UA-11496977-1

Bir sonraki sezon, beklendiği gibi Manchester United kupada iyi gidiyordu. Shamrock Rovers ve Dukla Prag’ı bütün maçlarda yenerek eleyen Kırmızı Şeytanlar, çeyrek finalde karşılaştığı Kızılyıldızı da İngiltere'deki ilk maçta 2-1 mağlup etmeyi başarmıştı.

Tarihi okumak hem keyiflidir hem de öğretici. Ama yazılı tarih kimi zaman yazanından ya da yazdıranından ötürü yanıltıcı da olabilir. O yüzden en doğrusu değişik kaynaklardan okumaktır tarihi. Ve ardından kendi akıl fikrimizi süzgeç gibi kullanmak. Levon Panos Dabağyan’ın kitapları değişik kaynakların başında geliyor.

Maximillian Schell bu olayın ardından, artık kimden akıl aldıysa, Türk gazetecilere karşı büyük bir strateji değişikliğine gitti. Artık aralarından su sızmıyordu. Öyle ki beyazperdeden yeşil sahalara transfer bile oldu bu uğurda Schell. O sıralarda, bugün Beşiktaş İnönü Stadı diye bildiğimiz, o zamanlarsa Demokrat Parti tarafından İsmet İnönü’ye “kıllığına” adı Mithatpaşa’ya çevrilen sahada yapılacak Hakemler- Spor Yazarları maçında gazetecilerin takımının formasını giydi Maximillian Schell.

Maç saat 16.00’da başlar. 20. dakikaya gelindiğinde Kayserispor Oktay ile 1-0 öne geçer. İşte buradan sonrası eldeki bilgiler o kadar değişken ki akla Akira Kurosawa’nın Rashomon filmindeki, cinayeti kendi gördükleri şekliyle farklı farklı anlatan karakterler geliyor.

Piyano: Murat Sungur Elek. Gitar: Yurdaer Doğulu Bas: Caner Tunaman Tenor Saksofon: Beat Johnson Bateri: Durul Gence Solistler: Erkut Taçkın, Lale Akat

İstanbul takımını menajerliğini dönemin karakter oyuncularından Rauf Ulukut ve tanınmış komedyan Aziz Basmacı yapacaktır. (Basmacı’yı Turist Ömer Yamyamlar Arasında filminde canlandırdığı safari düşkünü zengin tiplemesiyle hatırlamak mümkün.)

Kemalist ideallerle hedeflenen bu kutsal amacına rağmen, bizzat Atatürk’ün partisi CHP tarafından temelleri dinamitlecekti Köy Enstitüleri’nin. II. Dünya Savaşı’yla birlikte güç ve taraftar kazanan ırkçı, dinci, anti-komünisst ve anti-semitist ideolojilerin, dolayısıyla bu ideolojileri benimsemiş kişilerin CHP içine sızması böyle bir sonucu doğuruyordu.

I. Dünya Savaşı’nda A.B.D.’nin son ana kadar savaşan ülkeler arasında yer almadığı herkesçe biliniyor. Ama bu küresel çatışmaya dahil olmayan ülkelerinin aksine bir grup Amerikalı’nın savaşın büyük bir bölümünde Fransızlar’ın yanında gönüllü olarak Almanlar’a karşı savaştığı pek fazla kimse tarafından bilinmeyen tarihi bir gerçek. Lafayette Escadrille adı verilen savaş pilotu birliği Yeni Dünya’dan gelen Amerikalılar’dan oluşuyordu.

Yine Cemil Filmer’in hatıralarından Ata’nın Filmer’e ait olan Ankara Sineması’na Şarlo İdam Mahkumu adlı filmi izlediğini öğreniyoruz. Atatürk filmin sonunda “Cemil, hayatımda bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum, şunu bir daha seyretsek olmaz mı?” deyince film bir kez daha gösteriliyor.

27. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde gösterilen olağanüstü belgesellerden biri de Kevin McDonald'ın yönettiği Düşmanımın Düşmanı (My Enemy's Enemy, 2007) idi. Belgesel Nazi savaş suçlusu Klaus Barbie'nin akıllara zarar hikâyesini anlatıyordu. Klaus Barbie büyük bir düşman iken, Soğuk Savaş'ın başlamasıyla nasıl bir anda ABD'nin kadim dostu haline geliyor ibretle izliyorsunuz belgeselde. Ama daha önce (ya da sonra) belgesellere konu olan Lyon Kasabı'nın gerçek hikayesini bizden dinleyin istedik.

1980’de Evren Paşa’ya hürmetlerini sunan Bülent Ersoy, darbeci komutanın son dönemdeki yargılanma ve hastalık sürecinde Evren’i beddualara boğuyor; sonunda hak ettiğini bulduğunu ima ediyordu.
CLOSE
CLOSE