Yeşil-çam Yol-u

Bir Yeşilçam Vardı

Tarık Akan’ın, Ediz Hun’un, Hülya Koçyiğit’in, Necla Nazır’ın, Oya Aydoğan’ın, Selda Alkor’un, Tamer Yiğit’in, Süleyman Turan’ın, Gülşen Bubikoğlu’nun, Ajda Pekkan’nın… Bu isimler ilk kez Ses dergisinin açtığı yarışmalarla kamuoyunun karşısına çıktılar. Kimisi Sinema Artisti Yarışması’nın, kimisi Kapak Yıldızı Yarışması’nın birincisi olmuştu.

Hep mutsuz ve huzursuzdu Cem Erman. Ortak tanıdığımız bir sinemacı arkadaşı “çilekeş” demişti Cem Erman için. “Yeşilçam'ın çilekeşlerinden”. Asıl adı Süleyman Faik Durgun.

Önemli tarihi kişilikler çoğu kez yaşadıkları dönemde de sonraki dönemlerde de tartışmalı kimliklere dönüşürler. Bu sinema ve tiyatro tarihimizin önemli adı Muhsin Ertuğrul için de böyle olmuştur. Sinema, Avrupa’da ve Amerika’daki seyircili sinema gösterileri ile başladığında büyük bir ilgiyle karşılanır. Çok kısa bir sürede bütün dünyaya yayılır, başlangıcından günümüze dünyada da, ülkemizde de birçok aşamadan geçer.

Fıkra gibi. Bir komşuları vefat edince hanımı İlyas Salman’a, “yürü kalk cenazesine gidelim,” demiş. “Yok,” demiş Salman, “Dirisini sevmezdim, ölüsünü mü seveceğim.” Hanımı ısrar etmiş, gitmişler. Cenaze namazında hoca sormuş “merhumu nasıl bilirdiniz” diye. Herkes adet olduğu üzere “iyi bilirdik” derken, Salman bağırmış: “kötü bilirdik!”

Ertekin Akpınar‘ın ilk sözlü tarih çalışması olan 10 Yönetmen ve Türk Sineması kitabının ardından yayımlanmasını planladığı 10 Senarist ve Türk Sineması için Hüseyin Kuzu ile yaptığı röportajın ilk bölümüyle, bu hafta...

filmlerin “çirkin ve kötü” adamı Danyal Topatan’ın bende çok özel bir yeri vardır. Camoka serileriyle başrolde de oynayan Topatan çocukluğumun en çok iz bırakan “baba” karakter oyucularındandı.

Bu gişe başarısı, Türk sinemasının yapımcılarını harekete geçirmeye başladı. Yapımcılar, tercihlerini Mısır filmlerinden değil, 1950’li yıllarda gösterime girmiş olan Hint filmi Avare’den yana kullanınca izleyici, Orhan Gencebay’ın, senaryosunu kendi yazdığı Çilekeş, Derdim Dünyadan Büyük, Ferdi Tayfur’un, Batan Güneş, gibi Hint filmi uyarlamalarıyla karşılaştı.

Allah vergisi komikliğinin semeresini nihayet görür ve 1957’de Korsan’la sinemaya merhaba der Suphi Kaner. Çok geçmeden halkın sevgilisi olur. 3 yıla ancak 10 film sığdırmışken, 1960’a 17, 1961’e 26, 1962’ye ise 27 film sığdırır.

Gazetelerin, dergilerin magazin sayfaları için yıllarca sinema ve müzik dünyasının yıldızlarının fotoğraflarını çeken Güngör Özsoy benzersiz arşivini ve anılarını Yeşilçam’da 50 Yıl adlı kitapta...

Yıllardır sinema kamerasının hem önünde, hem de arkasında olup bitenlerin takipçisi olan Agah Özgüç Bir Sinema Yazarının Günlüğünden Aykırı Notlar'da anılarını, arşivini...

Kemal Sunal Türküleri 1944-2000 ismini taşıyan albüm, büyük komedyenin filmlerinden montajlanan şarkılı-türkülü kısımların bir araya getirilmesiyle oluşmuş. Her parçada gözünüzün önüne ister istemez filmin ilgili sahneleri geliyor. İçeriğe eklenen Özdemir Erdoğan’ın Gurbet'i ve Bora Ayanoğlu’nun Yunus’una rağmen albümün öyle fazla bir müzikal değeri yo
Ad