“New York’ta Beş Minare’nin jenerik yazılarını görmezseniz bir Steven Spielberg, Martin Scorsese veya Francis Ford Coppola filminin içinde olduğunuzu düşünebilirsiniz.”

Kerem Akça

Alacakaranlık (Twilight) filmiyle ilgili düşünceleriyle Ters Ninja okurlarından epey bir tepki alan sinema yazarı Kerem Akça çıtayı yükseltti. Mahsun Kırmızıgül‘ün New York’ta Beş Minare filmiyle ilgili yazısından satır başlarını paylaşıyoruz. Sorumuz ise  şu: Kerem Akça bizimle kafa mı buluyor?

“Spielberg’ün Münih’i varsa, Kırmızıgül’ün de New York’ta Beş Minare’si var.”

“Hikayesine bakış açısı ve söylemiyle Türk sinemasına sınıf atlatan bir film.”

“Kurtlar Vadisi: Irak’ın demodeliğini rafa kaldıran bir terör gerilimi.”

“Steven Soderbergh ve Ridley Scott’ın etkisini görmek mümkün!”

“Siyasi içerikli gerilimlerimizin içinde zirveye yerleşiyor!”

“Prodüksiyonun yüksek kalitesini, görüntü yönetimi, kurgu, müzik ve sanat yönetimini bir çatı altında toplayabilen Mahsun Kırmızıgül’e şapka çıkarmak lazım. Ülkemizde Amerikan klasik sineması gramerini bu ayarda uygulayan bir yönetmen daha yok. Bu konuda sadece Taylan Kardeşler ve Abdullah Oğuz gibi bu kadar uçlara gitmeyen isimler örnek olarak verilebilir.”

Yok, yok, Kerem Akça kesin bizimle kafa buluyor?

Akça’nın yazısını okumak için tıklayın.

3 YORUMLAR

  1. Bu adam eğer bir sinema eleştirmeni yada yazarı ise hemen şutlasınlar. Filmi izlemedim daha ama mahsun’un diğer filmlerini izlemiş biri olarak bırakın 3 film ile 30 filmle bile o yönetmenlerin deneyimini yakalayamaz. Coppola vs Mahsun olayı içinse, galiba coppola’nın Türkiye ziyareti esnasında yanında sadece mahsun’un olmasından etkilenmiş. Kısacası güzel bol yağlamalı ve fantastik yorumlarını kendine saklasın.

  2. Yukarıdaki Erhan adlı kişinin seviyesiz yorumunu okuduktan sonra ben de doğrudan doğruya sitenin kurucu-editörü dostum ve meslektaşım Landlord’a sesleniyorum:

    Bu sitede böyle bir okur tipi son derece çirkin duruyor. Bizler Tersninja kurulduğu günden bu yana bu tarzda bir eleştiri diline hiç alışmadık. Ne bugüne kadar böyle birşey yaptık, ne de yapanı gördük. Bence bu avamî yorum hiç onaylanmamalıydı bile…

    Çünkü, Kerem Akça, sinema sevgisi ve bilgisiyle böyle bir yaklaşımı hak etmiyor.

    Geçen gün, bünyesinde bulunduğu SİYAD’la sayısız tartışmaya girdiğim sevgili Mehmet Açar ile Habertürk ana haber bültenine konuk oldum. Yaklaşık 20 dakika (taban tabana zıt olduğumuz) bir konuda, “New York’ta Beş Minare” hakkında karşı karşıya konuştuk. Ki spikerin amacı da bizim kafalarımızı birbirine tokuşturup çıngar çıkartmaktı. Fakat ne ben, ne de sevgili Mehmet Açar iki kaşarlanmış meslektaş olarak bu gaza gelmedik ve tam bir saygı çerçevesinde görüşlerimizi dile getirdik. O bana sürekli “Ali Murat bey” diye hitap etti, ben de ona meslekteki kıdeminden dolayı “Ustam, büyüğüm” gibi ifadeler kullandım.

    Sinema yazarları birbirlerini kurda kuşa bu kadar kolayca yem etmemeli… “Şutlamalı” mutlamalı ifadeler buradan ziyade futbol forumlarına daha fazla yakışacaktır. O yüzden, Kerem’i değil de bence bu yorumcuyu bir an önce şutlamalısın.

    150-200 mensubunun içinde “Minare’yi beğendim” diyen iki tane sinema yazarına (ben ve Kerem Akça, başkaca varmı, onu da bilemiyorum) tahammül edemeyen bir sinema yazarları camiası da demokrasi ve fikir özgürlüğü konusunda kendisini yeniden bir hesaba çekmeli…

    Çünkü bizim piyasa “Kutsal Damacana”da ya da “Recep”te bile bir yönetmene karşı bu kadar saldırganlaşmamıştı.

  3. Yorum biraz kaba da olsa hakaret içermediği için onaylanmasında bir sakınca görmedim. Yine de denk geldğimde Kerem Akça’ya eğer ona rahatsızlık verdiyse bu yorumu kaldırabileceğimi ilettim. Çünkü benim aksime kendisi bir hakaret olarak algılayabilirdi bu yorumu pekala. Bu yorumdan haberdardı ve sakıncası olmadığını söyledi.

    Ekşi Sözlük’te ve benzerlerinde yazılanlar yanında bunlar nedir ki hem… Ama yine de ben de ninjalardan daha serinkanlı yorumlar bekliyorum….

CEVAPLA