Tersninja 19. Altın Koza Film Festivali’nde! Vol.1½

Bildiğiniz gibi 19. Altın Koza Film Festivali Fatih Akın’ın Cennetteki Çöplük belgeselinin Türkiye premieriyle dün resmen başladı. Landlord size ilk izlenimleri aktardı bile. Sıra bende; bu benim Adana Altın Koza Film Festivali’ne ikinci katılışım. Festivalin ilk yaygın gösterim gününde uzun zamandır filmle ilgili nihai kararımı vermek için tekrar izlemek istediğim Demirkubuz’un Yeraltı’sına yolumuzu düşürdük.

Ercan Dalkılıç

Demirkubuz’un varoluşçuluk takıntısını biliyoruz, sinemasında bu akımın esintisi olan yalnız adam karakterlerine de aşinayız. Yönetmen genelde bu motifi karakterinin bir kıyısına organik bir şekilde iliştiriveriyordu, Yazgı’da olduğu gibi. Bu sefer filminin omurgasını tamamen bu duygulanım üzerine kurmuş.

Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar’ının serbest bir uyarlaması olan filmin merkezinde eserdeki gibi bir devlet memuru bulunuyor. Muharrem adlı bu devlet memuru, ev ile iş arasında mekik dokumaktan yabancılaşmanın dibine vurmuş çağdaş toplumun görünürde bir seviyeye erişmiş bir üyesi. Arkadaşları var, ama tek irtibatı evine neredeyse her gün temizliğe gelen, aynı zamanda apartmanın kapıcılığını da ortalıkçı kadın. (Bu benim ‘ortalıkçı kadın’ dediğim bu karakter tipi de zaten varoluşçu edebiyatta sık sık karşımıza çıkar.)

Yeraltı’yı Mardin Film Festivali’nde izlemiştim ilk. Salondan çıktıktan sonra filmin sinema dilinde ortalara doğru büyük bir yarılma gerçekleştiğini düşünmüştüm. İkinci izleyişim de bu düşüncemi değiştiremedi ne yazık ki. İlk yarısında diyalog ağırlıklı ve anaakım bir anlatım tutturan yönetmen, nedense ikinci yarıda birden –deyiş yerindeyse NBC’leşip- Tarkovskivari resim ağırlıklı anlatım tekniğine yöneliyor.

Biçim olarak temelden sorunlu olan filmin dramatik olarak da birtakım sorunlardan mustarip olduğunu söylemek gerek. Bana soracak olursanız, Demirkubuz’un yazdığı senaryodan en az 3 film çıkar! Öncelikle, gündelikçi kadın ile üst kattaki, eşini kaybedeli beri iyice zıvanadan çıkmış moruk ev sahibi arasında gelişen çatışma dramada neden ikincil bir pozisyona yerleştirilmiş, ben anlamadım. Bu çatışma, doğrudan Muharrem’in hikâyesiyle ne kadar etkileşim içinde ki, o kadar yer kaplamış filmde? Açıkçası ortalıkçı kadın ile Muharrem arasındaki birçok sahne kurguda atılabilirmiş gibi geldi bana…

Farkındayım, festival yazısı okumak için girdiniz, oysa ben film eleştirisi yapıyorum. O yüzden kısa keseceğim; Yeraltı çok ama çok sorunlu, yarım bir film bence. Bir ara yine uzun uzun yazmak istiyorum Yeraltı hakkında.

Şimdi, Landlord rehberliğine çıktığımız klasikleşmiş Tersninja şehir turuna geçiyoruz. Adana’ya gelmişken, Dünyayı Kurtaran Sahaf’a uğramamak olur mu? Yeraltı’ndan çıkıp bu sefer kitap aşkına düştük yeniden Adana’nın taşlık yollarına… Dünyayı Kurtaran Sahaf, film afişinden tutun da plağa kadar çeşitli pop-kültür ürünlerini de bulabileceğiniz bir özel ve çok sıcak bir mekân. Sadece kitap değil de, bunun yanında hoşsohbet ve güler yüz de arayanlardansanız Dünyayı Kurtaran Sahaf’a mutlaka uğrayın derim, yolunuz Adana’ya düşerse eğer.

“Yediğin içtiğin senin olsun, gördüklerini anlat” kaidesini sevmiyoruz biliyorsunuz Tersninja olarak. Size jurnalcilik yapayım azcık, Landlord yemedi kebap henüz, ama ben Adana’ya gelir gelmez kaşla göz arasında otelde kebabımı yemiştim. Şehir turu sırasında şalgamı ve buzlu-muzlu sütüyle (çakma milkshake) meşhur Kazım Büfe’ye de uğradık. Bu büfe Türkiye’nin en iyi 10 büfesi arasında girmiş zamanında. Aklınızda bulunsun, bu büfede bir muzlu-süt istediğinizde size bir porsiyon anlamına gelen bir mikser dolusu süt servis edecekler, sakın ola şaşırmayın!

Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin