UA-11496977-1

Yeşil-çam Yol-u

Bir Yeşilçam Vardı

Giovanni Scognamillo, üstat sinema tarihçisi Nijat Özön’ün “sinemacılar dönemi” diye tariflediği 1960’larda başladı sinema eleştirmenliğine. Yerli yabancı onlarca dergide ve çeşitli gazetelerde son elli yıldır sürdürdü bu uğraşını.

Muhalif yazar Aziz Nesin’in en sert siyasi taşlaması sayılabilecek bir romanının, “Zübük”ün sinema uyarlamasında oynayacaktı. Filmin yapımcılığını Erler Film’in sahibi Türker İnanoğlu üstlenecekti. İnanoğlu, Nesin’in başta Kemal Sunal’a karşı çıktığını söylüyor.

Yaprak dökümü sürüyordu... Ardından kitapta yer alanlardan Hayati Hamzaoğlu’nu, Sami Hazinses’i, İbrahim Kurt’u, Mustafa Özkaya’yı, Polat Tezel’i Kazım Kartal’ı da arka arkaya yitirdik, o yıllarda. Sinemamızda yaprak dökümü Ahmet Tarık Tekçe'lerle, Suphi Kaner'lerle başlamıştı benim çocukluk, gençlik yıllarımda.

Hedeflerini, düşlerini büyük tutmaları elbette güzel fakat Ö. Lütfi Akad, Metin Erksan, Halit Refiğ, Memduh Ün, Atıf Yılmaz, Yılmaz Güney isimlerini duyamıyor olmak yalnızca üzücü değil düşündürücü de. Bu elbette ‘yalnızca’ genç arkadaşlarımızın suçu değil.

Filmde kadınlara yönelik şiddet kadın başrol oyuncularıyla aktarılıyor. Filmin en başarılı olduğu noktalardan birisini oyunculuk performansları oluşturuyor. Belçim Bilgin, Demet Akbağ, Asuman Dabak, Nihal Yalçın, Ayten Soykök ve Damla Sönmez rollerinde oldukça başarılılar. Yan rollerde Yavuz Bingöl, Ahmet Mümtaz Taylan, Tuncer Salman da gayet iyiler…

1949’da Çığlık’la sinema kariyerie start verir Muzaffer Tema. 1956 yılına dek 23 filmde oynadıktan sonra İstanbul’da tanıştığı 20th Century Fox’un patronu Spyros Skouras’ın cesaretlendirmesiyle Hollywood yıldızı olmak hülyasıyla Amerika’nın yolunu tutar.

Yavuz Özkan’ın bütün filmleri filmlerindeki kahramanlar yaşadıkları hayatın, vicdanını sarsarak onun kendisine gelmesini ister. Hayattan intikam almak için değil, hayatı yüceltmek için… Örnek mi? Bakınız: (Demiryol (1979), Yağmur Kaçakları (1987), Umut Yarına Kaldı (1988), Büyük Yalnızlık (1989), Film Bitti (1989)

Vesikalı Yarim'i ilk izlediğimde kelimenin tam anlamıyla çarpıldığımı ve uzun süre etkisinden kurtulamadığımı söylemeliyim. Filmin insanı içine çeken tuhaf bir büyüsü ve bittiğinde izleyici sarsan bir etkisi bulunmaktaydı. Filmi değişik zamanlarda iki defa daha izledim. Üçüncü izlemem de dahi filmin o tuhaf, o büyülü, o sarsıcı etkisi devam ediyordu. Türk sinemasında üzerinden bir ay bile geçmeden unutulan sayısız filmin yanında, 40 yılı devirmiş bir filme yönelik “Neden Severiz Vesikalı Yarim”i sorusunun cevabını irdelemek son derece anlamlı ve tabii ki herkes için bu sorunun cevabı farklı boyutlar içeriyor.

Klişelerden medet uman, ticari kaygılar sebebiyle melodramları hayatın daha içinden gerçekçi hikayelere tercih eden Yeşilçam’da, Ömer Lütfi Akad prestijli bir markaydı

Çizgi ustası Bedri Koraman (1929 Bafra) karikatür çizerliğiyle ünlü bir karikatürist olarak tanınır. Oysa onun tanınıp başarılı olduğu diğer çizerlik alanı çizgi romancılığıdır. Koraman...

Coşkun Göğen, nam-ı diğer Tecavüzcü Coşkun... Eniştesinin Beyoğlu'nda, Yeşilçam artistlerinin sıkça geçtiği bir sokakta bulunan berber dükkanında çıraklık yaparken hasbelkader figüranlık yapmaya başladı. Sonra Yeşilçam'ın ikon yüzlerinden biri haline geldi.
CLOSE
CLOSE