Yeşilçam’ın Hürrem Erman’ı, Hürrem Erman’ın Yeşilçam’ı…

 Hürrem Erman / İzlenmemiş Bir Yeşilçam Filmirıza kıraç

Roman yazarı Rıza Kıraç, Yeşilçam’ın efsane yapımcısı ve Erman Film’in kurucusu Hürrem Erman’ın hayatını kaleme aldı. Can Yayınları’nın Yaşam Dizisi’nin son kitabı aynı zamanda bir Yeşilçam retrospektifi.

Hürrem Erman
İzlenmemiş Bir Yeşilçam Filmi
Rıza Kıraç
Can

Hürrem Erman’ı  hakkında kitap yazacak kadar özel yapan nedir?

Bu sorunun yanıtı yazdığım kitabın içinde saklı! Beni düşündüren asıl sorun, Hürrem Erman gibi sinemaya ve kültür hayatımıza önemli katkılarda bulunan insanlarla ilgili niçin yeterince biyografi ve araştırma çalışması olmadığı ya da yapamadığımız. Üstelik bu tür çalışmalar öznesi hayattayken yapılmalı. Hürrem Erman’ı yapımcı olarak biliyordum ama Yeşilçam’daki etkisini, gücünü, insan olarak çevresinde nasıl bir auraya sahip olduğunu biyografisini yazarken öğrendim. Hürrem Erman, Yeşilçam’ın başlangıcındaki insanlardan biri, bir yapıyı kuran ve onun gelişmesine doğrudan etki eden… Bu bile onun yaşamına ilgi göstermemiz için yeterli. Bir de Yeşilçam’a dair önyargılarımız var ki ancak bilgiyle aşılır. Bu önyargıların üstüne gitmek gerekiyor.

Bir kurgu yazarı olarak her insanın hayatından bir kitap çıkarılabileceğini mi düşünüyorsunuz?

Her insanın hayatından bir kitap çıkabilir elbette. Ama kimin ve ne niyetle yazdığı önemli. Ortaya çıkan şeyin edebi olup olmadığı da ayrı bir tartışma konusu. Benim biyografilere karşı özel bir ilgim, belgesel sinemayla olan ilişkim de buna eklenince “bugünün”, yaşanan tarihin dökümünü yapmak cazip geliyor. Ama bir edebiyatçı olarak, “hayatım roman” safsatasına inanmam. O hayatın nasıl anlatılacağı, nasıl bir kurgu ve dile sahip olacağı hikâyesi anlatılan kişi kadar önemli. Çünkü yazdığınız şey kaba bir gündökümü değil.

Sizi bugüne kadar roman ve öykü kitaplarınızdan tanıyorduk. Bu oldukça farklı bir proje. Sizin için daha zor mu yoksa daha kolay mı oldu…

Bu sorunun yanıtı biraz da kitabın adında saklı… Kitaba, Hürrem Erman – İzlenmemiş Bir Yeşilçam Filmi adını vermek iddialı bir tavır, bunun farkındayım. İnsanların özel hayatına giriyorsunuz, sorulmayacak sorular soruyorsunuz… Yazma kısmından daha zor olan bilgi toplamak, röportajlar yapmak, binlerce sayfa kitabı okumak, taramak, oradan “gerçekliğe bağlı kalarak” işinize yarayacak şeyleri bulup çıkartmaktı. Bu da iki yıldan fazla bir çalışma gerektiriyor. Ama yazma kısmına gelince çok öğretici ve zevkliydi.

Bir sinema yazarı olmanızın katkısı oldu mu bu kitabı yazarken yoksa yalnızca romancı Rıza Kıraç’ın üstesinden gelebileceği bir şey miydi?

Elbette sinema yazarı olmak işimi çok kolaylaştırdı, dönemi, yönetmenleri, onların hangi koşullarda çalıştığını bilmem özgüven sağlayan bir şey. Edebiyatla uğraşmasam da bu kitabı yazabilirdim ama sanırım kara kuru, tatsız, duygusuz, kurgusu, dili zayıf bir şey olurdu. Bu iki özelliğimi iyi kullandığımı sanıyorum.

Bu kitap aynı zamanda bir Yeşilçam kronolojisi sanırım. Yeşilçam’ı daha iyi tanıdınız mutlaka bu kitabı yazarken? Yeşilçam’la ilgili değişen düşünceleriniz, yeni farkına varışlar oldu mu kitap sayesinde?

Olmaz olur mu? Ama bu bilgiler Yeşilçam’a, orada üretim yapan yönetmen ve yapımcılara karşı düşüncelerimde köklü bir değişime yol açmadı. Detaya inmek, hikâyeleri birinci ağızdan dinlemek, o günün koşullarını anlamak ve anlamak zorunda olmak önemli bir deneyim. Bugün sinemamızın yaşadığı başarı ve başarısızlıklar, çaresizlikler o yıllarda da var.

Araştırmanız sırasında ilginç bilgilere de ulaşmıs olsanız gerek. Sizi en şaşırtan şey ne oldu? Kitaba taşıdınız mı bunu?

Hürrem Erman’ın ve o dönem birçok sinemacının bürokrasi ve devlet katında durmadan baltalanması bildik bir şeydi. Sansür falan… Ama en acıklısı, Türkiye’ye getirilmeye çalışılan teknik malzemelerin yıllarca gümrüklerde mahsur kalması, çürümeye terk edilmesi. Sinemacılar bu konuda bir şeyler yapmaya çalıştıkça devlet erkânı ve bürokrasi önlerine set çekmiş. Hürrem Erman bu konuda çok mücadele etmiş ama gün gelmiş o da yaka silkmiş.

Kitaba taşımadığınız şeyler oldu mu? Hürrem Erman’ın şöhretini lekeleyecek bir bilgiye ulaşsaydınız, buna kitapta yer verebilir miydiniz?

Elbette kitapta yer vermediğim anılar, olaylar var. Ama bu daha çok kitabın akışıyla ilgili. Sansasyonel şeylerle çok karşılaştım diyemem ama zaten öyle bir şeyle karşılaşsaydım da önce bunun insanın mahremine ne kadar  girmek olduğuna bakardım. Neticede magazin yazarı değilim. Ama düşünceme göre kitapta olması gereken her şeyi anlattım.

Rıza Kıraç’ın yeni romanını ne zaman okuyabileceğiz?

Bir aksilik olmazsa gelecek yıl bu vakitler Dolphin Video yayınlanmış olacak. İki yıldır üstünde çalıştığım bir roman. 1980’li yıllarda videocu dükkânında çalışan iki gencin hikâyesi… Çok özel bir roman oluyor, bunu her satırında daha yazarken hissediyorum.

Yazı © Ters Ninja
Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin