Marilyn’in saçları gibi bir roman: Marilyn’i Kurtarmak

Hollywood ünlülerinin psikanalisti olarak ün yapan Ralph Greenson, Marilyn Monroe’nun son umuduydu. Yazar Michel Schneider onların iki yıldan fazla süren hasta-doktor ilişkisinden yola çıkarak güzel yıldıza kendince bir son – biraz kurgu biraz gerçek – biçiyor.


Truman Capote ve Marilyn Monroe 1955 Nisan’ında New York’ta bir cenazede rastlaşırlar.

“Saçımı boyatmam gerek ama zaman bulamadım,” der Marilyn ve saçlarının ayrıldığı yerde koyu renk bir çizgi gösterir.

“Amma da safım. Ben senin yüzde yüz gerçek sarışın olduğunu sanırdım”.

“Ben gerçek bir sarışınım. Ama kimsenin saçı doğal olarak böyle sarı olamaz. Neyse, kafanı şişirdim”.

Michel Schneider kendi romanını da Marilyn’in saçlarına benzetiyor. Her ne kadar gerçek olaylardan esinlense de, romanda geçen yerlerle tarihlerin gerçekliği onaylı olsa da ve kişiler, hala hayatta olan insanların özel yaşamlarına saygı göstermek amacıyla yapılan istisnalar dışında gerçek adlarıyla anılsa da “sahte” bir roman bu.

Marilyn Monroe’nun bir romana konu alacak pek çok özelliği, ilişkisi, dönemi ve yüzü var. Söz konusu olan bir seks tanrıçası, Hollywood’un yıldızı, ünlülerin sevgilisi ve Amerika’nın sembolü olunca bundan daha doğal bir şey yok… Ama müzikolog, psikanalist Schneider ülkemizde yayınlanan bir önceki kitabı Hayali Ölümler’den anlaşılacağı üzere ünlülerin sonlarıyla daha bir ilgili. Yazar o kitapta Balzac’dan Flaubert’e, Kant’dan Zweig’a kadar 36 yazarın son anlarını zengin bir kurguyla karışık bir otobiyografik anlatıya dönüştürüyordu. Marilyn’i Kurtarmak’ta da Sarışın Bomba’nın son iki yılına odaklanıyor haliyle.

Bu dönemde ilaçlara olduğu kadar Freud ve psikanalize tutkun bir kadın Marilyn. Çünkü ölüme giden yolda ona eşlik edecek kişi olarak psikiyatrist Ralph Greenson’u seçmişti.

Ralph Greenson’un ünlü hastaları arasında Tony Curtis, Frank Sinatra ve Vivien Leigh vardı. Yakın arkadaşı Leo Rosten 1963’te onun tedavi ettiği savaş gazileriyle ilgili deneyimlerinden yola çıkarak Captain Newman, M.D. adlı romanı yazmıştı. Roman daha sonra Gregory Peck’li bir Hollywood filmine dönüştü.

Marilyn 1960 Ocak’ından, 4 Ağustos 1962’ye kadar Freud’cu psikanaliz yönteminin sınırlarını aşan bir ilişki yaşadı Greenson’la. Bu ilişki süresince Greenson onda bir tür bağımlılık haline geldi. Rol yapması, ayakta kalabilmesi, sevebilmesi ve hayatta kalabilmesi için neredeyse her gün ve her gece ona ihtiyaç duyuyordu. Greenson onunla ilgilendi. Gerektiğinde konuştu, gerektiğinde dinledi. Seanslarda, film setlerinde, telefonda, hatta karısı ve çocuklarıyla beraber yaşadığı ve ona bir aile ortamı sağlamak amacıyla Marilyn’i sık sık davet ettiği evinde…

Michel Schneider’a 2006 Interrallie ödülünü kazandıran romanda MM dışında pek çok ünlü sima çıkacak karşınıza: Kennedy’ler, Greenson ahbabı olan Anna Freud, Truman Capote, Clark Gable, Frank Sinatra, Arthur Miller.

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin