On yedi yıllık süreçte çektiği dördüncü uzun metrajı “Love”ın ilk on beş dakikasında seks, cinsel sıvılar, prezervatif kazası ve hamilelik testi gibi birbirinin peşine takılan öğeleri belli bir zaman diliminde öne arkaya sıçramalarla görselleştiren dahi yönetmen Gaspar Noé; hayatla ve önceki filmlerimle derdim bitmedi diyor adeta. Bu yazının amacı Love üzerine filmin kurgu anlayışını benimsemiş, sürpriz bozan bir zihin egzersizi yapmak.

A009_

Başyapıtı Enter the Void’un çerçeve ve kurgu biçimini Love’a taşıyan Noé, tematik olarak da kaldığı yerden devam etmeyi tercih etmiş. Film içinde bir tür cross-cut yaptığını iddia edebileceğimiz yönetmen böylece hikayesini katman katman açmış.

Önceki filminde ölen başkarakterine yaşamını bir film şeridi gibi gösteren Noé; seks, boşalma, döllenme, doğum, büyüme, travma ve ölümü görselleştirmişti. Yeni filmine de seks kazası ve masum bir çocuğun görüntüsüne eklediği bebek oyuncaklarını andıran müzikle başlıyor. İki sene önce birlikte olduğu ve artık haber alamadığı kadının annesinden endişeli bir telefon alan başkarakter Murphy, yeni yılın ilk günü, sevmediği bir kadın ve gay olmasından korktuğu çocuğuyla, Enter the Void’ın Love Hotel’inin maketine sahip bir odada uyanıyor.

Murphy bir sinefil. Duvarlarında klasik film posterleri, raflarında Gaspar Noé DVD’leri var. Electra’ya aşık ancak seks yaptığı komşu kızı Omi sözünü ettiğimiz kaza sonucu gebe kalınca haklı olarak terk ediliyor. Aşk acısının Murphy’i ele geçirdiği bu dönemde yerli sinemamızda Zeki Demirkubuz’un parlattığı aşk-nefret ilişkisine düşmüş bir belalı olma durumu yaşanıyor.

Enter the Void’un büyük kısmına yayılmış uyuşturucu mevzusu Love’da da kendine yer buluyor. Electra Murphy’i uyuşturucuyla tanıştırıp, cebine koyduğu ufak paketin onu koruyacağını ima edecek kadar ileri gidiyor mesela. Madde etkisinde yaşanan halüsinasyonlar önceki filmdeki kadar yer kaplamasa da basit bir ampul ve etrafındaki süsle hatırlatılıyor.

love_005

Nereden geldik buraya sorusunun cevabı geçmişte yaşananlar gösterildikçe ortaya çıkıyor. Murphy ve Electra ikilisinin en büyük ortak fantezisi üçlü seks yapmak; sarışın, renkli gözlü bir kadınla. Yeni komşu Omi ile de böyle tanışıyorlar. Omi yokken Electra var yani, Omi sonradan geliyor. Yemek daveti yatağa varıyor ve seks kazası sonucu doğmuş Omi yalnızlıktan sıkıldığına karar verip kendine ait olmak isteyeceği bir alan buluyor: Murphy – Electra çiftinin yatağı. Margot Brain – Funkadelic eşliğinde on yedi yaşında bir kızı seks hayatlarına sokuşlarına tanık oluyoruz böylece. Bu güzellemenin ardından Murphy elindekiyle yetinmiyor ve John Frusciante – Before the Beginning eşliğinde Omi’yle tek başına yeniden birlikte oluyor. Sonrası cinsel sıvılar, prezervatif kazası, pozitif hamilelik testi, bebek ve mutsuz evlilik işte. Bir ileri bir geri kurguyla, her seferinde çarşafı birazcık kaldırarak altında yaşananları gösteriyor Noé. Gördükçe daha fazla anlıyor ve daha fazla hissediyoruz. Yıllar sonra madde bağımlısı, sevmediği bir kadınla evli ve çocuklu, mutsuz bir adam olarak uyanıyor Murphy. Ve bu toplama ulaşmak işte bu kadar formüle ecnebi dilinde: “Catch with a baby!”

A009_L002_1020RZ

Bebeğin adının Gaspar oluşu, Noé Uluslararası Sanat Galerisi ismi ve eski filmlerinin ortalıkta gezen DVD’leri yönetmenin kendiyle problemleri olduğunun kanıtı. Yönetmen olup Gaspar Noé gibi filmler çekmek istiyor başkarakter Murphy, Elektra Kompleksi’n var dediği Electra adlı bir genç kadına aşık, pembe flamingoların önünde yemek yiyorlar, her taraf gösterge ve hepsi de göstere göstere karşımızda. İncelik gibi bir derdi yok.

Perdede cereyan eden olayları birbirine bağlayıp başı sonu olan bir düzleme oturtmayı başardıktan sonra bir kaç adım geri çekilip büyük resme bakma fırsatı buluyoruz. Üstelik yönetmen grafik seks sahneleriyle bunu, film sona ermeden yapmamız için alan açıyor. Gözlerinizi dikip detayları yakalamaya da çalışabilirsiniz; boş bakışlarla donup, bu bölümleri antrakt gibi değerlendirerek o ana dek yaşananları da değerlendirebilirsiniz. Love’da yönetmenin kendini tekrar ettiğini düşünenlerin atladığı noktalardan biri bu. Bir tanesi hariç seks sahnelerini seyirciye cinsel organ göstermek ya da onları şehvete sürüklemek için çekmiş değil. Oyuncuların birbirinin üzerine atladığı hararetli standart Hollywood usulü cinsellikten çok daha farklı etkilere sahip burada gördüklerimiz. İzleyeni içine çekecek ön sevişme anları, giyinik olmanın avantajını kullanan soyunma sahneleri, ter, inleme sesleri, seksi olması beklenen yakın planlar yok. Seks içeriğiyle konuşulan Dikkat Şehvet (Se, jie) ya da Mavi En Sıcak Renktir (La vie d’Adéle) filmlerinden çok daha farklı bir cinsellik var Love’da. Karakterler en baştan çıplak, cinsel organlar meraka yer bırakmayacak ölçüde ortada, hareketlerin büyük kısmı mekanik ve uyandırması beklenen duygular bambaşka. Anlattıkları üzerine, seks üzerine, aşk üzerine, doğum ve yaşam üzerine düşünmemizi istiyor Noé; sayısı milyonları bulan pornografik filmlere bir yenisini eklemek için yedi yıl beklemiş değil.

love

Yönetmen olmak isteyen bir erkek, ressam olmak isteyen bir kadın var karşımızda. Muhteşem Güzellik (La Grande Bellezza) bütün şatafatının altında ne anlatmak istiyordu aslında? Love, bu görüntülerle ne anlatmak istiyor? İki filmin böyle bakınca bir çok ortak noktası var. Ne yapıyor bu karakterler? Sanatçı olduklarını iddia eden (Elektra’nın annesinin repliklerini düşünün) insanlar zamanını nasıl geçiriyor? Uyuşturucu almak ve seks yapmak dışında ne yapıyorlar ve sanatçı olmak ne demek? Kendilerini ifade etme şekilleri, ihanet etme şekilleri, aşk acısıyla baş etme şekilleri hep cinsel ilişkiye girerek. Murphy’nin penisi birinin vajinasından bir başkasının ağzına gidip geliyor film boyunca. Ne iş yaptığı sorulduğunda “filmmaker” diyor ama ortada ne çektiği bir film var ne de en azından tasarladığı. Eline kamerayı bir kez alıyor, o da yine seks sırasında. Duvarlardaki posterler insanı sanatçı yapmaya yetmez. Kendini gün içerisinde ifade etme şekli ne olursa olsun üretmezse insan, gerçekler değişmez. Ve bir sabah sevmediği bir kadın ve ondan olma çocuğuyla uyandığında hayatı sorgular işte böyle.

Love, Paris’te öğrenci iki gencin ilişkisinin filmi bir yandan da. Beyaz iç çamaşırlarıyla seviştikleri, birbirlerine karşı masum oldukları ilk sahneler bu nedenle en sonda. Parktaki yürüyüşler, hayatın anlamına “aşk” deyişler, içten öpüşler, yumuşak ışık, gerçekten isteme, söz verişler ve ne olursa olsun birbirimizi koruyacağız vaatleri. Enter the Void’daki iki kardeşin birbirine verdiği sözün aynısı. Olmuyor, kirlenme durdurulamıyor. İlk görüş, ilk gece, ilk anki saflığa ulaşılamıyor bir daha. Pişmanlıklar üzerine bir film bu nedenle aynı zamanda. “Hayat bir düş gibidir, hayat ondan ne anladığındır” diyor. Ya da “ölüm kaçınılmazken, umut yoktur”. Bu bir cümle bile yeter Love’a aşık olmaya. Doğuyoruz işte, ölüm de kesin, o halde umut yok. Her şeyi mahvetmeye devam edeceğiz. Ölümden sonra hiçbir şey yok. Hiçbir şey…

-at-10-05-55-pmLove
Yönetmen: Gaspar Noé
Senaryo: Gaspar Noé
Oyuncular: Aomi Muyock, Karl Glusman, Klara Kristin
2015 / Fransa-Belçika / 135 dk.
Bu filme puan verin
Bu yazıya puan verin

1 YORUM

  1. büyük bir noe hayranı olarak Love dan çok şey anladığımı sanıyordum olsun benim için yine yeterliydi ama bu filmle gerçekten bir sanat ortaya koyduğunu daha iyi anlıyorum Love dan gerçekten birşey anlamamışım diyorum hem film hem hayatım için

CEVAPLA