Yeşil-çam Yol-u

Bir Yeşilçam Vardı

1970'lerde, Klüp 12’de yaşanan curcunayı, İstanbul daha yıllarca görmedi. Sıraselviler'in hemen girişindeydi Klüp 12. Gece yarısından hemen sonra o daracık merdivenlerden bir kat yerin altına indiğiniz zaman bambaşka bir dünyaya adım atardınız.

Muhalif yazar Aziz Nesin’in en sert siyasi taşlaması sayılabilecek bir romanının, “Zübük”ün sinema uyarlamasında oynayacaktı. Filmin yapımcılığını Erler Film’in sahibi Türker İnanoğlu üstlenecekti. İnanoğlu, Nesin’in başta Kemal Sunal’a karşı çıktığını söylüyor.

Ertekin Akpınar‘ın ilk sözlü tarih çalışması olan 10 Yönetmen ve Türk Sineması kitabının ardından yayımlanmasını planladığı 10 Senarist ve Türk Sineması için Hüseyin Kuzu ile yaptığı röportajın ilk bölümüyle, bu hafta...

Haziran 1975’te Atıf Yılmaz yönetmenliğinde çekilen Deli Yusuf’un setinde filmin başrol oyuncusu Cüneyt Arkın aldığı kurşun yarasıyla kanlar içinde yere yıkılır. Filmde böyle bir sahne yoktur. Kurşun gerçektir. Tabi kanlar da…

Ertekin Akpınar‘ın ilk sözlü tarih çalışması olan 10 Yönetmen ve Türk Sineması kitabının ardından yayımlanmasını planladığı 10 Senarist ve Türk Sineması için Hüseyin Kuzu ile yaptığı röportajın ikinci ve son bölümüyle...

‘Sinema yazarı’ dediğinizde aklınıza gelen ilk isimlerden biri değildir kuşkusuz Mesut Kara; ama en az o aklınıza gelenler kadar emeği vardır sinema yazınında. Burada sayılamayacak kadar çok mecrada yazısı yayımlanan Kara, benim de bir dönem kadrosunda bulunduğum Cinemascope adlı aylık sinema dergisinin de yayın yönetmenliğini yürütmüştü. Agora Kitaplığı, önemli bir işe imza atarak Mesut Kara’yı tekrar okuyucularıyla buluşturmaya başladı.

Kazım Kartal benimle beraber çok sayıda filmde oynadı. Türk sinemasının efendi kişiliği olan insanlarındandı. Senaryoyu okuduğum zaman eğer ona göre bir rol varsa, ben her zaman için Kazım'ı seçmişimdir.

filmlerin “çirkin ve kötü” adamı Danyal Topatan’ın bende çok özel bir yeri vardır. Camoka serileriyle başrolde de oynayan Topatan çocukluğumun en çok iz bırakan “baba” karakter oyucularındandı.

Ertekin Akpınar imzalı 10 Yönetmen ve Türk Sineması adlı kitapta yer alan bu röportaj 8 Eylül 2004 tarihinde Mine Film'de yapılmıştır.

70’li yılların hemen başıydı sanıyorum, iskele meydanında Ekrem Bora’ya rastlamıştım. Şimdi rengini hatırlamadığım bir Mercedes araba kullanıyordu ve arabalı vapur kuyruğuna girmişti. Nasıl heyecanlandığımızı ve sevindiğimizi anlatamam. Hemen arabanın etrafında kümelenmiştik. Ekrem Bora, filmlerinin dışında hep bu görüntüsüyle kalmıştı aklımda. İzlediğim ilk filmi hangisiydi anımsamıyorum. Fakat etkilendiğim ve beğenerek izlediğim çok filmi vardı. Bunların başında Acı Hayat, Suçlular Aramızda, Sürtük, Dikkat Kan Aranıyor gibi filmler geliyordu.

Cinsellik geçmişte olduğu gibi bugün de kayda değer bir PR malzemesi. Yerli sinema filmleri içindeki açık seçik sahnelerin magazincilere servis edilmesiyle, TV dizileri içerdikleri tecavüz sahneleriyle pazarlanıyor. Cinsellik hala satıyor.
Ad