Yeşil-çam Yol-u

Bir Yeşilçam Vardı

29 Eylül 1951 yılına ait haftalık sinema dergisi Yıldız’ın, yerli haberler sütununda yer alır bu satırlar. Birkaç sayfa öncesinde de bu kontratı belgeleyen fotoğraf vardır. Sonraki yıllarda Yeşilçam’a kral olarak damgasını vuran Ayhan Işık’tır sözü edilen Ayhan Işıyan. O yıl, Yıldız dergisinin açtığı yarışmada Belgin Doruk’la birlikte birinci seçilmiştir.

Kitaplar, filmler yasaklandı, yakıldı. Binlerce insan kaybının, ölümünün yanı sıra 39 ton kitap, dergi, gazete yakıldı ve imha edildi, 937 sinema filmi sakıncalı bulunarak yasaklandı. Filmlerin, tiyatro oyunlarının yasaklanmasına, sansürlenmesine tanıklık ettik.

Elbette, Yılmaz Güney’in de her insan gibi defoları vardı. Silaha fazla düşkündü, kendini ifade ederken fazla sertti, Adanalılar’ın genelinde bulunan çabuk alevlenme mizacı yüzünden insanları kırdığı daha da kötüsü affedilmez hatalar yaptığı oluyordu.

Bu yüzden en sağlıklı bilgiye ulaşabilmek için olabildiğince fazla kaynaktan yararlanma yoluna gittim. En baştan söylemek gerekiyor: Nijat Özon, Rekin Teksoy, Giovanni Scognamillo ve Agah Özgüç gibi değerli isimlerin eserleri olmadan böyle bir yazının yazılabilmesi olası bile değildi.

Yeşilçam'da en fazla film çeken üçüncü yönetmendir Oğuz Gözen. Şarkıcı-türkücü filmlerinin Ed Wood'udur. Projelerinden biri de Erol Büyükburç'u başrolünde oynatacağı Süpermen Gangsterlere Karşı adlı filmdir.

Muhsin Ertuğrul, Nâzım Hikmet’le işbirliğini sürdürür ve “Karım Beni Aldatırsa” filminin senaryosunu yazdırır. Nâzım Hikmet daha sonra da birçok filmde kullanacağı Mümtaz Osman imzasıyla senarist olarak yer alır filmde. 1933 yılında çekilen yedi filmin beşi “Cici Berber”, “Fena Yol”, “Karım Beni Aldatırsa”, “Naşit Dolandırıcı”, “Söz Bir Allah Bir” bu ikilinin imzasını taşır

1967 yılındaki Bozkurtlar Geliyor filmiyle başladığı sinema macerası onu yapımcı-yönetmen Nişan Hançer'in karşısına çıkardığında yıl 1971'dir. Hançer'le birlikte iki Zagor filmi çekerler: Zagor Kara Bela ve Zagor Kara Korsan'ın Hazineleri. Levent Çakır önce bu filmlerin Anadolu'daki gösterimlerini, ardından da Cüneyt Arkın'la birlikte yaptığı "action" çalışmalarını anlatıyor.

Kemal Sunal Türküleri 1944-2000 ismini taşıyan albüm, büyük komedyenin filmlerinden montajlanan şarkılı-türkülü kısımların bir araya getirilmesiyle oluşmuş. Her parçada gözünüzün önüne ister istemez filmin ilgili sahneleri geliyor. İçeriğe eklenen Özdemir Erdoğan’ın Gurbet'i ve Bora Ayanoğlu’nun Yunus’una rağmen albümün öyle fazla bir müzikal değeri yo

1937 yılında Mecidiyeköy’deki derme çatma bir stüdyoda dublaj yaparak girdi sektöre Halil Kamil (1893-1968). Montajlama metoduyla bir de bir belgesel çekti: Türk İnkılabında Terakki Hamleleri. Vizyon sahibi, ticari zekası olan bir müteşebbisti, sinemada bir gelecek olduğunu fark etmişti. Şirketin ilk filmi Faruk Kenç’in yönettiği Taş Parçası (1939) oldu.

Vesikalı Yarim'i ilk izlediğimde kelimenin tam anlamıyla çarpıldığımı ve uzun süre etkisinden kurtulamadığımı söylemeliyim. Filmin insanı içine çeken tuhaf bir büyüsü ve bittiğinde izleyici sarsan bir etkisi bulunmaktaydı. Filmi değişik zamanlarda iki defa daha izledim. Üçüncü izlemem de dahi filmin o tuhaf, o büyülü, o sarsıcı etkisi devam ediyordu. Türk sinemasında üzerinden bir ay bile geçmeden unutulan sayısız filmin yanında, 40 yılı devirmiş bir filme yönelik “Neden Severiz Vesikalı Yarim”i sorusunun cevabını irdelemek son derece anlamlı ve tabii ki herkes için bu sorunun cevabı farklı boyutlar içeriyor.

Tarık Akan’ın, Ediz Hun’un, Hülya Koçyiğit’in, Necla Nazır’ın, Oya Aydoğan’ın, Selda Alkor’un, Tamer Yiğit’in, Süleyman Turan’ın, Gülşen Bubikoğlu’nun, Ajda Pekkan’nın… Bu isimler ilk kez Ses dergisinin açtığı yarışmalarla kamuoyunun karşısına çıktılar. Kimisi Sinema Artisti Yarışması’nın, kimisi Kapak Yıldızı Yarışması’nın birincisi olmuştu.
Ad