Acar yazar-muhabirimiz Cenk Büker Günahı Boynuna Röportajlar serisinin beşincisinde Ters Ninja okurlarının ve dahi, tüm sinema severlerin bir hülyasını gerçek kılıyor. Cenk’in zeka dolu sorularının muhatabı bu kez Chuck Norris. Meraktayız, acaba Cenk kırmasa bile, soyadını hak edip bükebilecek mi muhabbetin belini…

Cenk Büker

Merhaba Chuck!

Merhaba Cenk! Yalnız o elini indir. Elini seviyorsan tabii…

Benn… Hani selamlaşmak maksadıyla…

O ayrı. Biliyorsun ben her zaman kontrollüyümdür, bilgisayarımda Ctrl tuşu bile bulunmaz. Gerçi elini kırmak bana çok da fark etmiyor, ha 38 bin745, ha 38 bin746.

O rakam nedir Chuck?

Rakam değil sayı Cenk sayı! Bakıyorum da maşallah güzelim Türkçemiz Amerikan dizisi seyrede seyrede ne hâle gelmiş. O sayının ne olduğuna gelince kırdığım kemik sayısıdır o. Bu arada bu konu ciddi, maalesef Türk kültür hayatında muazzam bir çöküş yaşanıyor. Büyük gazetelerinizden birinin sinema yazarı, bakın dikkatinizi çekerim sinema yazarı diyorum; “İlk defa çekilecek İstanbul’un fethi filmi” diyebiliyor. Arkadaşın siyah-beyaz dönemde çekilmiş Bora Ayanoğlu’nun Fatih Sultan Mehmet’i oynadığı filmden haberi yok. Ama çok şaşırmamak gerek, insanın Murat Bardakçı gibi “Allinoi kapanacaksa ne olmuş, ülke sanayisi ilerlemesin mi? Hem üstüne her kirli t-shirt’ü geçiren Greenpeace’ci, çevreci oluyor” diyen tarihçisi olursa çok şaşırmamak lazım. İşte maalesef diploma her şeyi çözmüyor, Tansu Çiller’in de(L.N: Bunu bilerek bold yapmıyorum.) ekonomi diploması vardı…

Neyse Chuck, belli ki sen çok dolmuşsun ama bunlar pek benim anladığım havalar değil, bence biz neşemize bakalım. Bu arada doğum gününün 10 mart olduğunu öğrendim. Benden sadece 2 gün küçüksün ah ,hah hah haa! (Chuck’ın gülmediğini, yalnızca hafif aralanan dudaklarının altından dişlerinin “Pınn! Pınn!” diye parladığını görünce Meksikalı kahkahamı Aydın havası kesiyorum. Neticede tüm hay huyuna rağmen yaşamak güzel şey be kardeşim, can tatlı, can ataklı; karşımdaki zat Chuck Norris, boru değil, dikkatli olmak lâzım)

Amerika’da, kalp krizi ve kolesterol ile birlikte en yüksek ölüm nedenisin. İstersen seni biraz tanıyalım.

Evet, bunu isterim. Belki dikkat etmişsindir benim istediğim şeyler her zaman olur. Ben baba tarafından Kastamonu, Taşköprülüyüm. Röportaj teklifini kabul etmemin sebeplerinden biri de Türk olmamdı.

Aman Tanrım Chuck! Sen neler diyorsun böyle? Söylediklerini kulağın işitiyor mu?

Evet, hem de söylemeden önce! Bu arada bu memleket meselesini ilk kez burada açıyorum, kıymetini bil.

Eyvallah Chuck! Abi, ben senin hakkında enternette araştırma yaparken bazı şeylerle karşılaştım…

Sor toprağım çekinme.

Google’a Chuck Norris diye aratınca “Gerekirse o sizi bulur” diye bir ibare çıkıyor.

(Müstehzi bir ifadeyle) Bir ara bir mevzu nedeniyle onları da çitilemiştim, ondandır.

