İşte bu bizim Hikaye-miz

Saf ve temiz öyküleriniz alınır, yayınlanır

"1997'den beri düzenlenen Robocup Futbol Turnuvası'na katılan firmaların ana hedefi 2050 yılına kadar insanlarla çim sahalarda maç yapabilecek hatta onları yenebilecek bir robot futbol takımı yaratmak."

Çok uzak bir galakside, bizim hayalini bile kuramayacağımız teknolojiler geliştirmiş bir uygarlık vardı. Bu uygarlığın en popüler ilgi alanı dünyamızdı. O inanılmaz teknolojileriyle bir televizyon kanalı izler gibi bizim maceralarımızı izliyorlardı.

Öykülü Pazarlar bir bilim-kurgu öyküsüyle devam ediyor: ZAMANSIZ (Ters Ninja Pazar Öyküleri)

Hamdi bakırcı dış kapının açılma sesi üzerine daldığı hipnozdan sıyrıldı. Benliği saatlerdir içinde kıpırtısız durduğu iki metre çaplı tabanlı koni şeklindeki eşyasız taş hücreden...

Herkes nefeslerini tutmuştu. Bu değil asrın, tüm zamanların en büyük buluşmasıydı. Çevresi özel olarak düzenlenmiş olduğu anlaşılan alana doğru alçalmaya başlayan, devasa uzay aracı, kim bilir ne kadar uzaklardan geliyordu bu buluşma için.

Ernst iki ay öncesine kadar Alman gizli servisi Anayasayı Koruma Teşkilatı – BND hesabına çalışan orta dereceli bir memurdu. Görevi gizli servisin Nasyonal Sosyalist Yeraltı – Nationalsozialistischer Untergrund-NSU örgütüyle birlikte icra ettiği eylemleri denetlemekti. Ernst 37. yaşgününde aldığı bir kararla örgütten firar etmiş ve elindeki gizli servis ve NSU bağlantısı delillerini gazetecilerle paylaşmak için fırsat kollamıştı.

Kötü anıları silen hapları biliyorsunuz. Siz de kullanmışsınızdır belki. 2011’de bahsini duydum ilk kez. İki yıl sonra isteyen herkesin evindeydi. Metirapon hızla aşıldı ve daha şiddetlileri, biraz kafa yapanları desek abartı olmaz piyasaya çıktı.

“Bildiğiniz üzere, Doğu Yücel isimli genç bir yazarın yeni kitabı, Varolmayanlar diye bir saçmalık, şu aralar epey gündem yaratmış durumda. Televizyonlar, gazeteler sürekli bu kitaptan bahsediyorlar. Takibimizde olan yazarlardan Barış Müstecaplıoğlu, “Varolmayanlar son dönemde hayal gücünün değeri üzerine yazılmış en güçlü kitap,” demiş.

Aysel! Anne! Bu sözcükler Rasim’in beyninin uyuşmuş bölmesinde göz kamaştıran spot lambaları yakmıştı. Ne oluyordu. Huzur verici ortama ne oluyordu? Koltuğu ne zaman yatar duruma getirmişti. Aman Allahım, neden sağ eli bu kadar kırışıktı? 26 yaşındaydı daha. Elleri böyleyse, bir ayna bulsa ve yüzünü görse.

Castile'li korkak Miguel kılıcını kınına güçlükle soktu. Yüzündeki mağrur ifadeyi ter, kan ve hatta çamur bile örtememişti. Müslümanların İspanya'daki 800 yıllık hakimiyetini sonlandıran orduda yer almıştı.

Selim Taneci’nin moral motoru beş yüz beygirlik bir güçle kükremekteydi. Kendisine büyük bir ün kazandıracak romanını az önce noktalamıştı. Sevinçten kabına sığamıyordu. Metnin biri dizüstünün hard diskinde olmak üzere dört adet kopyası mevcuttu. Lazer basıcıdan çıkardığı 238 sayfa masanın üstünde krem rengi bir zafer kabartısı gibi durmaktaydı.
Ad