Söz konusu genç bir rock şarkıcısının intiharı olunca, başta Yavuz Çetin olmak üzere, Kurt Cobain, Jimi Hendrix, Janis Joplin ve Jim Morrison’ın da içinde bulunduğu uzunca bir liste çıkarmak mümkün. Bu kişilerin hepsi de David Bowie’nin All The Young Dudes şarkısında öğütlediği şekilde ya da Elvis Presley usulü “hızlı yaşayıp genç ölmeyi” yeğlediler. Control de tüm bu meslektaşlarına benzer bir hayat sürüp 23 yaşında ihtihar eden, Joy Division adlı punk-rock grubunun solisti/şarkı yazarı Ian Curtis’in hayat hikâyesi özetle. Film, Ian Curtis’in eşi Deborah Curtis tarafından yazılan Touching From A Distance adlı kitaptan sinemaya uyarlanmış. Yönetmen Anton Corbijn’in –öğrendiğimize göre daha önce birçok rock grubuyla çalışmış bir fotoğrafçı imiş!- ilk uzun metraj denemesi olan Control, Ian Curtis’in ilk gençlik yıllarından itibaren hikâyesini anlatmaya koyuluyor.

Ercan Dalkılıç

Filmin başlarındaki Ian Curtis, 2005 yapımı Jean-Marc Vallée filmi, C.R.A.Z.Y.‘deki Zac karakterini anımsatıyor fena halde. Odası David Bowie’nin posterleri ile dolu; makyajı, saçı hatta sigara içişi bile onun gibi. Kitaplığına James Morrison’u anan bir not yapıştırılmış, plakta da Bowie’nin The Jean Genie’si çalıyor zaten. Zac de, Ian Curtis’ten farksız açıkçası; dev bir Bowie posteri ile yaşayan aynı kuşağın bir diğer asi temsilcisinin sigarasının hale şeklindeki sigara dumanını babasına üflediği sırada fonda çalan şarkı yine ünlü bir Bowie şarkısı; Space oddity!

Biyografik bir yapıtın en büyük handikabı, eksen karakterin gözlerinden hikâyeyi anlatırken, diğer karakterlerin oluşumunu sakatlaması, yan motifleri gereğince işleyememesi bana kalırsa. Bu filmin de en büyük sorunu bu, film Ian Curtis etrafında dönerken, Ian Curtis’in karısından fazla zaman geçirdiği grup elemanlarını yeterince çentilememiş sanki. Halbuki, örnek verecek olursak, Kurt Cobain gibi fiziksel bir kaçış filan yok Curtis’in hayatında; hep bir arada grup elemanlarıyla, menajeriyle. Dolayısıyla bu kişilerin de biraz daha karakterize edilmesi yerinde olurdu sanırım. Curtis ve ilişki yaşadığı iki kadın dışında, karakter diyebileceğimiz tek bir karakter var, o da paragöz menajer Rob Gretton. Guy Ritchie aksiyonlarından fırlamışçasına bir izlenim uyandıran bu karakterin oluşumunda, Toby Kebbell’in performansının da katkısı yadsınamaz tabii.

Control‘un, The Doors (1991) ve Last Days (2005) filmleriyle akrabalık bağı olduğu rahatlıkla söylenebilir. Fakat Control, ne The Doors gibi belgeselvari bir üsluba sahip, ne de Last Days gibi kaotzime savuran bir yapıda. Fotoğraf kökenli Anton Corbijn’in siyah-beyaz tonlardaki çalışması dönemin atmosferini başarıyla yansıtırken, Curtis’i adım adım intihara sürükleyen sürecin etkileyiciliğini de hayli arttırmış. Bununla birlikte, bu çalışmanın, bir yabancılaştırma efekti işlevi gördüğü de ifade edilebilir. Yönetmen, fotoğraf ile sentezlediği, nevi şahsına münhasır sinema dilini kullanarak, izleyici ile arasına bir bariyer, bir mesafe koymuş. Bu sayede, Curtis’in gözlerinde anlamsızlaşan, Camus’cu bir ‘saçma’ya dönüşen yaşamı, onun gözlerinden göstermek ve izleyiciyi varoluşçu bir sorgulamaya itmek istemiş.

Control, Ian Curtis’i elinden geldiğince usturuplu bir biçimde anlatmaya çalışan bir film. Curtis’in hayatındaki bazı detayları aktarımı da –karısının hamilelik yüzünden değişen davranışları üzerine, aynı zamanda filmin ismine de kaynaklık eden She’s Lost Control şarkısını yazması vb- gayet hoş. Fakat benim en çok dikkatimi çeken detay, Curtis’in epilepsi hastalığına karşı gösterdiği, Dostoyevskyen reaksiyon oldu. Curtis, ilaçlarını düzenli kullanmayarak, sahnede dahi hastalığa geçit veriyor. Dostoyevski’nin de aynı hastalıktan muzdarip olduğu ve hiç doktora gitmediği biliniyor (kaynak; Stefan Zweig, Üç Büyük Usta). Dostoyevski de, Curtis de mazoşist bir kendinden geçiş ile dilediğince yaşayıp durmuşlar, yani nöbetlerini yaşamları boyunca. Kaderin Curtis’e biçtiği bu çift kutupluluk içinde, yarattıklarının bu kadar şiddetli olması, yaşam çizgisini de kendisinin çekmek istemesi son derece doğal, olağan galiba, ne dersiniz?

ControlYönetmen: Anton CorbijnSenaryo: Matt Greenhalgh (Deborah Curtis’in kitabından)

Oyuncular: Sam Riley, Samantha Morton, Alexandra Maria Lara, Joe Anderson, James Anthony Pearson, Harry Treadaway, Craig Parkinson, Toby Kebbell

Yapım: 2007, İngiltere/ABD/AVusturalya/Japonya, 122 dakika


Joy Division – Love Will Tear Us Apart
Yükleyen WBRNewMedia. – Öne çıkan müzik videolarını izleyin.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA