Bridget Jones’s Baby: Bridget Jones Son Kez Beyazperdede

1900lerin sonundaki “ideal kadın” profili sağlığına dikkat eden, sporunu aksatmayan ve sporu zayıflamaktan da öte ideal forma girmek için yapan kadındı. Güzel görünmek için makyaja ihtiyaç duymayan, çekiciliğini doğallık ve canlılıktan alandı. 2000lerin başında ise “ideal” yeniden sıfır bedenlerdi. Yaşı ya da proporsiyonu fark etmeksizin güzel kadın denince akla gelen hep en ince olandı.

mv5bowfknti4otetotdhnc00ogrjlwizzditnjq1mjvhzjc2oddjxkeyxkfqcgdeqxvymjmwnta3ndi-_v1_sx1500_cr001500999_al_ 2001 yılında vizyona giren “Bridget Jones’s Diary” (Bridget Jones’un Günlüğü) filminde Renée Zellweger’in canlandırdığı Bridget Jones ne 90lı yılların ne de 2000lerin ideal kadınlarındandı. Aksine Jones fazla kilolarıyla, sağlıksız beslenme düzeniyle ve yoğun iş hayatıyla ideal olmanın fazlasıyla uzağındaydı. Ve bu gerçek İngiliz kadının aşkla olan komik mücadelesi herkesin takdirini kazandı.

“Bridget Jones’s Diary” ile büyük başarı yakalayan Renée Zellweger, Colin Firth ve Hugh Grant üçlüsü 2004 yılında “Bridget Jones: The Edge of Reason”da yeniden bir araya geldiğinde ise büyük hayal kırıklığı yarattı. İzleyici Jones’un saflığını, onun düştüğü komik durumlardan ziyade çapkın Daniel Cleaver ile sessiz sakin Mark Darcy arasındaki gerçekçi mücadeleyi görmek istiyordu. Bu ikilinin birbiriyle yumruklaşması değil, bir kadının sürprizlerle dolu çılgın bir hayatı mı yoksa güvenilir sakin bir yaşamımı tercih edeceğini merak ediyordu. İkinci filmin yarattığı büyük hayal kırıklığı sonrası yapımcılar yönetmen koltuğunu yeniden Sharon Maguire’a emanet etti.

bridget-joness-baby-1467194336

On beş yıl gibi uzun bir sürenin ardından Bridget Jones, “Bridget Jones’s Baby” (Bridget Jones’un Bebeği) filmiyle geri döndü. Kariyer basamaklarını hızla tırmanmış yeni fiziği ve olgun görüntüsüyle göz dolduran Bridget’in aşk hayatı ise hala bıraktığımız yerde. Aklının bir ucunda Mark Darcy, diğer ucunda ise onun hayat tarzından duyduğu çekince. Birbirine pek de benzemeyen bu iki sevgilinin yeni macerasının komu ise Bridget’in bebeği.

Bridget Jones’un yeni hikayesi, izleyicinin komedilerden beklentisine cevap veriyor olmasına karşın Zellweger’e Oscar adaylığı getiren o ilk filmin havasını da korumayı başarıyor. Senaryodaki yenilikçi dokunuşlara rağmen “Bridget Jones’s Baby” daha ziyade Jones’un yaşadığı ikilem üzerinde duruyor. Konu aşk olduğunda her daim zorluklar yaşayan Jones’un başına gelmesi pek de olası olmayan bebek meselesini iyi dengeliyor. Duygularını kolay kolay itiraf edemeyen, sevgisini farklı yollarla göstermeyi tercih eden Mark Darcy karakteri ise hikayeyi şekillendiren ana faktör olmayı sürdürüyor.  Kariyerinde gelmiş olduğu noktaya rağmen Jones saflığından ödün vermemesi insanı 2001 yılına götürüp 30lu yaşlardaki o genç ve tatlı kadını hatırlatıyor.

640_bridget_jones_baby_rene

2001 yılında gişede büyük başarı yakalayan ve en sevilen romantik komedilerden biri olmayı başaran Bridget Jones’un son macerası olacaktır “Bridget Jones’s Baby”. Kariyeri, fiziği ve davranışlarıyla moda dünyasının şekillendirdiği ideal kadın figürü olmaktan uzak Jones yerini yeni bir Jones’a bırakmış da olsa Renée Zellweger’in komiklikleri bu açığı biraz kapatıyor.  Romantizmin ağır bastığı ilk filmdeki etkiyi yaratamasa da kaliteli/seviyeli bir komedi olarak güldürme garantisi veriyor. Fakat Bridget Jones efsanesi her zaman 2001 yılındaki harika romantik komediyle hatırlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA