UA-11496977-1

Fenerbahçe 3-2 yenildiği Beşiktaş haricinde tüm rakiplerini yenerek ilk yarıyı lider kapatmıştır. Galatasaray, Beykoz ve İstanbulspor’u tek golle geçen, Vefa’ya 4-0, Süleymaniye’ye 8-0'lık skorlarla fark atan sarı-lacivertliler en kuvvetli şampiyon adayıdır.

1955’te kurulup yalnızca ticari fuarları olan şehirlerin takımlarının katılabildiği Fuar Şehirleri Kupası’ndan… 1971’de UEFA Kupası ismini alan bu kupaya katılan ilk Türk takımı İzmir’in siyah-beyazlısı Altay’dı.

1920’de Almanya’daki Nazi Partisi kendine sembol olarak Swastika’yı (Gamalı Haç) seçti. Kararı veren bizzat partinin birinci adamı Adolf Hitler olmuştu. Ama Swastika’yı ne yaratan onlardı, ne de keşfeden. Bu sembolün tarihi ve gizleri çok daha eskilere dayanıyordu. Yahudiler de dahil olmak üzere tarih boyunca pek çok kültür ve din tarafından güçlü, iyi ve olumlu şeyleri anlatmak için kullanılmıştı.

1937 yılında Mecidiyeköy’deki derme çatma bir stüdyoda dublaj yaparak girdi sektöre Halil Kamil (1893-1968). Montajlama metoduyla bir de bir belgesel çekti: Türk İnkılabında Terakki Hamleleri. Vizyon sahibi, ticari zekası olan bir müteşebbisti, sinemada bir gelecek olduğunu fark etmişti. Şirketin ilk filmi Faruk Kenç’in yönettiği Taş Parçası (1939) oldu.

Atatürk ile ilgili bir de belgesel çeken, 1933 yılında Atatürk'ün En Benzeyen Heykeli mükâfatını kazanan, o zamanki Türk paralarının ve 10. Yıl pullarının resimlerini yapan Egeli yazdığı pek çok kitabın, hazırladığı sayısız derginin yanı sıra, çok sayıda da film çekti. Münir Hayri Egeli 1970 yılında dolu dolu yaşadığı bir ömre son noktayı koydu.

Garrincha’nın biyografisini yazan Ruy Castro onun için şöyle diyordu; Profesyonel futbolun çıkardığı en amatör futbolcu. Bu yüzden Pele Kral’dı ve ona saygı duyuluyordu. Garrincha’ya duyulan ise hayranlıktı. O futbol seyircisine gülmeyi öğreten “Brezilya’nın neşesi”ydi. Seyirciler Garrincha’nın rakip defans oyuncusuna yaptıkları karşısında gülmekten kırılıyorlardı.

Ataç’ın dil konusundaki hassasiyeti “sinema” konusunda da açığa çıkmıştı. 1953 ve 1957 yılları arasında kaleme aldığı günlük yazılarının ve notlarının biraraya getirildiği Günce adlı eserinden alıntılıyoruz:

Ernest Hemingway’in romanından uyarlanan ve Sam Wood’un yönettiği 1943 tarihli Çanlar Kimin İçin Çalıyor (For Whom the Bell Tolls) filmindeki rolüyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar’a aday gösterilen oyuncunun bir de Altın Küre ödülü var. Akim Tamiroff ayrıca İstanbul’da çekilen Topkapı (1964), bir Jean-Luc Godard klasiği olan Alphaville (1965) ve bir Orson Welles filmi olan Touch Of Evil’da (1958) da rol almıştı.

Osmanlı İmparatorluğu’ndan 30’lu yılların Amerikası’na ve Nazi Almanyası’na uzanan epik bir hikaye. Milliyetleri, kültürleri, geçmişleri hatta ten renkleri bile benzeşmeyen 3 adam. Bir siyahi Amerikalı; Joe Louis. Bir Alman: Max Schmeling. Bir Türk: Sabri Mahir Bey.

Önemli tarihi kişilikler çoğu kez yaşadıkları dönemde de sonraki dönemlerde de tartışmalı kimliklere dönüşürler. Bu sinema ve tiyatro tarihimizin önemli adı Muhsin Ertuğrul için de böyle olmuştur. Sinema, Avrupa’da ve Amerika’daki seyircili sinema gösterileri ile başladığında büyük bir ilgiyle karşılanır. Çok kısa bir sürede bütün dünyaya yayılır, başlangıcından günümüze dünyada da, ülkemizde de birçok aşamadan geçer.

10 Mayıs 1933’de Berlin’in Openplatz meydanında toplanmış Nazi gençleri ideolojileriyle bağdaşmayan 20.000 kitabı hastalıklı bir coşkuyla yakıyorlardı. Onları gelecekte, çoğu fırınlarda yakılan 6 milyon Yahudi’nin ve sakatından eşcinseline daha nice insanın vebali altında bırakacak olan da aynı coşkuydu. Sadece Naziler mi, Romalılar da kitapları önce Hıristiyanlığı yaydıkları için, sonra da Hıristiyanlıkla bağdaşmadıkları için yaktılar. Tarih, din ya da ideolojiler yüzünden gerçekleşen pek çok kitap yakma vakasıyla dolu.
CLOSE
CLOSE