2008’de tüm dünyayı sallayan ekonomik krizin en sıcak anlarında -son dakikada imana gelen firavun misali- dört bir yanda “Kurtar bizi Marx!” feryatları duyuluyordu. Marksist yazar Terry Eagleton son kitabında çıkan kısmın özetini veriyor ve hâlâ kuşku duyanlar için on başlık halinde Marx’ın düşüncelerine genel bir bakış atıyor.

Murat Ocakcan

Yazdığı kırkın üzerindeki eserin tamamı Türkçe’ye aktarılmamış olsa da; (tümü Ayrıntı Yayınları’ndan çıkmış) Azizler ve Alimler, İdeoloji, Postmodernizmin Yanılsamaları, Edebiyat Kuramı, Kuramdan Sonra, Kültür Yorumları gibi belli başlı eserlerini Türkçe’de okuma şansı elde ettiğimiz, dahası birçok kez ülkemizde konferanslara katılmış Marksist edebiyat kuramcısı, akademisyen-yazar Terry Eagleton, Türkiye’deki okurun yabancısı olmadığı bir isim.

İngiltere’de Lancaster, ABD’de Notre Dame üniversitelerinde İngiliz Edebiyatı dersleri veren Eagleton, kültür ve edebiyat teorilerine Marksizm temelinde tarihsel materyalist bir bakış açısıyla yaklaştığı eserlerinde postmodernist düşüncenin büyük ölçüde karşısında duran görüşleriyle günümüz düşünce dünyasının popüler figürlerinden biri haline geldi. Bu popülerliğini biraz da keskin ironisine eşlik eden akıcı ve sade diline borçlu olan Eagleton, yazı üslûbunun kendisine sağladığı koruyucu kalkanın etkisiyle kimi tartışmalarda görüşlerini gerekçelendirmeye zahmet etmediği eleştirisiyle de karşılaşmıştı (Bkz. Richard Dawkins’in Tanrı Yanılgısı adlı kitabıyla ilgili itirazları). Buna rağmen dikkatli ve daha fazla okumaya açık okurun, Eagleton’ın yazdıklarını uçsuz bucaksız bir evrende yolculuk yaparken kerteriz noktası olarak kullanabileceği inancındayız.

Terry Eagleton’ın son kitabı Why Marx Was Right (Yale University Press, 2011), geçtiğimiz aylarda Yordam Kitap tarafından Marx Neden Haklıydı? adı altında Oya Köymen’in sıcağı sıcağına çevirisiyle yayınlandı. Eagleton bu kitabında geçmişten günümüze Marksizme yöneltilen on eleştiriyi (ya da iddiayı) değerlendiriyor. On bölümden oluşan kitabın her bir bölümünde eleştirinin birkaç cümlede özetini yaptıktan sonra savunma makamı olarak alıyor sazı eline. Ancak kör bir savunma değil Eagleton’ınki. Karl Marx’ın hata yapmadığını iddia etmeyeceğini ama çoğu önemli konuda haklı olduğunu ve bunları mantıklı açıklamalarla sunacağını, Marx’ın bazı düşünceleriyle ilgili olarak da tereddütleri olduğunu söylüyor daha başlangıçta. Karşımızda, Terry Eagleton’ın alıştığımız tarzında kaleme alınmış, Marksizm düşüncesi ve bu konudaki tartışmaları anlamakta yol gösterici bir eserin olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Yersiz olacak ama yine de hatırlatmakta fayda var; komünizmin sona erdiğini birlikte olduğu hayat kadınları arasında eski Boğu Bloku ülkelerinden gelen insanların arttığı olgusuyla örneklendiren mahallenizin bıçkın orta yaşlılarına, 68 ruhunu mitleştirerek yenilgiyi kuşağınızın aymazlığı hesabına kesen tonton üniversite profesörünüze ve kaliteli yaşamı en son Apple ürünlerini çıktığı gün satın almakla eşdeğer tutan ya da sosyalizm geldiğinde dumanla haberleşmek zorunda kalacağını düşünen son model arkadaşlarınıza Eagleton’ın argümanlarından bir demet aktarmak niyetindeyseniz, kitabın 2. hamurdan 270 sayfalık ağırlığını yüzlerine çarptığınızda ortaya çıkacak etkinin, onlarla iletişim kurmaya çalışarak sağlayacağınız etkiden daha fazla olacağını belirtmek isteriz.

Eagleton öncelikle, sınıfsızlaşmış post-sanayi toplumlarında Marksizmin geçerliliğini kaybetmiş, değişimi göremeyen bir inançtan ibaret olduğu şeklindeki en yaygın iddiayı yanıtlamaya girişiyor. 1970’lerden itibaren post-sanayi toplumuna geçişin kapitalizmin postunu değiştirmesinden başka bir şey olmadığını söylerken dünya üzerindeki yoksulluğun günümüzde daha da vahim bir hal aldığını belirtiyor ve kendilerine en çok ihtiyaç duyulan zamanda rejimin değişemeyeceğini düşünerek ümitsizliğe kapılan kuşağına basıyor kalayı. Zaten Eagleton kapitalist ideologlardan çok, düşmüş Marksistlere ve muhalefeti mikro parçalara ayıran postmodern söyleme öfkeleniyor. Zira rotadan sapmayı gerektirecek bir değişim yok ona göre. “Marksizmin bittiğini iddia etmek, kundakçılar daha kurnaz ve becerikli hale geldiği için itfaiyeciliğin modasının geçtiğini söylemeye benzer,” sözleriyle özetliyor durumu.

Marksizmin teoride iyi olduğu ama uygulamada zorbalık ve kitle katliamından başka bir şey olmadığı konusundaki açıklamalarında ise, kapitalizmin çok daha ağır bir tabloya neden olmasına rağmen bunları unutturacak kadar çok yaşadığı için göze batmadığını, reel sosyalizmin ise Bolşevik Devrimi örneğinde olduğu gibi maça yenik başlamak zorunda kaldığını söylerken, devrim sonrasında Bolşevik Rusya’nın durumuna ilişkin olarak “bir partiye davet edildiğinizde sadece kekleri yapıp, birayı imal etmekle kalmayıp, binanın temellerini atıp döşeme tahtalarını da yerleştirmek zorunda olduğunuzu keşfetmek” benzetmesini yapıyor. Bazı yazarlar tarafından Eagleton’ın bu tespitinin ve kitabın diğer bölümlerinde sözünü ettiği reel sosyalizmin kazanımlarının yalnızca bir meşrulaştırma girişiminden ibaret olduğu söylense de Eagleton, bu eleştirilere pabuç bırakmayacak şekilde, açıklamalarını Marksist külliyata önemli katkıları olmuş düşünürlerin görüşleriyle destekliyor.

İlerleyen bölümlerde de benzer dayanak noktalarından yoksun bırakılmayan kitap, tarihsel determinizm, bireyin özgürlüğü, sınıf kavramı ve sınıf mücadelesi, ekonomi ve piyasalar, ütopya, devrimin şiddeti, güçlü devlet anlayışı gibi pek çok konuda, yeri geldiğinde eleştiri oklarını Marksizme yöneltmekten çekinmeyerek, Marx’a dair hurâfelerin ipliğini pazara çıkarıyor.

“Marx, insanın kendisini sanatsal olarak gerçekleştirmesine dayalı bir iyi yaşam modeli için mümkün olabildiğince maddi üretimden kurtulmak gerektiğini söylemiştir. Hayali çalışmak değil, boş zamandır. Ekonomiye bu kadar dikkatli bir biçimde eğilmesinin nedeni de budur,” diyerek bitiriyor sözlerini Eagleton; gerçekten “özgür” bir boş zamanı yaratabilmek için çok emek harcanması gerektiğini de ekleyerek… Mutlu yaşamın kapılarını açan anahtarın, daha fazla kâr sağlayabilmesi için patronunuza ruhunuzu teslim etmenizde olduğunu söyleyen yeni çağ çığırtkanları için anlaşılmaz bir tınısı olsa gerek bu sözlerin.

Marx Neden Haklıydı?Yazar: Tery Eagleton

Çeviri: Oya Köymen

Yordam Kitap, 2011, 272 sayfa

1 YORUM

  1. Giriş cümleniz şöyle: “Yazdığı kırkın üzerindeki eserin tamamı Türkçe’ye aktarılmamış olsa da; (tümü Ayrıntı Yayınları’ndan çıkmış) Azizler ve Alimler, İdeoloji, Postmodernizmin Yanılsamaları, Edebiyat Kuramı, Kuramdan Sonra, Kültür Yorumları gibi belli başlı eserlerini Türkçe’de okuma şansı elde ettiğimiz, dahası birçok kez ülkemizde konferanslara katılmış Marksist edebiyat kuramcısı, akademisyen-yazar Terry Eagleton, Türkiye’deki okurun yabancısı olmadığı bir isim.”

    Yazınızda, “tümü Ayrıntı yayınlarından çıkmış” cümlesi hatalıdır. Eagleton’ın Azizler ve Alimler’i öncesinde Ayrıntı ama daha sonra Agora Kitaplığı’ndan, Şiir Nasıl Okunur yine Agora Kitaplığı’ndan, Kuramdan Sonra Literatür yayınlarından, Estetiğin İdeolojisi Doruk Yayınları’ndan, Marksizm ve Edebiyat Eleştirisi İletişim yayınlarından, William Shakespare Boğaziçi Üniversitesi yayınlarından, Kapı Bekçisi Bilge Kültür Sanat yayınlarından, Eleştiri ve İdeoloji İletişim yayınlarından, Edebiyat Olayı Sel yayıncılıktan, İngiliz Romanı Sözcükler yayınevinden, Aykırı Similar Epos yayınevinden çıkmıştır. Bilginiz olsun. Fanatik bir Eagleton okuru olarak sadece düzeltmek istedim.

CEVAPLA