Bir de ben denemeye cesaret edemedim ama arkadaşlar anlattı, Google’a ismini yanlış yazarsanız “Şunu mu demek istemiştiniz” yerine “’Şansınız varken bilgisayar başından kaçıp kurtulun” ibaresi çıkıyormuş.

Sopayı fazla kaçırmışım demek, elim de ağır tabii…

Valide hanım nereli?

Annem Çerkez, köyleri Maşukiye tarafında. Cenk oraları bir görsen, yemyeşil…

Abi ben Türküm biliyorsun.

Gezmeyin, görmeyin sonra ben Türküm! Sözüm sana değil elbet ama cennet vatanımızın kıymetini bilmeyen cahillerin marizine kayasım gelmiyor değil hani. Kardeşim Avrupa’ya bilmem nereye gideceğinize önce kendi memleketinizi gezin.

Amerika’ya gelişin ne zaman oldu?

Oldukça küçüktüm. Tam hatırlamıyorum ama ailem göç kararı aldığında sanırım 7 yaşımdan 12 gün 6 saat 27 dakika kadar almıştım.

Peki, daha sonra Kastamonu’ya gitme fırsatın oldu mu?

Maalesef hayır. Bir ara gelme niyetim var, Ramazan’da falan olabilir. O ara meşgul olursam en kötü ihtimal getirtirim. Zaten artık ilçeye adını veren Taşköprü de yok, küçükken, arkadaşlarla oyun oynadığımız bir esnada yanlışlıkla kırmıştım. Yine de bende çok hatırası vardır.

Vaow! Haydi, anlat bizlere!

O, ben istediğim zaman olur. Bu arada, “bizlere” derken kaç kişiyi kastettiğini bilmiyorum ama benim için fark etmez, bilirsin.

Elbette Chuck, benimki lâfın gelişi…

Netice itibariyle röportaj yapıyoruz, elbette lâf konuşacağız, burası yan gelip yatma yeri değil ama sen yine de lâflarını seçerken dikkatli ol, taraf olmazsan bertaraf olursun bu âlemde. Neyse, Kastamonu’dayken herkes gerçek adım olan Nuri’yi kullanıyordu hâliyle. Cabbar, toraman bir çocuktum, tahmin edersin.

Etmem mi hiç…

Daha baştan farklıydım yani, bütün çocuklar oyuncak ayıyla uykuya dalarken ben gerçek ayıyla uyurdum. O zamanlar gıdalar da doğal, bir oturuşta bir ineği yiyorum falan. Ama ekmeksiz ve illâ ki diyet kolayla. Hattı zatında formuma dikkat etmem gerek. Sonraaa, karate salonlarının müdavimiydim mesela. Hani insan karate filminden çıkınca bir süre “Kayt! Kuyt!” diye hareketler yaparak dolaşır ya, o benim normal hâlimdi. Mütemadiyen uçan tekme filan. Devamlı hır gür, güleş, karate; e tabi arkadaşlar da sağ olsun zamanla “Çak be Nuri, Çak Nuri” diye tezahürata başladılar.

Abi yemin ediyorum ki ben röportaja ısındırayım, sempatini kazanayım diyerekten “Hey Chuck Norris, çak bi beşlik!” diye başlayacaktım.

O şekil başlamadığın iyi olmuş Cenk, verilmiş sadakan varmış. Velhasıl, Amerika’ya taşınınca Teksas Endüstri Meslek Lisesi torna bölümüne yazıldım. Türkiye’de dizileri hayli sevilen Mc Gyver da alt devremdir. O zaman 5 C’deydi. Bu anlattığım eski sisteme göre tabi, yeni düzende oranın adı Teksas Kentucky Fried Chicken İlköğretim Okulu oldu. Heeyt be, seneler nasıl da geçiyor…

Aman Abi, senden izin almışlardır mutlaka.

O ayrı! Neyse, genciz, kanımız kaynıyor ama cepte para yok, 70 sente muhtacız. Dedim ki arkadaşa, maaşlı işlerde hayat yok, ne uzarsın ne kısalırsın, gel şöyle kafamıza göre bir dükkân açalım. En sırtı yere gelmeyecek sektör de gıda biliyorsun. Neticede ne kadar kriz olsa millet boğazından kesmez. Ne açalım ne açalım derken aklıma kır pidesi geldi, biliyorsun bizim oralarınki meşhurdur. Mekânın adı “Chuck Nuri’s” olsun dedim ama Nuri’yi telaffuz edemezler diye biraz değiştirdik. Sonra bu sinema işleri çıkınca belli bir hava parasıyla devrettim orayı.

Chuck, hazır söz sinemadan açılmışken, Stallone’sinden Willis’ine, Arnold’undan Jet Li’sine, Jason Statham’ından Dolph Lundgren ve dahî nice yiğitlere mesken olan Cehennem Melekleri filminde neden oynamadığını bizim mahalledeki Hafize abla bile merak ediyor, ne diyorsun?

Valla Cenkcim ben prodüksiyon şirketini karşıma alıp konuştum. Tek şartla oynarım, bu çocuklar daha süt, benim yanımda melek gibi kalırlar, filmin adı “Chuck Norris ve melekleri” olsun dedim. Biliyorsun ben ol dedim mi olur. Ama onlara yan geldi. Ee, herkesin bir ayarı var değil mi ama? Misal, Türkiye futbolda dünya üçüncüsü olmuş, şimdi gidip Azerbaycan’la bir tutabilir misin?

Abi yalnız Azeri kardeşlerimiz bizi yendi.

Olsun, biz onlarla tek millet, çift santraforuz.

O da olur.

Yalnız bak sana peşinen söyleyeyim bu Hiddink’le olmaz bu iş abicim. Adam Milli takımı yönetiyor ama Türkiye’de yaşamıyor. İşini ciddiye alacaksın.Kebapçıysan dükkanında duracaksın usta! Bak mesela bana bir tarihte bir teklif gelmişti, “Alien-Predator elele, Chuck Norris kümeye” diye bir film.

Enteresan proje, peki biz niye görmedik bu filmi abi?

İşte işi sahiplenmek dediğim o! Ben marize başlayınca film 12 saniyede bitti. Yapımcı da ticari kaygılarla projeden vazgeçti.

Benzer bir durumu 24 dizisi için de duymuştum. Söylenene göre evvela seni seçmişler ama daha ilk çekimin 14’üncü dakikasında dünyadaki tüm teröristleri öldürmüşsün.

Evet, yeni teröristler türeyene kadar çekimleri ertelemişlerdi. Ona bakarsan 300 Spartalı’yı bana verin, komplesini çekirdek gibi ayıklayayım dedim ama planlar başkaymış. Animasyon işi, çizgi işi bize ters.

Abi son olarak şunu sormak istiyorum, sakalının altında ne var?

Çenem.

2 YORUMLAR

  1. bir ara küçük bir flaş oyun vardı. her tuşa bastığınızda farklı bir chuck norris esprisi (ALL Chuck Norris FACTS) çıkıyordu… Örneğin: Chuck Norris uyumaz, o sadece bekler. Chuck Norris suya düştüğünde ıslanmaz, su Chuck Norris lenir :DDDD

  2. 1951’de çekilen “İSTANBUL’UN FETHİ” filminde Bora Ayanoğlu (1946 İstanbul) değil,rahmetli babası Sami Ayanoğlu (1913 – 1971) oynadı.Aynı zamanda müzisyen olan tiyatro – sinema oyuncusu Bora Ayanoğlu,1972’de çekilen,baş rolünü Cüneyt Arkın’ın oynadığı “KARA MURAT FATİH’İN FEDAİSİ” filminde Fatih Sultan Mehmet rolünü oynadı.

CEVAPLA