlanan Vantaa adlı albümü vesilesiyle gerçekleşecek bir konser olacağını sanmıştım. Resmi açıklamada Ripatti’nin I Hired a Contract Killer projesi kapsamında bir performans sergileyeceği söylenince daha çok sevindiğimi söylemeliyim

2007 yılında kaybettiğimiz düşünür Ulus Baker’in çeşitli yerlerde yayınlanmış yazılarıyla ODTÜ’de verdiği Görsel Düşünme dersi notları ve video röportajları, Ege Berensel tarafından derlenerek kitap haline getirildi.

Bu yazıda suç, gizem, maske takan eldivenli katiller ve tüyler ürperten cinayetlerin 1960’lardan 1970’lerin ikinci yarısına dek en orijinal örneklerini veren İtalyan Giallo sinemasını ameliyat masasına alarak türün nereden peydahlandığını, etkilendiği kaynakları ve anlatısal unsurlarını bir neşter darbesiyle ifşa ediyoruz.

Bu yazıda suç, gizem, maske takan eldivenli katiller ve tüyler ürperten cinayetlerin 1960’lardan 1970’lerin ikinci yarısına dek en orijinal örneklerini veren İtalyan Giallo sinemasını ameliyat masasına alarak türün nereden peydahlandığını, etkilendiği kaynakları ve anlatısal unsurlarını bir neşter darbesiyle ifşa ediyoruz.

Saf haliyle tam bir belgeselden ziyade belgesel-kurmaca sayılabilecek Müzik Zaten Umrumuzda Değil (We Don’t Care About Music Anyway), Tokyo Noise müzik sahnesi üzerine Fransız yapımı bir gürültü yumağı. Belgeselin yönetmenleri Cédric Dupire ve Gaspard Kuentz henüz 30’lu yaşlarının başlarındalar.
Ad