Medya'sıl

Medyası bozuk memleketimden medya'sıl manzaraları, medya eleştirileri, medya söylenmeleri, medya röportajları

Biz Hürriyet'te yazıyoruz işte. Ben, Emin Çölaşan, Tufan Türenç, Oktay Ekşi var. Türk medyasındaki en sert, en eleştiri dozu yüksek, hatta zaman zaman suç sınırına varacak yazıları yazanlar bizleriz. Bunlar da bu gazetede yayınlanıyor.

Türk Sineması eksenli eleştiri, araştırma-inceleme ve röportajları ulusal gazete ve dergilerde yayımlandı. Ağustos 2010'da Film Arası Sinema Dergisi'ni kurdu. TRT Türk’te Film Arası isimli haftalık sinema programını hazırlayıp sundu. Film Arası Sinema Dergisi’nde yazılarını sürdüren Köçer ayrıca, Yeni Şafak Gazetesi'nde Cuma günleri sinema sayfası hazırlıyor.

Fatih Altaylı “İstifa etsem 400 gazeteci işsiz kalır,” demiş.  Ege Görgün (Landlord) Utanmazlığın bu kadarına pes. Siz yayın yönetmenleri değil misiniz; her krizi fırsat bilen tüccar patronlarınıza...

Hayal Perdesi 2011 yılında yapıp yayınladığı araştırmada "Türkiye’deki sinema üretimiyle koşut bir şekilde geliş(e)meyen sinema eleştirisinin ülkemizde geldiği noktayı, geçmişe kıyasla günümüzde internetin de yaygınlaşmasıyla birlikte sinema eleştirisinin hangi noktada olduğunu gözlemlemek adına bu alanda çalışan sinema eleştirmenleri, yazarlar ve akademisyenlerin görüşlerini" sormuştu.

Medyanın düzelmesi için önce toplumun değişmesi gerekir. Medyanın toplumu şekillendirme gücü olduğu gibi toplumun da medyayı şekillendirme gücü vardır. Hatta toplum daha da güçlüdür bu konuda. Ancak bugün sistemin medyayı, medyanın toplumu şekillendirdiği bir süreç yaşıyor Türkiye. Kültür seviyesi olarak uygar bir toplum olmayı başarana kadar da bu böyle gidecek. Eğitim demiyorum bakın. Çünkü sözünü ettiğim kültür eğitimle olmuyor. Bu ülke en çok üniversite okumuş cahil ve yobazlardan çekiyor. Kutup ayırmadan kendi inandığının, kendi bildiğinin en doğrusu olduğuna inanan bütün yobazlardan söz ediyorum.

Medyanın sinemadan, sinema yazarlığından anladığı şeyde bir sorun olduğu için; yani başta sinema olmak üzere kültür-sanata yaklaşımında aşırı bir yüzeysellik ve magazinleştirme tavrı sergilediği için ne medyadaki sinema yazarlarının, ne de sinema yayınlarının artık pek bir itibar sahibi olduğunu düşünmüyorum.

Her devrin gazetecileridirler. Her dönemin iktidarına, ya da her dönemde güçlü olana, veyahut yalnızca patronlarının işaret ettiklerine yalakalık yaparlar. Yalakalığı adeta bir sanat haline getirmişlerdir.

Konuğumuz köşe yazarı Mehveş Evin. Evin bir gazeteci olarak kendisini en çok etkileyen filmin 2005 yapımı İyi Geceler ve İyi Şanslar (Good Night and Good Luck) olduğunu söylüyor.

İslâmî sinemanın en kıdemli yönetmeni Mesut Uçakan son on yılda büyük perişanlıklar içinde iki film yaptı ve bunlardan sonuncusu da tam 6 yıl önceydi. Mesut ağabey son 6 yıldır ofisinde oturuyor. Ardından ne gelen var ne de giden… 30-40 yıldır yeni bir Necip Fazıl yok, Peyami Safa yok, Yücel Çakmaklı yok, Hasan Nail Canat yok, Ulvi Alacakaptan yok, İsmet Özel yok, Sezai Karakoç yok, Cahit Zarifoğlu yok.

Bazı şeyleri yaşamayan da yazamaz benim öykülerimi. Bir Orhan Pamuk romanı ya da İhsan Oktay Anar öyküsü gibi kurulmuş bir kurgu değil çünkü bu. O anlamda benim öykülerim Marguerite Duras'nın ve Jeanette Winterson'ın öyküleri ile birlikte okunmalı.

Yılmaz Özdil. O bir hain. Ama şerefli bir hain. Çünkü haklı bir ihanet onunkisi. Doğrudan ve iyiden yana. Medyaya karşı. Medya haini o. Çünkü kendisi de içinde olmasına rağmen medyayı ve medyacıları en sert o eleştiriyor.
Ad