Bu hafta altı film vizyona giriyor: Yeşim Ustaoğlu’nun şu günlerde 19. Altın Koza Film Festivali’nde de gösterilen filmi Araf, haftanın kuşkusuz en dikkat çekeni. Araf’ haricinde; Tehlikeli Takip ve Vur ve Kaç, aksiyonseverler için birebir görünüyor. Hayat benim için yeterince aksiyon dolu diyorsanız Ayı Teddy ve Aşkın Ömrü 3 Yıldır ruhunuza ilaç gibi gelebilir. Bu haftanın sürpriziyse Metin Avdaç imzalı belgesel Sabah Yıldızı: Sabahattin Ali. Herkese iyi seyirler…

Araf

[xrr rating=2/5]

Yönetmen: Yeşim Ustaoğlu

Senaryo: Yeşim Ustaoğlu

Oyuncular: Özcan Deniz, Neslihan Atagül, Barış Hacıhan

Yapım: 2011 / Türkiye / 126 dk.

Yeşim Ustaoğlu hikâye odaklı sinemasının yeni durağı Araf ile karşımızda. Çağdaşlarının aksine olay örgüsünü sinemanın tüm enstrümanlarının üzerinde tutan Ustaoğlu, yine en çok bu alanda zorluk yaşamış. Teknik anlamda çıtayı bir kez daha tutturan yönetmen sadeleştiremediği metnin ucunu kaçırmış.

Araf şehirlerarası yolun kenarına kurulmuş bir dinlenme tesisinde çalışan Zehra ve Olgun ile tanıştırıyor bizi. Zehra müşterilere yemek servis etmekle görevli, Olgun ise çay taşımakla. İkisi de gitme isteğinde. Olgun Acun Ilıcalı’nın yarışması Var mısın Yok musun’a takmış kafasını. Sürekli izliyor ve oraya çıkma şansı elde etse herkesten başarılı olacağına inanıyor. Bir ev, bir araba alacak ve annesini babasından kurtaracak. Zehra onun kadar net değil. O da uzaklaşmak istiyor yaşadığı hayattan fakat elle tutulur bir planı yok, orta yaşlı kamyon şoförü Mahur’a âşık olana kadar.

Yeşim Ustaoğlu diyalog yazımı konusunda şimdiye kadarki en iyi işiyle karşımızda. Sahicilik yerel şivenin ve sokak ağzının başarılı kullanımı sayesinde artmış. Karakterleri tanıdıktan ve onlara inandıktan sonra yaşananlara inanmak daha kolay geliyor, öykü başarıyla kuruluyor. Teknik anlamda da çağdaş Türk sinemasının yükselen çıtası yakalanmış.

Araf kadın başkahramanına ve anlattığı kadın problemlerine rağmen erkek filmi. Kadınların başına gelen her şeyden erkekler sorumlu. Olgun’un Zehra’yla ilişki kuramamasının nedeni kendi eylemleri. Annesinin mutsuzluğunun ve evden kaçmasının sebebi alkolik babası. Derya’nın çıkışsızlığının önündeki engel kocası. Zehra’nın travmasının sorumlusu Mahur. Üstelik duyduklarımız ve gördüklerimiz hep erkek dünyasını tasvir ediyor. Gençler arasında hiç bitmeyen homoerotik şakalaşmalar, askerlik muhabbeti ve erkekler arası ilişki kurma dinamikleri film boyunca karşımıza çıkıyor. Olgun ve en yakın arkadaşı arasındaki penis boyu muhabbetinin hemen ardına konan kamyon metaforu Zehra’nın seçimini cinsel arzuya bağlıyor. Psikiyatride büyük bir penis ya da yüksek cinsel güç olarak yer bulan kamyon, Olgun’un cinsel organının büyük olmadığını itiraf etmesinin ardından defalarca dik olarak görüntüye giriyor.

Başarılı yanlarına rağmen Araf sorunlarla dolu. Yeşim Ustaoğlu senaryo yazımı sırasında odaklanma problemi yaşamış. Filmin ilk yarısını diyalog içermeyen uzun sekanslarla doldurup öyküsünü görsellikle aktarırken, ikinci yarıda açtığı defterleri kapatmak için karakterlerini fazla konuşturmak hatta bazen seyirciye doğrudan açıklama yaptırmak zorunda kalmış. Uzun uzun gösterdiği anlar süreyi fazla hissettirince finale doğru sıçramalı kurguya yönelip boşluklar bırakmış. İki anlatım tercihinde de başarılı olmuş fakat aynı filme ikisini birden yedirememiş. Ayrıca Ustaoğlu’nu hala fazlasıyla hesapçı buluyorum. Tercihleri dış basının, jürinin ilgisini çekmek için gibi geliyor. Biraz karlı görüntü, biraz kolbastı, bir düşük sahnesi… Liste uzayıp gider. Üstelik konuşulması için konduğu belli düşük sahnesini ne etkileyici ne yaratıcı ne de cesur buldum. Çok daha iyilerini izledik.

Oyunculardan Neslihan Atagül ve Barış Hacıhan başarılı. Nihal Yalçın her zamanki gibi, ama bu iyi bir şey mi yoksa kötü mü, artık bilemiyorum. Özcan Deniz orta yaşlı seksi erkek olma görevini başarıyla yerine getirmiş. Zaten hiç diyaloğu olmadığından sorun yaşamıyor.

Ustaoğlu verdiği röportajlara ve sorular karşısında sergilediği agresif tavra bakılırsa yaptığı şeyden fazla emin ancak benim Araf filmi şunu başarmış diyebileceğim hiçbir şey yok. Ustaoğlu sineması bana hala samimi gelmiyor.

Mehmet Serkan Çellik

***

Ayı Teddy (Ted)

[xrr rating=3.5/5]

Yönetmen: Seth MacFarlane

Senaryo: Seth MacFarlane

Oyuncular: Mark Wahlberg, Mila Kunis, Seth MacFarlane

Yapım: 2012 / ABD / 106 dk.

 

Family Guy’ın yaratıcısı olan Seth MacFralane bir oyuncak ayıdan yola çıkarak yazdığı ve yönettiği Ayı Teddy (Ted) filminde, mutlu “son”un ardından olabilecekler üzerinde durmuş ve ortaya epey eğlenceli bir hikaye çıkarmış.

1985 yılında Boston’da yaşayan John Bennet (Bretton Manley) oldukça yanlız bir çocuktur. Ailesinin yılbaşı hediyesi olarak aldığı oyuncak ayı Ted (Zane Cowans) onun tek dostudur. Her şeyi oyuncak ayısıyla yapan John bir gece onun gerçek olmasını diler. Mucizevi olarak canlanan Ted ilk önce John’un ailesini korkutsa da kendisini kısa sürede sevdirir. Ayrıca ulusal çapta da bir şöhrete sahip olur ancak John’u hiçbir vakit yanlız bırakmaz.

Aradan 27 yıl geçer. John (Mark Wahlberg) dört yıldır Lori (Mila Kunis) isimli güzel bir kızla birliktedir. John ve Lori yaşadıkları evi Ted (Seth MacFralane) ile paylaşmaktadırlar. Ne var ki John artık 35 yaşında olmasına karşın tam bir sorumluluk sahibi değildir. Bir araba kirlama şirketinde çalışmakta, Ted ile uyuşturucu kullanıp, eskiden beri sevdikleri bilimkurgu filmlerini izlemektedirler.

John’un sorumsuz yaşantısına artık son vermesini isteyen Lori bunun tek yolunun Ted ile John’un sürekli görüşmemeleri olduğunu düşünmektedir. Ted’in sorumsuz davranışları sonunda John artık onun bir işe girip ayrı bir evde yaşamasıgerektiğini söyler. Fakat bu pek de istenilen sonuçları vermez.

Ayı Teddy gerek yetişkinlere yönelik esprileri gerekse acımasız mizah anlayışıyla son dönemde Felekten Bir Gece’den (Hangover) beri sinemalara gelen en iyi komedi sayılabilinir. Ayrıca Yıldız Savaşları (Star Wars), Flash Gordon gibi eski bilimkurgu filmlerine atıfları da çok iyi. Bu arada Flash Gordon’u canlandıran Sam Jones filmde kendisini oynuyor.

Seth MacFralane çocukluktan beri birbirlerinden hiç ayrılmamış bir nevi iki erkek kardeşin sorumluluktan kaçışını ve yetişkin olduklarında bile buna uygun pek de davranamamalarını oldukça güzel hikayeleştirmiş. Esasında biraz düşününce bu çoğu erkek için geçerli bir durum. Sonuçta akıllı telefonlar, bilgisayarlar, arabalar bir şekilde yetişkin oyuncakları. Yönetmen bunların yanında Lori karakteri üzerinden kadınların bir erkeği sevdikleri zaman nelere katlanacaklarını ve aşk için nelerden vazgeçeceklerini de iyi yansıtmış.

Patrick Steward’ın anlatıcı olarak yer aldığı Ayı Teddy’de Hollywod’un kimi şahsiyetleri üzerine de acımasız espriler mevcut. Şu an ikincisi çekilmesi planlanan film yetişkinlere yönelik esprili komedilerden hoşlananların kaçırmaması gereken bir yapım.

Ali Abaday

***

Tehlikeli Takip (End of Watch)

Yönetmen: David Ayer

Senayo: David Ayer

Oyuncular: Jake Gyllenhaal, Michael Peña, Anna Kendrick

Yapım: 2012 / ABD / 108 dk.

 

 

***

Aşkın Ömrü 3 Yıldır (L’Amour dure trois ans)

Yönetmen: Frédéric Beigbeder

Senaryo: Frédéric Beigbeder, Christophe Turpin, Gilles Verdiani

Oyuncular: Gaspard Proust, Louise Bourgoin, Joey Starr

Yapım: 2011 / Fra-Bel. / 98 dk.

 

***

Vur ve Kaç (Hit and Run)

Yönetmen: David Palmer, Dax Shepard

Senaryo: Dax Shepard

Oyuncular: Dax Shepard, Kristen Bell,  Bradley Cooper

Yapım: 2012 / ABD / 100 dk.

***

Sabah Yıldızı: Sabahattin Ali

Yönetmen: Metin Avdaç

Yapım: 2012 / Türkiye / 116 dk.

 

 

 

 

1 YORUM

  1. Filmi 19. Altın Koza’daki Galasında izledim. Filmi izlemeye giderken Yeşim Ustaoğlu’nun eski filmlerini kendime referans aldım. Şimdiki aklım olsa izlemeye gitmezdim. Çünkü Yeşim Ustaoğlu demiş ki, filmim Türkiye’de çok izlensin, fazla seyirci çeksin. Bunun için kadroya Özcan Deniz’i almış. Bu aslında suçlanacak bir tercih değil. İtirazımız filmin lanse edildiği bir şaheser olmadığı ve hikayesinin eksiklerle, tutarsızlıkla dolu olmasıdır.

CEVAPLA