Sinema ve müzik

Amerikan komedilerinin sevilen iki farklı ismini, Will Ferrell ve Mark Wahlberg’ü bir araya getiren “Babalar Savaşıyor” (Daddy’s Home) projesi Sean Anders imzası taşıyan bir aile komedisi. Will Ferrell’ın hitap ettiği kesim ile Wahlberg’ün espri anlayışını dozunda harmanlayışıyla da Sean Anders adına oldukça başarılı bir yapım.

maxresdefault “Babalar Savaşıyor” odaklandığı konu itibariyle gençleri, genç yetişkinleri ve artık gençliğini geride bırakmaya başlayanları oldukça ilgilendiriyor. Bir tarafta düzenli aile hayatı kurmak isteyen yetişkinleri, diğer tarafta ise yaptığı hatayı reddeden başına buyruk gençleri temsil eden iki ana karakteriyle “father” ile “daddy” kelimelerinin anlamlarını sorguluyor. Wahlberg tabi ki havalı, sorumluluk almaktan kaçınan yakışıklı ve eğlenceli biyolojik babayı, Ferrell ise kulağa cool gelmeyen yeti ve özellikleriyle iyi bir aile babasını oynuyor. Hikaye de Ferrell’ın, üvey baba olarak dahil olduğu aileye kendini henüz kabul ettirmişken çıkan sorunla, biyolojik baba Wahlbergle nasıl mücadele ettiği üzerinden şekilleniyor.

“Horrible Bosses 2” filminin yönetmenliğini de üstlenmiş olan Anders deyim yerindeyse kendi sularının dışına pek fazla çıkmıyor. Wahlberg’ün Ted serisindeki karakterini yumuşatarak hikayeye dahil ediyor ve Wahlberg etkisi, özellikle de Ted’de birlikte çalıştığı Seth MacFarlane (Family Guys) imzası kendini fazlasıyla gösteriyor. Yer yer klasikleşmiş Will Ferrell esprileri, komiklikleri ve davranışları göze çarpsa da hikayenin bütününe ve akılda kalan espriler göz önüne alındığında MacFarlane’in direkt olmasa bile senaryoya kattıkları kendini belli ediyor. Siyahi karakterin filmdeki alakasızlığı, annenin etkisizliği, erkekler arasındaki espriler, karakterlerin klişeler karşısındaki farkındalığı gibi birçok etken bu teoriyi de destekliyor.

daddys-home-movie-2015-reviews “Babalar Savaşıyor” ne tam bir aile komedisi, ne de tümüyle bir Wahlberg filmi. Ne bayağı ne de fazlasıyla absürt, dozu iyi ayarlanmış bir yapım. Elbette izleyiciye vaatler sunmuyor, hayatlarında büyük farkındalıklar yaratmaya çalışmıyor. Ama 90 dakika da olsa hayatlarımıza biraz olsun renk katıyor.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAPLA