“Dawn of Justice” bire bir çevrildiğinde “Adaletin Şafağı” sonucuna ulaşılsa da, gerçekte amaç DC Comics‘in Marvel‘in The Avengers‘ına Justice League (Adalet Birliği) ile cevap verecek olduğunu muştulamak. (Bu nedenle Türkçe çevirinin hatalı olduğu bile iddia edilebilir. Adalet’in Şafağı denmesini tercih ederdim.) Coğrafya Hollywood olunca Iron Man, Hulk, Captain America ve niceleri beraber savaşırken; sıranın Batman, Superman, Wonder Woman, The Flash ve Aquaman cephesine gelmemesi düşünülemezdi. Zack Snyder‘in ateşlediği fitil büyük bir tanıtım kampanyasıyla sinemalarda.

1 (Custom)

Man of Steel ile Bryan Singer‘in alaşağı ettiği Superman efsanesine can vermeyi başaran Zack Snyder devam filmi yerine takım filmi yapmaya karar verdiğinde güveni tam olanlarla çöp bekleyenler saf tuttu. Ben kötü filmi olmayan, hiçbir şeyi beceremese de yarattığı görsellerle göz kamaştıran Snyder‘den şüphe etmeyen tribünde oturup bekledim. THY‘nin abartılı sponsorluğu eşliğinde filmi gördükten sonraysa “şimdi bir şey derdim ama, neyse” haletiruhiyesi içinde kaybettiğimi kabullenerek evime döndüm.

Batman v Superman: Dawn of Justice‘ın başat problemi Man of Steel dünyasında geçmemesi. Sin City ve 300’de temelleri atılıp televizyona sıçramakta gecikmeyen (Spartacus) estetik anlayışın mükemmele ulaştığı film idi Man of Steel. Çelik Adam‘ı oradan koparıp mekanik efeklere ve koreografi çerçevesinde hareket eden gerçek oyuncular arasına bırakmak benim için büyük hata. (Hatanın en bariz olduğu sahne gelecekte Superman‘in ordusunun Batman‘e saldırdığı.) Batman’in Dünyası diye anabileceğimiz bu daha gerçekçi dekor Christopher Nolan‘ın üçlemesiyle hafızamıza kazıdığı Batman‘in Dünyası olmadığından tamamen yabancılaşıyoruz. Snyder, Nolan‘ın tadına yaklaşmaya uğraşmamış değil: Kalabalık gruplara demeç veren siyasetçiler, insan topluluklarının televizyon ekranından görülen tepkileri, şehir insanı ve yaşamı tasvirleri, süper kahramanların “uçak mı geçti” şapşallığından sıyrılıp “eylemleri için bize hesap verecekler” otoritesine maruz kaldığı zamanlar bunlar. Ne var ki, Snyder‘in yanında Jonathan Nolan yok. Monologlar cılız, siyasi tasvirler eğreti. Sürekli belden aşağı şakalar yapan hafif arkadaşınızın seçimler hakkında konuşmaya başlaması gibi.

2 (Custom)

İkinci hata filmin Batman ile Superman arasında görülecek bir hesabın defterini tutacağı algısı yaratılması. (Yazının bundan sonrası sürpriz bozan içerebilir.) Adı “vs.” değil “v” içerse de tanıtım ve teaserlar hep iki kahramanın birbirine diklenmesi üzerinden yürütüldü ve senaryo bu noktaya gelebilmek için kendini öyle zorluyor, öyle yapay buluşlar getiriyor ki önümüze; siyah ve kırmızı karşı karşıya geldiklerinde çoktan sıkılmış ve ümidimizi iyi sahnelerden kesmiş oluyoruz. Nitekim öyle de oluyor. Snyder‘in elinden çıkan en kötü aksiyon sekansları bunlar.

Batman’in Superman’i pataklamasına kadar geçen süreye dönelim. Bond kızı gibi konumlandırılan Wonder Woman, güvenlik görüntüleriyle gözümüzü yalayan The Flash ve Aquaman, Central City‘den kesme yapılan Metropolis sahneleri arasında yazınsal bağ olmayışı… Bu senaryo ile kimse iyi bir film yapamazmış zaten. David S. Goyer‘den beklenmeyecek kadar çalakalem bir iş: Superman Batman‘den yardım istemeye gidiyor, koskoca Batman onu dinlemiyor ve sonra analarının adının aynılığı hasebiyle Superman‘in ve annesinin hayatı kurtuluyor. Gülünç değil mi. Silahlar ve teknoloji konusunda kendini geliştirmiş olmasına rağmen çay servisini aksatmayan Alfred ya da Mark Zuckerberg gibi tasvir edilen Lex Luthor kadar değil. Michael Caine‘in Alfred görseli zaten bir müddet aşılamaz diyelim ancak her rolü aynı şekilde oynayan Jesse Eisenberg‘in Lex Luthor‘luğa layık görülmesi? The Social Network‘ü izlediyseniz, Luthor‘u ilk gördüğünüz anda Metropolis‘de Facebook kurulmuş ve Jesse basketbol oynayarak şirketi yönetiyor diye düşünebilirsiniz. Eisenberg‘in performansı bir tek American Ultra‘ya yetti, onu da kimsecikler beğenmedi. Bir kişi için daha ümidi kesme zamanı.

3 (Custom)

Hiç mi iyi bir şey yok derseniz, Wonder Woman‘ın arzıendam edişiyle başlayan ve filmin süresini yarım saat uzatmak dışında işlevi olmayan Doomsday‘le kavga bölümünün hakkını teslim etmek icap ediyor. Justice League filminin ilk yarım saati olsa efsane olabilirdi ya da kapanış jeneriğinden sonraya bırakmak için fazla uzun olmasa. Ne yapalım, hayaller başka bahara.

HENÜZ YORUM YOK