Yeni Bir İlk Film: Bol Şans

Gerçek hayattaki doğruluğu tartışılabilir ama sinema ve edebiyatta hep en cesur olan sanatçı ve sanatçı olanlardır zira eleştirel düşünen, sanatın sesine kulak verendir ve sanatçı olmasa bile hayatının bir kısmında sanata yer verir.

3

Eleştirel düşünme yetisinin fiziksel karşılığı olma zorunluluğu taşımayan bir cesareti körüklediği söylemi pek de yanlış sayılmaz. Düşünen, neden sonuç ilişkilerini görüp çıkarımlarda bulunabilen insan bilgi sahibi olmanın verdiği bir özgüvenle cesareti anımsatan kararlar verebiliyor. Belki bir sanatsever olmaktan, belki de sanatsever arkadaşlarından duyduğu hikayelerin birbiriyle benzerliğinden dolayı yerli yapımlar da hep cesaret ile sanat arasındaki ilişkiyi anlatmak istiyor. Özellikle de sinemaya yeni adımlar Anadolu insanını ya saf ya da şark kurnazı olduğu hikayelerde güçlü olan karakterin bir tarafına hep sanatı iliştiriyor.

Köyden kalkıp birkaç kilometre ötedeki İstanbul’a göçen ve burada şarkıcı olarak kendine bir yol çizen Deniz’in henüz ölen babasını gömmek üzere köye gelmesiyle başlıyor “Bol Şans” filmi. Babasının cenaze işlerini halledip kendi hayatına hemencecik dönmek istese de köylünün, arkadaşlarının ve ailesinin ısrarı üzerine küçük bir aşk hikayesi de eklenince kalmaya karar veriyor. Köylüyü bezdiren ve köyün ortasındaki kullanılmayan sinemayı yıkıp köyü Las Vegas’a çevirme hayalleri kuran belediye başkanının planlarını bozup ve köyü kurtarma görevi de okumuş, İstanbul havası koklamış sanatçımız Deniz’e düşer tabi ki. Babasına ait olmasından ziyade çevrenin baskısı altında ezilip ihaleye katılma kararı alan Deniz’i savaşı bir onur mücadelesine dönüşür.

6

“Bol Şans”ın en büyük sorunu neyi anlatacağına karar verememesi kuşkusuz. Öyle ki resmi sitesinden de bir dram olarak duyurulan film perdede aşk kırıntıları barındıran bir komediye dönüşüyor. Konusunda beklenti yaratan baba-oğul ilişkisi, şehirden köye dönmenin (uzun süredir gelmediğini de düşününce) sebep olabileceği muhtemel uyum sorunu ya da bir köyün süperkötüsü Ümit’in tehdit ve yaptırımları filme yansıtılmıyor. Hatta film Deniz ve biraz da Buse’nin değil de kumarbaz karakterimiz Bilal’in (?) üzerine kurulmuş gibi. Herkesten çok bu kumarbazın skeçvari sahneleri var filmde, insana ana karakterin kim olduğunu unutturacak kadar hem de. Muhtemelen de senaryo kumarbaz, cimri ve çıkarcı karaktere hayat vermek için kurgulanmış bir hikaye.

Dramdan çok komediyi anımsatan, “Bol Şans”ı da ihalenin kazanılmasındaki trajikomik olaya bağlayan film ana karakterlerin doğallığın çok uzağındaki oyunculuğuna rağmen kumarbaz karakteriyle iyi espriler yakalamıyor da değil. Zayıf senaryosunun yanına bir de zayıf oyuncu kadrosu eklenince sezonun başlamasıyla ardı ardına vizyona giren popüler yapımların gölgesinden ne kadar çıkabilir, soru işareti. Merkeze kumarbaz karakterimizin oturtulduğu trajik komik bir hikaye anlatılmış olsa çok daha iyi bir iş çıkardı sanırım, ama yine de bir ilk film için umut ışığı taşıyor. Sadece kaygılanmadan, korkmadan, insanların değil içindeki sesin dediklerini yapması gerekli biraz.

7

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA